Nelerden korkarsınız? Belki yılandan, belki yüksekten belki de dar mekanlardan. Bu korkular kişiseldir, sadece sizi ilgilendirir. Ya kaçar ya donakalır ya da saçma tepkiler verebilirsiniz. Ama bazı korkular var ki, sadece korkanı değil, çevresindekileri de etkiler. Öyle ki, bu korkulara verilen tepkiler başkalarının hayatlarını zora sokar. Hatta hayatı çekilmez hale getirir. Güç kaybetme korkusundan söz ediyorum. Psikolog Prof. Robert Plutchik duyguları 8'e ayırır: Mutluluk, güven, şaşkınlık, üzüntü, iğrenme, öfke, beklenti ve korku. Prof. Plutchik’e göre korku, hayatta kalmaya yönelik korunma tepkisini tetikleyen bir duygudur.
Korku duygusunun türlerine bakalım:
*Gerçekçi korkular: Somut bir tehdit karşısında oluşur. Saldırıya uğrama korkusu.
*Psikolojik korkular: Belirli nesnelere veya durumlara karşı aşırı korku: Karanlık, uçma korkuları.
*Soyut korkular: Somut bir tehdit olmasa da zihin tarafından üretilir: Başarısızlık, güç kaybetme korkuları.
Güç kaybetme korkusu kişinin otoritesini, statüsünü, fiziksel gücünü veya kontrolünü kaybetme endişesiyle ortaya çıkar. Özellikle lider pozisyonundaki kişilerde, rekabetin yoğun olduğu ortamlarda veya geçmişte güç kaybı yaşamış insanlarda daha sık görülür. Peki, bu korku kimlerde/neden olur?
*Güce bağlı kimlik algısı olanlarda, kendini güçlü olarak tanımlayanlarda, *Belirsizliği yönetemeyenlerde, kontrolü kaybetme endişesi yaşayanlarda, güvensizlik ve özgüven eksikliği yaşayanlarda, güç kaybetme korkusuna sahip olanlarda görülen davranışlara gelince;
*Çevresindekileri baskı altında tutar, eleştirileretahammülsüzdür,
*Gücü elde tutmak için bilgi saklar,
*Hep üstün olma çabası içindedir, başkalarının başarısını tehdit olarak görür,
*Çevresindeki insanların onu saf dışı bırakacağını düşünür,
Peki, gücünü kaybetmekten korkanların baskısı altında kalanların tepkisi ne olur? Meydan okurlar, baskıcı tutumlara açıkça karşı çıkarlar ve kendi pozisyonlarını korumaya çalışırlar. Bunu bir haksızlık olarak görüp sert karşılık verebilirler. Sonuç, gerilim artar, çatışmalar yaşanır.
Elbette boyun eğen ve uyum sağlamaya çalışan da olacaktır. Risk almak istemeyenler, düşüncelerini ifade etmekten çekinenler, böyle gelmiş böyle gider diyenler de.
Korkunun beynimizdeki karşılığına bakmadangeçmek olmaz: Korku üç ana beyin bölgesi tarafından yönetilir: Amigdala, tehditleri algılayarak alarm verir, bu alarmla hipotalamus devreye girer ve vücutta 'savaş, kaç veya don ' tepkilerini başlatır. Prefrontal korteks ise bu tepkileri kontrol etmeye çalışır.
Korku, vücutta adrenalin ve kortizol gibi hormonların salgılanmasına neden olur ve fiziksel tepkiler ortayaçıkar. Kronikleştiğinde ise, kalp krizi riskini artırabilir, kan basıncını yükseltebilir, bağışıklık sistemini zayıflatabilir, sindirim sisteminde sorunlar yaşatabilir.
Güç kaybetme korkusunun kıskacına yakalananlar yalnız kendilerine zarar vermezler. Özellikle de yönetici pozisyonundaki kişilerden siyasi liderlere, şirket sahiplerinden küçük topluluk liderlerine kadar pek çok kişi bu korkunun etkisiyle hareket ettiğinde sonuçlar geniş kitleleri etkileyen ciddi sorunlara yol açabilir. Sorunların yansıma biçimi ise baskı, ifade özgürlüğünün kısıtlanması, manipülasyon, susturma, bilgi akışını kontrol.
Ve son söz 1991 yılında Nobel Barış Ödülü alan Burma Politikacısı Aung San SuuKyi'den Yozlaştıran güç değil, korkudur. Gücü kaybetme korkusu onu kullananları yozlaştırır ve gücün belasından duyulan korku da ona tabi olanları yozlaştırır.