İzmir Enternasyonal Fuarı kapılarını 94. kez açtı. Konserler, etkinlikler ve birbirinden renkli stantlar misafirleri ağırladı. 30 Ağustos Zafer Bayramı coşkusu da fuardaki etkinliklerle tüm kente yayıldı.
İzmirliler fuara koştu; ama sevilen sanatçıların konserleri olmasa fuara katılım nasıl olur, düşünmeden edemedim.
Zaten gazino kültürünü özlemle anan kentin insanları, lunaparklarını da yitirdi biliyorsunuz. E hayvanat bahçesi taşınalı yıllar oldu. İhtisas fuarları Gaziemir'de... Hadi onu iş dünyası tartışsın, paraşüt kulesi kaç yıldır kapalı? Kültürpark peyderpey azalan küçülen bir organizasyona dönüştü bazılarımızın gözünde.
Elbette yenilikler var, teknolojik gereçler, tarih konulu organizasyonlar, komedi gösterileri... Ancak cazibeli alanlar yok oluyor. Işıklı şovlar da bir zamanlar saatler süren etkinliklerin yerini ancak birkaç dakika için tutabiliyor. Hal böyleyken 1 ay açık kalan fuar, 10 güne, günlerce gezilen yerler, birkaç saate sığıyor tabi. Dün fuar zamanını iple çeken, gazinolarda eğlenen anneanne ve dedelerin torunları, bugün fuara gitmek için o heyecanı duymuyor.
Ara ara gelişmiş bazı ülkelerin yıllar önce, yıllar sonra diye paylaştığı fotoğraflara bakar; kent dokusunun nasıl korunduğuna, kültürün gelişirken nasıl saygıyla sürdüğüne şahit olur, şaşırırız. Ülkemizde maalesef bir yerin, bir hizmetin yıllar sonra aynı yerde, aynı kalitede bulunması mümkün olmuyor.
İzmir Fuarı her dönem yöneticilerin kendi düşüncesine göre şekillendi, halk onaylasa da onaylamasa da fuarına sahip çıktı.
Demem o ki bugünün İzmir Fuarı'nda emeği geçenlerin eline sağlık; ama doğrusu, vatandaşın yoklukla mücadele ettiği günlerde, İzmir'in simgesi için köklü bir planlama gerekiyor. Aman heyecanımızı yitirmeyelim, İzmir Fuarı kuru kalabalığın bir tur atıp evine döndüğü organizasyona dönüşmesin.