“Demokrasilerde değişim, siyasi partilerde yarış ve seçim elbette esastır.
Ancak bazen değişimin yönü kadar yöntemi ve zamanlaması da esastır “
Bu açıklama geçen haftaya kadar TBMM meclis başkanvekilimiz Denizli milletvekilimiz Gülizar Biçer Karaca’nın ifadesinden. Hadi aslında konuşulması gereken bu konuyu irdeleyelim. 16 Nisan 2025 tarihinde, TBMM Genel Kurulu’nda Anayasa Mahkemesi’nin Can Atalay hakkında verdiği hak ihlali kararı, CHP’li Meclis Başkanvekilimiz Gülizar Biçer Karaca’nın yönettiği oturumda Katip Üye Sibel Suiçmez tarafından okundu. Bu cesur adım, hukukun üstünlüğünü ve anayasal düzeni savunma adına önemli bir duruştu. Ancak bu hareket, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ve AK Parti tarafından “yetki aşımı” ve “hukuken yok hükmünde” olarak nitelendirildi. Bundan sonra Mustafa Kemal Atatürk ün koltuğuna vekalet eden bir cumhuriyet kadını olan Gülizar Hanım’a meclis başkanı bir daha vermesi gereken vekalet görevini vermedi ve bundan sonra da Karaca’ya bazı güçler büyük saldırıya geçti. Bizim bütün gücümüzle o cumhuriyet kadınını korumamız gerekirken ne mi yaptık; bu olayın ardından geçtiğimiz hafta CHP’miz, TBMM Başkanvekilliği için yeni bir seçim gerçekleştirdi ve Gülizar Biçer Karaca’yı yeniden aday göstermedi. Bu karar, bana göre sadece Karaca’nın değil, aynı zamanda kadın temsiliyetinin ve hukukun üstünlüğüne olan inancın da göz ardı edilmesi anlamına geliyor. Gülizar Biçer Karaca’nın Meclis kürsüsünden Anayasa Mahkemesi kararını okutması, sadece bir görev değil, aynı zamanda bir sorumluluktu.
HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ
Bu sorumluluğu yerine getirdiği için ödüllendirilmesi gereken Karaca’nın, partimiz tarafından desteklenmemesi ve yeniden aday gösterilmemesi, CHP’mizin kadın temsiliyetine ve hukukun üstünlüğüne olan bağlılığını maalesef sorgulatıyor. CHP’mizin bu kararı, sadece bir kişinin değil, aynı zamanda partimizin değerlerinin ve ilkelerinin de sorgulanmasına neden oluyor. Kadınların siyasette daha fazla yer alması gerektiğini savunan bir partinin, cesur bir kadın vekilini desteklememesi, kendi söylemleriyle çelişmiş olmuyor mu. Bu olay, sadece Gülizar Biçer Karaca’nın değil, aynı zamanda CHP’nin de bir sınavı idi aslında. Bu sınavda, partinin kadın temsiliyetine ve hukukun üstünlüğüne olan bağlılığı test edilme kararı olacaktı. Ancak sonuç, ne yazık ki, bu değerlere olan bağlılığın sorgulanmasına neden olmuştur. CHP’mizin bu kararı, sadece bugünü değil, aynı zamanda geleceği de etkileyecektir. Kadınların siyasette daha fazla yer alması gerektiğini savunan bir partinin, cesur bir kadın vekilini desteklememesi, gelecekteki kadın siyasetçilerin de cesaretini kırabilir. Sonuç olarak, CHP’nin Gülizar Biçer Karaca’yı yeniden aday göstermemesi, sadece bir kişinin değil, aynı zamanda kadın temsiliyetinin ve hukukun üstünlüğüne olan inancın da göz ardı edilmesi anlamına geliyor. Bu karar, CHP nin değerlerinin ve ilkelerinin sorgulanmasına neden oluyor ve gelecekteki kadın siyasetçilerin cesaretini kırabilir.