Yaşam

Garipçe Köyü’nden SİHA pazarının zirvesine uzanan yol! Selçuk Bayraktar’ın çocukluk anıları ilk kez bu kadar detaylı anlatıldı

Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar, çocukluğundan eğitim hayatına uzanan kişisel hikâyesini anlattı. Garipçe Köyü’nde başlayan yaşam yolculuğuna dair dikkat çeken detaylar paylaşıldı

Abone Ol

Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar, Patronlar Dünyası’na verdiği röportajda çocukluğuna dair anılarını paylaştı. Bayraktar’ın hikâyesi, Sarıyer’de bir balıkçı kasabası olan Garipçe Köyü’nde başlıyor. Dedesi balıkçı olan Bayraktar, çocukluğunun denizle iç içe geçtiğini belirtti. Altı yaşında olta ile tanıştığını, ağ atmayı öğrendiğini ve mahalle kültürü içinde büyüdüğünü anlattı. İlk balık tutma anısının altı yaşında olduğunu söyleyen Bayraktar, gece avları, küçük teknelerle ağ atma ve yakalanan balıkların birlikte pişirilmesi gibi anılarını aktardı.

DENİZLE GELEN DİSİPLİN

Denizin kendisi için sadece bir manzara olmadığını belirten Bayraktar, çocukluk yıllarında tekne motoru tamiri, bakım, sintine temizliği ve tekneyle aileyi gezdirme gibi sorumluluklar üstlendiğini ifade etti.

GARİPÇE KÖYÜ VE KÖKLER

Selçuk Bayraktar, nüfusa kayıtlı olduğu Garipçe Köyü’nün hayatındaki yerini detaylandırdı. Köyün mütedeyyin yapısından, alkolün bulunmamasından ve dedesinin sigara ile alkole karşı tavrından söz etti. Aile mezarlarının Garipçe’de olduğunu belirten Bayraktar, babası Özdemir Bayraktar’ın da orada defnedildiğini ve kendisinin de son istirahatgâhı olarak burayı düşündüğünü ifade etti.

AİLE İÇİ DİSİPLİN VE ROL MODELLER

Bayraktar, babası Özdemir Bayraktar’ı evdeki otorite olarak tanımladı. Sürekli çalışan bir mühendis olan babasının, çocukluk yıllarında disiplin kaynağı olduğunu söyledi. Annesi Canan Bayraktar’ın ise hayatında ayrı bir yere sahip olduğunu vurguladı. İstanbul İktisat mezunu olan Canan Bayraktar’ın, Sanayi Kalkınma Bankası’nda çalıştığını ve üniversiteyi bitirmeden iş hayatına atıldığını anlattı. Annesini sadece çocuk büyüten biri olarak değil, bir rol model olarak gördüğünü belirtti.

ÇOCUKLUKTA ANNELİK ÖZLEMİ

Selçuk Bayraktar, ilkokul yıllarında annesini sık sık özlediğini dile getirdi. Bu özlemin, bugün kendi çocuklarıyla kurduğu ilişkiye yansıdığını ifade etti Baykar tesislerinde çalışanların çocukları için kreş bulunduğunu, oğlu Asım Özdemir ile gün içinde zaman geçirebildiklerini anlattı.

ANNEM SAYESİNDE ROBERT’E GİRDİM

Eğitim hayatında annesinin rolünü gizlemediğini söyleyen Bayraktar, ders çalışmayı sevmediğini ancak annesinin kendisini disipline ettiğini aktardı. Matematik ve fen derslerine ilgisi olduğunu, ancak zor disipline edilen bir çocuk olduğunu belirtti.

ATÖLYE KÜLTÜRÜ VE MÜHENDİSLİK

Bayraktar, mühendisliğin kendisi için bir “zeka gösterisi” değil, bir “kurum kültürü” olduğunu söyledi. Küçük yaşlardan itibaren babasının kurduğu Baykar’da çalıştıklarını, talaşlı imalat yapılan atölyelerde zaman geçirdiklerini anlattı. Torna, freze ve tesviye işleriyle tanıştığını belirten Bayraktar, çocukluk tatillerinin Sarıyer denizinde geçtiğini ifade etti.

MODEL UÇAK VE HAVACILIK MERAKI

Söyleşide model uçak merakına da değinen Selçuk Bayraktar, babasının yurt dışından getirdiği ancak uçuramadığı model uçağın daha sonra kendisine nasip olduğunu anlattı. Garipçe’de model uçak uçurmanın 90’lı yıllarda nadir bir uğraş olduğunu belirtti. İçten yanmalı motorlu model uçaklarla denize iniş hikâyelerini paylaştı. Babası Özdemir Bayraktar’ın pilotluk eğitimi aldığını, sekiz yaşında kendisini Samandıra’ya götürerek küçük uçaklarla uçurduğunu söyledi.

ERKEK ÇOCUK İÇİN BABA KAHRAMANDIR

Bayraktar, çocukluğundaki kahraman figürüyle ilgili soruya şu yanıtı verdi: Mühendislik merakının baba figürüyle birleştiğini ifade etti. Selçuk Bayraktar, Garipçe Köyü’nden Robert Kolej’e geçiş sürecini sosyal ve kültürel bir değişim olarak tanımladı. Robert Kolej’e geçişi için şu ifadeyi kullandı: “Kasabadan gelmiş gibi” Bu geçişin duygusal ve ideolojik yükü olduğunu belirtti.

BABA NASİHATI

Bayraktar, babası Özdemir Bayraktar’ın okula başlamadan önce yaptığı uyarıyı aktardı: “Burası Batı’nın Amerika’nın devşirme mektebi gibi bir yer.” Robert Kolej’in misyoner kökenine dikkat çekildiğini ve inanç dünyası açısından farkların vurgulandığını söyledi. Selçuk Bayraktar, kendisini nasıl tanımladığı sorusuna şu yanıtı verdi: “Türk Müslüman Selçuk Bayraktar diye tanımlarım. Bu ülkenin evladı.” Ardından şu ifadeyi kullandı: "Selahaddin Eyyubi’nin de torunuyuz, Fatih Sultan Mehmet’in de, Eyüp Sultan'ın da…"

HÜRRİYET