in ,

Gıdacılara göre çıkış yolu ithalatta değil…

‘Pandemi süreci bize çok şey öğretti aslında. Bunlardan biri de tarım ve gıdanın ne kadar önemli olduğudur. Ülkemiz ithalat sarmalından derhal çıkmalıdır. Eskiden olduğu gibi kendi kendine yeten bir ülke konumuna gelmelidir. Gıda egemenliğini hakim kılacak bir tarım politikası yaratılmalıdır’

gidacilara-gore-cikis-yolu-ithalatta-degil

TMMOB Gıda Mühendisleri Odası İzmir Şubesi Başkanı Uğur Toprak, salgın sürecinde gıda güvenliği ve temiz gıdaya erişim konusunda önemli açıklamalarda bulundu. Ege Telgraf’ın sorularını yanıtlayan ve içinden geçtiğimiz sıkıntılı dönemde alınması gereken önlemleri bir kez daha hatırlatan Oda Başkanı Toprak, ithalat, açıkta satış ve güvenli gıdaya erişim gibi son dönemde tartışılan pek çok konuya da açıklık getirdi. Toprak ayrıca, alanında uzman olmayan kişilerin beslenme ve bağışıklık konusundaki açıklamalarına itibar edilmemesi gerektiğine dikkati çekti.

Geçtiğimiz hafta alınan peynir ithalatına yönelik karar kısa ve uzun vadede ne gibi sonuçlar doğuracak?

Ne yazık ki sadece peynir de değil. Karara göre bu ülkeden “500 ton taze peynir, 500 ton eritme peynir, 500 ton diğer peynir, bin ton pirinç, 2 bin ton yulaf, 400 ton yerfıstığı, bin ton rep veya kolza tohumları, 5 bin ton ayçiçeği tohumu, 2 bin ton hint yağı tohumu, 2 bin ton susam tohumu, 2 bin ton aspir, 200 ton yağlı tohum, 1500 ton çikolata ve kakao içeren diğer gıda müstahzarları” ithal edilebilecek. Pandemi süreci bize çok şey öğretti aslında. Bunlardan biri de tarım ve gıdanın ne kadar önemli olduğudur. Ülkemiz ithalat sarmalından derhal çıkmalıdır. Eskiden olduğu gibi kendi kendine yeten bir ülke konumuna gelmelidir. Gıda egemenliğini hakim kılacak bir tarım politikası yaratılmalıdır.

Aynı şekilde içinden geçtiğimiz süreçte diğer gıda ürünlerinde ithalatın devam etmesi doğru mudur? İthalat kararının gıda güvenliği ve sağlık açısından sakıncaları var mı?
Tarımda “Milli ve yerli” söyleminin gereği; taşıma suyla değirmeni döndürmeye çalışmak yerine kendi öz kaynaklarımıza yönelmektir. Tarım açısından zengin kaynaklara sahip olan ülkemiz, 83 milyon insanı rahatlıkla besleyecek toprak büyüklüğü ve verimliliğine sahiptir. Tarımsal girdi fiyatlarının ucuzlatılması ile başlayacak reform hareketi,  getirilecek muafiyet ve özendirmelerle yükseltilmeli, ülke insanının ihtiyacı olan bitkisel ve hayvansal üretim gerçekleştirilmelidir. Öncelikle vurgulamalıyız ki; tarımsal üretim sürdürülmesi, üreticinin üretimden uzaklaşmaması hayati bir önceliktir. Atılan her adımda hedef sürdürülebilir üretim olmalıdır. Ana gıda maddesini ithal eder duruma gelen ülkemizde artık ithalatı genişleterek yapılan hataları tekrarlamak yerine daha ciddi ve bağlayıcı kararlar alınması gerekmektedir. Tarımın, serbest piyasa koşullarına terk edilemeyecek kadar stratejik bir sektör olduğu ve gelişmiş ülkelerce de böyle yönetildiği akıldan çıkartılmamalıdır. Bir kez daha ifade ediyoruz; ithalat bir çözüm yolu değildir. Tarım politikaları ivedilikle gözden geçirilmeli, kooperatifçilik desteklenmelidir. Unutulmamalıdır ki; ithal etmek yerine üreticiyi destekleyip tüketiciye güvenilir gıdayı ulaştırmak devletin asli görevlerinden biridir.

Market, semt pazarı ve alışveriş merkezleri bünyesinde gıda satışlarıyla ilgili denetlemeler ve incelemeler yaptınız, alınan önlemleri yeterli görüyor musunuz? Şu anda risk yoktur denilebilir mi?
Pazaryerlerinin fiziki şartlarını yetersiz olduğu ve mutlaka iyileştirilip gıda bilimi konusunda eğitim almış kişilerce denetlenmesi gerektiğini sıkça dile getiriyorduk. Sürecin başında pazaryerlerindeki riski en aza indirebilmek adına İzmir Büyükşehir Belediyesi Bilim Kurulu ile odamız bir dizi önlemler belirledi. Bu önlemlerin uygulanması, pazar esnafımızın kişisel hijyen, eldiven ve maske kullanımı ile gıda güvenliği konusunda bilgilendirilmesi için büyükşehir ve ilçe belediye zabıta ekipleriyle beraber odamız bazı ilçelerde pazaryerlerinin denetimini gerçekleştirmişti. Korona virüs sürecinde 5 ayı geride bıraktık. Vaka ve hasta sayılarına baktığımızda ilk günlerde aldığımız önlemleri yeniden hayata geçirmemiz gerektiği sonucunu çıkartıyoruz.

