Genç piyanist Ares Altıkulaç’ın başarı sırrı

Ares Altıkulaç, ülkemizin sanat birikimini genç yaşında bünyesinde taşıyan bir sanatçı. Yolunda emin adımlarla yürüyor. Başarısını, sanat tutkusunu ve ailesini anlattı.

Abone Ol
Araştırmacı-yazar Kemal Yalçın’ın bir yol hikayesidir, Ares. Geçtiğimiz yıl Ares Altıkulaç’ı İzmir- Menderes’te Ahmetbeyli Köyü’nde yapılan Klaros Felsefe, Sanat, Kehanet Festivali açılışında tanıyor. Sahnede genç ama usta işi piyano çalan bir piyanist vardır. Herkes nefesini tutarak dinliyordur. Ve alkışlar. Toplumsal hayatımızda büyük yeri olan eserleri başarıyla çalar. Kemal Yalçın’ın tanık olduğu alkışlar ve tınıların izini sürdük. Bugün sayfamın konuğu Ares Altıkulaç.

KİMDİR?

6 Kasım 2009’da tarihinde İstanbul’da doğmuşum. Hayatımın ilk sekiz yılı Artvin- Ardanuç’ta geçti. Üç buçuk yaşında Artvin’de piyano dersleri almaya başladım. 2017 yılında ailemle birlikte Menderes’e gelip yerleştik. Babam Menderes’te “Akuli” adlı bir sanat, müzik ve eğitim okulu açtı. Müzik merakım aileden geliyor. Korolarda görev alan anneme “Türkü kızı” derlerdi. Adının anlamı ne Ares? Annem ve babamın anlattıkları var ismimin hikayesiyle ilgili. Annem Yunan mitolojisini çok sever. Mitolojiden ARES ismini seçmişler. Ares savaş tanrısıdır. Ailem “Ölmeyen, sonsuz barış olsun” demişler. Ailem beni hep doğanın ve müziğin içinde yetiştirdi. İlk yaşlardan itibaren Mozart dinlettiklerini söylerler. İnsanı, doğayı ve her canlıyı onun için çok sevdim. Babanın Ardanuç’ta özel bir müzik okulu açtığını biliyorum. Evet. Babam önce Ardanuç’ta daha sonra Artvin’de “Akuli Müzik Atölyesi” adlı bir özel müzik okulu açmış. Burada müzik yeteneği olan çocukları, gençleri konservatuvara hazırlar.. Birçok yetenekli çocuğa yol açtı. Dolayısıyla gözlerimi müzik dünyasında açtım. Müzikli bir çevrede büyüdüm. Üç buçuk yaşından itibaren Güzel Sanatlar Akademisi çıkışlı bir müzik öğretmeninden ders almaya başladım. Bu dersler oyun biçiminde oluyordu benim için. Piyano çalmaya oyun oynar gibi başladım.

YENİ OKUL ORTAMI

İzmir ortamını nasıl buldun? 2017 yılında Artvin’den İzmir’e geldik. Gazikent İlkokulu’na kaydoldum. Okula ve çevreye uymak benim için çok zor oldu. Ben ilkokula 5,5-6 yaşımda başlamıştım. Sınıfımızın küçüklerindendim. Sınıftaki büyük çocuklar bana baskı yapıyorlardı. İzmir’e geldiğim ilk yarım senede çok zorluk çektim. Hiç arkadaşım yoktu. Sürekli Artvin’deki arkadaşlarımı, okulumu arıyordum. Okuldan nefret ediyordum. Zorbalığa maruz kalıyordum. Okula gitmek istemiyordum. Bu nedenle annemle sürekli kavga ediyordum. Durumumu anneme anlattım. “Anne lütfen okula gelin, benim çektiklerimi kendi gözlerinizle görün” dedim. Annem ve babam okula geldiler. Durumumu gördüler. Bana hak verdiler. Derhal beni okuldan aldılar. Menderes’e bağlı “Oğlananası” köyü var. Bu köyün ilkokuluna başladım. Sınıfımız 16 kişiydi. Okulun mevcudu 100 öğrenci idi. Bu köydeki çocuklar bana çok sıcak davrandılar. Böyle bir sıcaklığı hiç beklemiyordum. Piyano çaldığını da öğrendiler tabii… Evet, sınıf arkadaşlarım benim piyano çaldığımı öğrenince bana daima destek oldular. Oğlananası Köyü İlkokulu’nun matematik öğretmeni Onur Hoca çok iyi bir öğretmendi. Bana çok iyi davranıyordu. Bu okula ısındım, arkadaşlarımı sevdim. Oğlananası Köyü İlkokulu’na 4. sınıfın sonunda gelmiştim. 4. sınıfın sonunda 9 Eylül Üniversitesi Konservatuvarı sınavlarına hazırlandım. Bu sınav üç aşamalı bir sınavdı. Birinci aşama ritm, müzik, armoni; ikinci aşama da aynı fakat daha zordu. Üçüncü aşamada fiziksel özelliklere, elin yapısına bakıyorlardı. Birinci aşamada 75 puan, ikinci aşamada 90 puan aldım. Üçüncü aşama sınavına geç kaldım. Sınav salonuna vardığım zaman sınav başlamıştı. Benden önce sınava girenlere tek tek ne çalmak istediğini soruyorlardı. Öğrenciler “Bana ne verirseniz çalarım” diyorlardı. Sıra bana geldi. Tüm hocalar sınav odasında idiler. Bana ne çalmak istediğimi sordular. “Piyano çalmak istiyorum” dedim. Sınav çıkışında herkes mutluydu. Herkes okula alınmıştı. Bir hoca geldi, “Seni yedek bıraktık” dedi. Çok üzüldüm! Orada bir banka oturdum, 4-5 saat ağladım. Bir iki hafta boyunca geceleri hep ağlıyordum. Ailen ne yaptı bu durumda? Benim çok üzüldüğümü, sürekli ağladığımı gören annem babam da çok üzülüyorlardı. Bu işe bir çözüm bulmak için annem ve babamla sınav komisyonuna gittik. Orada Behice adlı bir kız öğrenci gördük. O da fiziksel özellikler yüzünden konturbasa alınmamış, yedeğe alınmıştı. Behice’nin ailesi ile benim ailem bizlerin haklarını almak için çok direndiler. Bu direnme olumlu sonuç verdi.

