Günümüzde seyahat edenlerin beklentileri yalnızca görmek, dinlenmekten çıkıp deneyimlemek, tatmaya doğru evrilmiş durumda. Gastronomi (yemek) turizmi, bu dönüşümün hem itici hem de somut göstergelerinden biri.Gastronomi, hem destinasyonlar için farklılaşma stratejisi olarak öne çıkıyor hem de turistin bütçesinde giderek artan pay almaya devam ediyor.
Gastronomi turizmi sektörü son yıllarda çok hızlı bir büyüme gösteriyor. Global gastronomi / food tourism pazarı 2024’te yaklaşık 961,5 milyar dolar seviyesinde tahmin ediliyor ve 2025-2034 döneminde yıllık bileşik büyüme oranı (CAGR) yüzde 17,30 olarak projeksiyonlarda yer alıyor.
Başka bir araştırma da global mutfak turizmi pazarının 2023’te 11,5 milyar dolar seviyesinde olduğunu ve 2030 yılına kadar 40,5 milyar dolara ulaşabileceğini öngörüyor.
Araştırmalar gösteriyor ki seyahat edenlerin yüzde 93’ü son iki yıl içerisinde gıda & içecek ile ilgili bir aktiviteye katılmış. Turistlerin yüzde 82’si, seyahatte evdeki ortalama harcamalarına kıyasla daha fazla yiyecek ve içeceğe para harcıyor. Seyahat edenlerin yüzde 62’si ise gezi sırasında keşfettiği yerel ürünleri eve götürmek üzere satın alıyor.
Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü (UNWTO), gastronomi ve içecek turizmini turizmi çeşitlendirmek, yerel kalkınmayı desteklemek ve tarım ile turizmi birleştirmek açısından kritik fırsatlar olarak değerlendiriyor. Akdeniz ülkeleri (özellikle İspanya, İtalya, Yunanistan) gastronomi turizminde ön plana çıkarken; Güneydoğu Asya ülkeleri (örneğin Tayland, Endonezya) da hızlı bir yükseliş sergiliyor.
TÜRKİYE'DE DURUM
Türkiye, zengin mutfak kültürü ve coğrafi çeşitliliği sayesinde gastronomi turizminde önemli fırsatlar barındırıyor. TÜRSAB’ın Gastronomi Turizmi Raporu’na göre, Türkiye dünyada 94 gastronomi topluluğu ile 23. sırada konumlanıyor. 2014 yılında turistlerin Türkiye’de yaptığı toplam harcamaların yaklaşık yüzde 19–20’si yeme-içme alanına yönelmiş durumda. 2022 yılında ise Türkiye’ye gelen turistlerin kişi başı ortalama harcaması 901 dolar iken, yeme‑içme harcaması bir önceki yıla göre yüzde 44,2 artış göstermiş.
Türkiye'de gastronomi denildiğinde akla ilk gelen destinasyonlardan olan Gaziantep, UNESCO tarafından 'Gastronomi Şehri' olarak ilan edildi. Türkiye genelinde 360’tan fazla gastronomi festivali düzenlenirken, 34 gastronomi müzesi faaliyet gösteriyor. Ayrıca 124 coğrafi işaretli ürün sayısı bulunuyor. Bu rakamlar Türkiye’nin mutfak mirasını turizme entegre etme potansiyelini gösteriyor.
Gastronomide örnek şehirler arasında Gaziantep, İzmir, İstanbul, Şanlıurfa, Mardin, Erzurum ve Kayseri gibi yerler öne çıkıyor. Ege mutfağı, zeytinyağlılar ve deniz ürünleriyle; Güneydoğu Anadolu mutfağı ise baharat zenginliği ve et yemekleriyle biliniyor. Gastronomi turizmi, hem destinasyonların rekabet avantajı kazanmasını sağlayan hem de turist harcamalarında payı giderek artan bir sektör haline gelmiş durumda. Türkiye’nin coğrafi ve kültürel zenginliği bu alanda büyük bir potansiyel sunuyor. Ancak bu potansiyelin sürdürülebilir şekilde geliştirilmesi için tanıtım yatırımları, marka şehir stratejileri, altyapı iyileştirmeleri ve eğitimli insan kaynağı kritik önemde.