Spor

Göztepe’nin milli gururu: Sıla Karakuş

İzmirli milli sporcu Sıla Karakuş, Bakü’deki tarihi kürsüsünün ardından gözünü zirveye dikti. Ulusal ve uluslararası arenada devleşen Göztepeli Karakuş; partneriyle yakaladığı sessiz iletişimin sırrını, estetik duruşunu ve Türk cimnastiğindeki "sessiz devrimi" paylaştı

Abone Ol

Hüseyin DEMİR-EGETELGRAF/ İzmir’in yetiştirdiği en parlak yıldızlardan biri olan milli cimnastikçi Sıla Karakuş, gökyüzündeki süzülüşünü madalyalarla taçlandırmaya devam ediyor. Senkron kategorisinde gümüş madalyaya uzanan Karakuş, sergilediği kusursuz uyumla sadece kürsüye çıkmakla kalmadı aynı zamanda "Senkron ödülü’nün de sahibi oldu. Kariyerini Göztepe gibi köklü bir camianın çatısı altında sürdüren başarılı sporcu, elde ettiği tarihi başarıların perde arkasını, trambolinden çıkan yay sesleriyle yakaladıkları o özel estettik duruşunu ve en büyük hayali olan 2028 Los Angeles Olimpiyatları hedefini Ege Telgraf’a anlattı. İşte Türkiye’de trambolin branşının öncüsü Sıla Karakuş’un ilham veren hikayesi...

ÇİFTE MADALYA

Bakü Dünya Kupası’nda gümüş madalya kazanmak nasıl bir duyguydu ve yarış sürecinde sizi en çok motive eden etken neydi?

Elemelerde ilk çıkışımızda sunduğumuz seri, yaptığımız en iyi seriydi. İyi performansımızı yarışmada sergilemek, final için bana çok büyük motivasyon oldu. Finallerde gerçekleştirdiğimiz seri sonucunda gümüş madalya kazandık. Trambolin Jimnastik branşında Dünya Kupası düzeyinde kadınlar senkron kategorisinde alınmış iki farklı madalya bulunuyor ve bu iki madalyada da adımın geçiyor olması beni çok gururlandırıyor.

GÖKYÜZÜNDE SENKRONİZE

Elemelerde gösterdiğiniz performans sonrası ‘Senkron’ ödülüne layık görüldünüz. Bu başarıyı elde etmek için antrenmanlarınızda ve hazırlık sürecinizde neler yaptınız?

Yarışma öncesinde bir kamp sürecimiz vardı. Bu kampta antrenörlerimiz serimizde bazı küçük değişiklikler yaptı ve çalışmalarımıza devam ettik. Hem antrenmanlarda hem de yarışmada bizim ve antrenörlerimizin en çok dikkat ettiği konu uyumumuzdu. Serimiz, rakiplerimizin serilerine kıyasla zorluk değeri açısından biraz daha düşük bir seriydi. Ama bu farkı kapattık. Elemelerde de en iyi senkron uyumu notunu alarak bu ödülü kazandık.

SESSİZ İLETİŞİMİ DEV BAŞARI!

Trambolin Cimnastik branşı tarihinde ilk kez senkron kategorisinde Dünya Kupası altın madalyası ve Gençler Avrupa ikinciliği kazandınız. Bu başarılarınızın perde arkasında neler var?

Branşım ve ülkem adına ilkleri gerçekleştirmek benim için tarif edilemez bir duygu. 2021 yılında Avrupa Şampiyonası’nda kazandığım gümüş madalya, büyük bir organizasyonda elde ettiğim ilk madalyaydı. 2022 Dünya Kupası öncesinde de uzun bir kamp dönemi geçirdik. Özellikle senkron çalışmak için kamplar çok önemli. Serilerimizi kendi şehirlerimizde tek başımıza çalışıyoruz, ardından partnerlerimizle birlikte antrenman yapma fırsatı yakalıyoruz. Tek başına çalışmaktansa partnerimizle birlikte çalışmak, senkrondaki uyumu yakalamak açısından çok önemli. Çünkü sıçrarken ya da hareket sırasında konuşarak anlaşma gibi bir şansımız yok. Sadece birbirimizi göz ucuyla takip ederek ve en önemlisi de fileye her temas ettiğimiz anda trambolinden çıkan yay sesini dinleyerek uyum sağlamaya çalışıyoruz.
Göztepe gibi köklü bir spor kulübünün bünyesinde yer alıyorsun. Büyük camianın bir parçası olarak sporseverlere iletmek istediğin bir mesaj var mı?
Göztepe Cimnastik adına yarıştığım ilk uluslararası organizasyondan madalya ile dönmek beni ayrıca çok mutlu etti ve bundan sonrası için büyük bir motivasyon kaynağı oldu. Göztepe adına yarışmaktan ve böylesine köklü bir kulübü temsil etmekten gurur duyuyorum.
Olimpiyatlar her sporcunun büyük hayalidir… Yoğun özveri, emek ve fedakârlıkla çalıştığını biliyoruz. Önümüzde 2028 Los Angeles Olimpiyat Oyunları var. Bu organizasyona katılma hedefin bulunuyor mu?
Uzun vadedeki en büyük hedefim, 2028 Los Angeles Olimpiyatları’nda ülkemizi temsil etmek. Trambolin Cimnastik branşında daha önce hiç olimpiyat kotası alınmadı. Bir ilki daha gerçekleştirerek ülkem adına olimpiyat kotası almak, önümüzdeki iki yıl içindeki en büyük hedefim.

TÜRK MUCİZESİ

Ülkemizde cimnastiğin gelişimini nasıl gözlemliyorsun?

Kendi branşımdan bahsedecek olursam; Trambolin Cimnastik, 2000 yılında olimpiyat programına dahil edilerek olimpik bir branş haline gelmiştir. Ülkemizde düzenlenen ilk Trambolin Cimnastik yarışması ise 2006 yılında İzmir’de gerçekleştirilmiştir. Bu açıdan bakıldığında Türkiye’de halen yeni yeni gelişiyor. Dünya tarihine baktığımızda ise ilk yarışmanın 1946 yılında Amerika’da düzenlendiğini görebiliriz. Demek istediğim şu: Ülkemizde yaklaşık 20 yıldır yarışmaları düzenlenen bir spor olmasına rağmen, bu kısa süre içinde çok önemli başarılara imza attık.

ASLA PES ETMEYİN!

Ulusal ve uluslararası arenalarda elde ettiğin derecelerle cimnastikte önemli başarılara imza attın. Genç ve minik sporculara tavsiyelerin neler?
Bugünün çocukları gerçekten çok şanslı. Önlerinde gözlemleyebilecekleri, konuşup sohbet edebilecekleri ve bilgi alabilecekleri birçok abi ve abla var. Yarışmalarda beni en çok mutlu eden şeylerden biri de çocukların yanıma gelip sorular sorması ve sohbet etmek istemesi. Onlara tavsiye verecek olursam; sporcu olmanın çok fazla fedakârlık ve emek isteyen bir yol olduğunu bilmeleri gerekiyor. Karşılarına pek çok engel ve olumsuzluk çıkabilir, ancak bunların hiçbiri aşılamayacak şeyler değil. Yeter ki istesinler ve asla pes etmesinler.