KORONA BAŞLAYINCA

Eğitim ortamını anlatır mısın? Çok sevdiğim bölüme alınmıştım. Fakat öğretmenimiz çok sert ve disiplinliydi. Benim üzerimde baskı uyguluyordu. Ben bu baskılardan dolayı notaları unutuyordum, ödevlerimi yapmak istemiyordum. Hocalarım bana çok kızıyorlardı. “Sen çok yeteneklisin ama hiç çalışmıyorsun,” diyorlardı. Çalışsam bile onlara yeterli gelmiyormuş. Ortaokul 5. sınıfta sene sonu sınavına girmiştim. Çok çalıştım ve 95 puan alarak 6. sınıfa geçtim. Ancak tam 6. sınıfa başlayacakken korona salgını başladı. Hocalarımız “Bir şey olmaz! Biz tatile girmeyeceğiz!” diyorlardı. Ancak tüm dünya bir anda durdu. Okulumuz bir hafta tatil edildi. Sonra bir haftalık tatil bir yıla çıktı. Salgın ortamını anlatır mısın biraz? Online dersler çok zordu. Çünkü online piyano derslerinde piyanonun sesi iyi duyulamıyordu. Hocanın sesi kesiliyordu. Bu nedenle 6. sınıf çok zor geçti. Piyanoya ilgim azaldı. Sanki tüm piyano bilgilerimi unutmuştum. Annem babam ile sürekli kavga ediyordum. Onlar “Çalış” dedikçe ben inat ediyor, çalışmıyordum. Benim için internet oyunları, bisiklet sürmek, yakar top oynamak daha ilginçti. Derslere hiç çalışmıyordum. Notlarım çok kötü idi. Buna rağmen 6. sınıf online sınavında 85 puan alarak sınıfımı geçtim.