Ekmek ve diğer unlu mamuller büyük marketlerde poşetlerde satılıyor. Ekmek virüsün yayılması açısından riskli bir ürün mü? Vatandaş ekmek alırken nelere dikkat etmelidir?
Mart ayı sonlarına doğru korona virüs salgını önlemleri kapsamında, fırınlardan ekmek satışına ambalaj şartı getirildi. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yayımladığı genelgede, fırınların ekmek ve ekmek çeşitlerini, gıda ile temasa uygun kağıt veya plastik esaslı bir ambalaj malzemesine konularak satışa sunmayı zorunlu kıldı. Ekmek, poğaça, gevrek gibi ürünler alınırken dokunarak seçmek yerine, göz ile seçip alınmalıdır. Ayrıca, ekmek ihtiyaç kadar yani günlük tüketilecek kadar satın alınmalıdır. Ekmekler tüketilmeden önce dilimlenmelidir. Ekmekler doğru ambalajlarda saklanmalı, gazete kağıdına sarılmamalıdır. Ekmeğin saklama koşullarına dikkat edilmelidir. Kapalı bir ekmek kutusunda, temiz bir poşet içinde, dolapta ve nemli olmayan ortamda saklamaya özen gösterilmelidir. Eğer uzun süre saklanması gerekiyorsa, poşetlenerek derin dondurucuda saklanmalıdır. Alınan ekmek sıcaksa eğer, soğuduktan sonra poşete konmalıdır, yoksa nemlenir ve küflenmesi hızlanır. Bayatlayan ekmekler çöpe atılmamalı, kurutulmuş ekmek içi veya galeta unu şeklinde değerlendirilmelidir.

Korona virüse karşı sıkça tavsiye edilen bağışıklığı artırıcı gıdalar ne derecede faydalıdır? Vatandaşların hastalıktan korunabilmesi için bu süreçte özellikle tercih etmesi gereken ürünler nelerdir?
Sağlıklı bir yaşamın sürekliliğinin sağlanmasında yeterli ve dengeli beslenmenin önemini anlamak ve anlatmak oldukça önemli bir görev olarak algılanmalı ve toplumun güvenilir gıdaya erişiminin sağlanması, başta devlet olmak üzere ilgili her kurum ve kuruluşun asli görevleri arasında görülmelidir. Özellikle son yıllarda gıdaya dair bilgilendirme adı altında olumsuzu öne çıkaran ve bununla medya organlarında kendisine yüksek izlenme karşılığı yer bulan uzman görüşleri, toplumun gıda ile ilgili bilgilerine kaynak teşkil etme düzeyine ulaşmıştır. Bu durum, ciddi bir bilgi kirliliğine neden olmaktadır. Bilgi kirliliği de ülkemizde gıda ile ilgili en büyük sorunlardan biridir. Medyadaki yayınlarda gıdada uzmanlığı ve yetkisi olmayan kişiler, tüketicileri doğru ve güvenilir gıda tüketmekten alıkoymaktadır. Gıdaların üretim teknolojilerini ve ürün özelliklerini bilmeden, bilimsel-mesleki yetkinliğe sahip olmadan popüler olmak, takipçi sayısını arttırmak, kitaplarının reklamını yapmak, satışını arttırmak ve muayenelerine gelen hasta sayısını arttırmak adına, herhangi bir gerçekçi dayanağı olmadan yaptıkları yanlış ve bilimsellikten uzak açıklamalarla kamuoyunu yanıltan, insanların akıllarını karıştıran bu kişilere bir bilim insanının sahip olması gereken etik kuralları hatırlatıyoruz. Bilgi kirliliği ile mücadele etmek mesleki ve etik sorumluluk taşıyan herkesin görevidir. Gıda ve beslenmeye yönelik bilgi kirliliğini ortadan kaldırmak için, doğru bilginin doğru kaynağından elde edilmesi gerekir. Yazılı, görsel ve işitsel medyanın, konusunda uzman olmayan, kamuoyunu yanıltan kişilerin yerine, odamızın ve üniversitelerde gıda bilimi üzerine görev yapan bilim insanlarının görüş ve düşüncelerini dikkate alması ve doğru bilginin bu kişiler yoluyla kamuoyuna ulaştırılması gerektiği kanaatini taşıyoruz.

Kurban Bayramı’nı geride bıraktık. Bayram öncesi kurban kesimi ve satışına ilişkin çok sayıda uyarıda bulundunuz. Tavsiyelerinize uyuldu mu, salgınla mücadele konusunda olumsuz manzaralar yaşandı mı?
Yapmış olduğumuz halkımıza yönelik tüm etkinlik ve açıklamalarımızda “Gıda Mühendisi Halkın Sağlık Güvencesi” şiarını gözetiyoruz. Kurban Bayramı öncesinde de Tarım ve Orman Bakanlığı’nın, korona virüsü salgını nedeniyle hayvan pazarlarında ve kesim yerlerinde aldığı tokalaşmama, sosyal mesafenin korunması, el dezenfeksiyonu, ateş ölçümü, uygun giriş-çıkış kapıları kurulması, çadırlar arası 2 metre mesafe uygulamasına yönelik aldığı tedbirlerin ilgili merciler tarafından denetlenmesi gerekmektedir. Hayvan pazarlarında alınacak önlemler halk sağlığı açısından oldukça önemlidir demiştik. Lakin gerek hayvan pazarlarında gerekse sonrasında alınması istenen tedbirlerin uygulanmadığı gördük ki, bu da bayram sonrası vaka ve hasta sayılarında artış olarak gözlendi.

Erman Şentürk / Özel Haber

Güzelbahçe Belediyesi’nden “zafer” konvoyu

uc-cocuk-annesi-kadin-komsusu-tarafindan-sokak-ortasinda-olduruldu

Üç çocuk annesi kadın komşusu tarafından sokak ortasında öldürüldü