"Başını kaldır,
çevrene bak; beş nesne gör,
Sessizce dinle, dört ses duy,
Bedeninde üç şey hisset,
İki şey kokla,
Bir şey tat,
Şimdi kendine sor: Bu egzersizden önce bunların farkında mıyım? Büyük olasılıkla hayır. Çünkü zaten hep oradaydılar, ama sen onları görmüyordun, duymuyordun, koklamıyordun, tatmıyordun. Sadece 45 saniye dikkatini vermen bile dünyanın ne kadar zengin olduğunu fark ettirmedi mi?
Az önce yaşadığınız bu deneyim farkındalığın sadece bir yüzüydü. Farkındalık iki ayrı boyutta ele alınabilir.
İlki öz farkındalık. Öz farkındalık kendi iç dünyamıza, değerlerimize, güçlü yanlarımıza, geçmiş deneyimlerimize dönük öğrendiklerimizdir. “Ben kimim?” sorusunun yanıtıdır, yani kendi kullanma kılavuzumuzdur: “Ben stresli dönemlerde içe kapanırım.”, “Haksızlık karşısında öfkelenirim.”, “Yeni ortamlarda çekingen davranırım.”
İkincisi an farkındalığı. Karşılaştığımız, yaşadığımız olaylar karşısında oluşan duygularımız, düşüncelerimiz ve bedenimizde hissettiklerimizdir. “Şu an ne yaşıyorum?” sorusunun yanıtıdır: “Şu anda kalbim hızla atıyor”, “Dans ederken enerji dolduğunu hissediyorum”, “Toplulukta gergin oluyorum.”
Özfarkındalık daha çok “pusula”, an farkındalığı ise “harita” gibidir. Pusula kim olduğunuzu ve hangi yöne gittiğinizi gösterir, harita ise şu an tam olarak nerede olduğunuzu.
Peki neden ikisi birlikte gerekli? Asıl güç her ikisinin dinamik etkileşiminden ortaya çıkar. İkisinin birlikteliği, bizi ne geçmişin mahkumu yapar ne de anın kurbanı. Bunun yerine, bilinçli seçimler yapabiliriz, esnek ama köklü bir farkındalık yaşayabiliriz.
Peki bu iki farkındalığın bize katkısı nedir? Farkındalık beynimizde pozitif değişiklikler yaratır. Karar verme süreçlerinden sorumlu prefrontal korteks güçlenir, öğrenme ve bellekten sorumlu hipokampus gelişir, stres tepkilerinden sorumlu amigdalanın aşırı aktivitesi azalır.
Farkındalık kortizol seviyelerini düşürür, kan basıncını dengeler ve bağışıklık sistemini güçlendirir. Uyku kalitesini artırır, kronik ağrılar azalır ve genel enerji seviyesi yükselir.
Farkındalık duygusal zekanın gelişimini sağlar. Kişi önce kendi duygularını fark etmeyi, sonra bunları yargılamadan kabul etmeyi öğrenir. Empati kapasitesi gelişir ve ilişki kalitesi artar. Dinleme becerileri güçlenir, yaratıcılıkgelişir ve problem çözme kapasitesi artar.
Asıl soru şu: Farkındalığımızı nasıl geliştiririz?
1. Diş fırçalama, çay/kahve içmek, telefona bakmak gibi günlük rutinlerinizi fark ederek yapın.
2.Günde birkaç kez durup “Şu anda ne hissediyorum, ne düşünüyorum?” diye kendinize sorun.
3. Her gün en az 10 dakika hiçbir şey yapmadan, müzik dinlemeden, konuşmadan sadece sessiz kalın.
4. Yemeği yavaşça çiğneyin, lezzetleri fark edin, doyduğunuzda durun.
5.Yürürken ayaklarınızın yere değişini, koşarken nefes alışınızı, spor yaparken kas hareketlerinizi hissedin.
6.Hangi durumların sizi öfkelendirdiğini, üzdüğünü ya da mutlu ettiğini gözlemleyin.
7.Yatmadan önce günün önemli anını hatırlayın, ne yapıyordunuz, ne hissettiniz, ne düşündünüz?
İlk haftalarda sadece "Aa, fark ettim" anları yaşarsınız. Birkaç ay sonra stresli durumlarda daha sakin kalabildiğinizi, insanları daha iyi dinlediğinizi, genel olarak yaşamdan daha çok keyif aldığınızı fark edeceksiniz.
Şu an bile, bu satırları okurken nefesinizi hissedebilir, ayaklarınızın yere değdiğini fark edebilirsiniz. Farkındalık, yaşamın sıradan anlarını sihirli kılan anahtardır.