ÖĞRETMENLERİN ETKİSİ

Öğretmenlerinden söz eder misin? 5. ve 6. sınıfta benim piyano öğretmenim Başak Gören adlı bayan öğretmendi. Ben Başak Öğretmeni çok sevdim. Bana göre Başak Öğretmen hem iyi bir insan hem de teknik olarak okulun en iyi piyanisti idi. Başak Öğretmen piyano öğretmeni değildi, gerçek bir piyanist idi. 7. sınıfa geldiğim zaman bir gerçeği fark ettim. Bir insan ne kadar yetenekli olursa olsun, çalışmayınca yetenek işe yaramıyordu. Bunu anladıktan sonra çok çalışmaya başladım. 7. sınıf ilk döneminde çok çalıştım. Ara dönem ilk sınav zamanı geldi. Ben ilk sınavda 95 puan aldım. Ama sınava girmeden önce bir haber duydum. Başak Öğretmen hamileymiş ve bir gün sonra doğum yapacakmış, bu nedenle benim sınavıma giremeyecekmiş. Çok üzüldüm. Beni başka bir öğretmen sınava çağırdı. Bütün öğretmenler sınav yaptı. Başak Öğretmenim yoktu ve ben 95 puan almıştım. Bu benim için çok büyük bir başarı idi. Başak Öğretmen sınavdan sonra bana bir mesaj gönderdi. “7. sınıf ikinci döneminde yanında olamayacağım” dedi. Ben buna çok üzüldüm ve yeni öğretmenimizin kim olacağını sordum. “Aslı Gedikli olacak,” cevabını verdi. Sonra sınıfa girdim, Aslı Hoca bana piyanonun başına oturmamı söyledi. Piyanonun başına oturdum. Başak Hoca’nın ikinci dönemde bana verdiği ödevleri saymamı istedi. Ödevlerimi söyledim. “Bu parçalar çok zor” dedi. İlk derse başladık, çok güzel geçti. Ve ben burada şu gerçeği anladım: Başak Hoca ve Aslı Hoca çok iyi birer piyano öğretmenidirler. Aslı Hoca “Ben seni piyanist değil, bir sanatçı yapmak istiyorum” dedi. Ben Aslı Hoca’nın bu sözünden çok etkilendim. İlk ders çok verimli geçti. Ben Aslı Hoca’yı da sevdim. Derslerime iyi bir şekilde çalışmaya başladım. Kültür dersleri sınavlarında matematikten 70, Türkçeden 90, İngilizceden 94, resimden 90, fen bilimlerinden 96 puan aldım. Kendime olan güvenim arttı. Ahmet Kerim Acar öğretmenim bana çok güvendi, ben de ona güvendim Piyano sınavına iki ay kalmıştı. Fakat ben parçalarıma hiç hazır değildim. “İki ay içinde bu parçaları çok iyi derecede çalmazsan sınıfta kalırsın ve okuldan atılırsın” dediler. Birçok piyano öğretmeni bu yükün altına girmek istemedi. Hatta Aslı Hoca bile benden umudunu kesti. Fakat benim en çok sevdiğim Ahmet Kerim Hocam benden umudunu hiç kesmedi. Bana güvendi, beni terk etmedi. “Çalışırsan, çok çalışırsan başarırsın!” dedi. Çok çalışmaya söz verdim. İki ay boyunca, her gün 4-8 saat arasında çalıştık. Sınava bir hafta kala ben çok kötü bir şekilde hastalandım. Fakat bir parçam henüz hazır değildi. Mozart’ın 20 dakikalık “Viyana Sonatı”nı ezberimden çalmam gerekiyordu. Annem ve babam eğer başarırsam gurur duyacaklarını ve bana bir bilgisayar alacaklarını söylüyorlardı. Sınava bir hafta kala ben saat başı kusmak için tuvalete koşuyor, sonra hemen piyanonun başına oturuyordum. Canım çok acıyordu. Dayanamıyordum. Artık kendime olan güvenim de azalmıştı. Fakat Ahmet Kerim Hoca pes etmemişti. Benim yanımda duruyordu. Ben “Hocam lütfen siz gidiniz” desem bile gitmiyordu. Böylesine yoğun ve severek çalıştım ve son dakikada parçayı bitirdim. Sınav günü geldi. Ben hâlâ biraz hastaydım. Sınav günü sıra bana geldi. Aslı Hoca beni çağırdı. Sınav odasına girdim. Tüm parçaları ezberden 40 dakika çaldım ve hocalarıma teşekkür edip salondan çıktım. Hatta çalma esnasında hocalardan gülenler, dikkatimi dağıtmak isteyenler de oldu. Ama ben gene de dikkatimi hiç dağıtmadım. Parçalarımı çok güzel çaldım. Akşam sınav notları açıklandı. 90 puan alarak başarmıştım. Ne hissettin? Çok sevindim! Çok mutlu oldum! Yapamazsın diyenleri yanılttım ve başardım. Nasıl başardım? Hem yetenek hem çok çalışmak hem de motive olmak başarının sırrıdır. Bana zorluklar karşısında pes etmemeyi annemle babam öğrettiler. Babam çok iyi bir bestecidir. Bana göre mutluluk hayatın kendisidir. Hayata karşı sevgimiz kalmazsa yaşamanın anlamı da kalmaz.

Ailem bana hep kitap okur

“Hem yetenek hem çok çalışmak hem de motive olmak başarının sırrıdır. Bana zorluklar karşısında pes etmemeyi annemle babam öğrettiler. Babam çok iyi bir bestecidir. Bana göre mutluluk hayatın kendisidir. Hayata karşı sevgimiz kalmazsa yaşamanın anlamı da kalmaz. Ben ismimi çok severim. Kitap okumayı çok severim. Romanları ve belgeselleri çok severim. Sabahattin Ali’yi, Zülfü Livaneli’yi, Nazım Hikmet’i, Yaşar Kemal’i de çok severim. Ben kendimi bildim bileli annem bana hep kitap okur. Ben kendi kendime söz verdim: Asla pes etmedim, etmeyeceğim ve ben dünyanın hatta evrenin en iyi piyanisti olacağım.”