Gülüyoruz ağlanacak halimize!

Abone Ol

“Modifiye arabayı” anladık da, “modifiye kil” de ne oluyor anlamadık doğrusu. İzmir Büyükşehir Belediyemiz, kokan Körfezimizi “modifiye edilmiş kil” ile kaplayıp bu işi bitirecekmiş. Denemeler başarılıymış. Geçenlerde Büyükşehir Basın Müdürlüğü haberini geçti. Fotoğraflar müthiş. Sanırım yurt dışından ithal edilen bu kil maddesi, deniz aracından Körfez’e püskürtülüyor. Deniz yüzeyine yayılan madde sudaki algları çökertecek ve bastıracak ve böylece koku ve kirlilik hapsedilecek. Sanki evinizin duvarını, tabanını boyar gibi. İş bu kadar basitse, aldık kabul eyledik.

Bundan sonra rejisör koltuğumuzu, masa sandalyemizi Körfez kıyısına atar, içeceğimizi yudumlarken keyfimize bakarız. Sakın dalga geçtiğimi zannetmeyin. Körfez’de koku peydah olalı beri o sahil keyfine hasretiz de ondan. Yüzmeyi unuttuk ama şöyle mis gibi iyot kokusunu ciğerlerimize bol bol çekeceğimiz günleri hasretle bekliyoruz. Dilerim bu yöntem başarılı olur. Ama fikri takip yaparak, fikirlerine başvurduğum bilim insanları olayın hiç de öyle basit olmadığı görüşünü paylaşıyor. 

“Modifiye Kil Yöntemi”nin küçük göl, gölet ve havuzlarda faydalı olabileceğini ifade eden bilim insanları, İzmir Körfezi gibi hareketli bir su havzasında pek de işe yaramayacağı görüşünde. Sebebi de körfezdeki dip akıntıları ve yoğun çamur tabakası. Püskürtülen kilin dibe çökünceye kadar akıp gitmesi de cabası. Bu durumda uygulamanın pek de yararı olmayacağı kesin. Daha doğrusu kokunun giderilmesinde bir miktar etkisinden söz edilebilirse de kalıcı bir etki olmayacak. Dolayısıyla binlerce dolar ödenerek ithal edilen kil yabana giden bir pansuman olarak kalacak.

Peki, o olmaz, bu olmaz, ya ne yapacağız. Bilim insanları Körfezi temiz tutmanın iki yöntemini her zaman olduğu gibi hatırlatıyor bize. Birincisi Çiğli Biyolojik Arıtma Tesisleri’nin tam kapasite, hatta 5. ve 6.fazların da inşası ile kapasitesinin artırılması. İkincisi de derelerin havzalarıyla birlikte temiz tutulması. 
Dereler, dereler…  Türküde olduğu gibi bu dereler Ordu’nun değil İzmir’in dereleri… Aziz Kocaoğlu’nun dediği gibi, “Çöp kovası olarak kullanılıyor.” Evet Aziz Başkan haklıydı, hep İzmirlileri suçladı. Ama dönüp bir bakmadı ki, o derelere ağır metallerle yüklü motor yağlarını, demir talaşlarını, onlarca fabrikanın arıtılmamış deşarjlarını pervasızca boşalttıklarını. Neden mi, çünkü bu kentte “lobiler” var, “konseyler” kurulmuş, başlarında koca koca patronlar. Kim cesaret edecek de o patronların fabrikalarını, o fabrikaların “arıtmayan” tesislerini denetleyecek. Neyse… İsim verip de hukuksal durum yaratmak istemem. Çünkü onlar birbirlerini biliyor…

Tekrar edelim de akılda kalsın. Körfez’i temizlemek için formül aramaya Çin’den Maçin’den “kil” getirip bin bir eziyetle körfeze serpmeye, İzmir’in parasını boşa harcamaya gerek yok. Hem de bu yokluk yoksullukta, işçinin, çalışanın maaşını ödeyemez, eksik meksik öderken. Dereleri temizle, temiz kalması için denetle bir. Arıtma tesislerini tam kapasite çalıştır ve kapasiteyi artırmaya çalış iki. Bunun ikisini yaptınız mı alın size “Temiz Körfez.”

*** 

Kurban Bayramı öncesi büyük bir grev atlattık. Sağduyu sayesinde çok şükür bayram “zehir” olmadı. Ama sıkıntılar devam ediyor. Büyükşehir’de 50’şer gruplarla 1000’in üstünde işçinin çıkışının verilmesi süreci devam ediyor. Birçok belediyede işçiler maaşlarını alamıyor ve iş bırakıyor. Şimdilerde Buca Belediye Başkanı Görkem Duman’ın başı işçileriyle dertte. İşçi çıkartmalara başlandığı haberleri geliyor. Kenti çöp dağları sarmış. Toplum sağlığı tehdit altında. Belediye kasası tamtakır. Para bulunsa işçiye verilecek. Bu cendereden nasıl çıkılır bir bile varsa çıksın söylesin. Buna en başta CHP’nin İzmir İl Örgütü dahil. Yoksa 31 Mart Yerel Seçim sonuçlarına bakarak “Artık 1.partiyim” diyerek “iktidar hayalleri” kuran CHP’nin güvendiği dağlara çoktan kar yağmaya başladı bile. 
Şimdi tüm bu anlattıklarımıza bakıp birçoğu gibi biz de “gülüyoruz ağlanacak halimize”…