Yaz ayları denince aklımıza deniz, kum, tatil ve bol bol güneş gelir. Güneş, hem ruhumuza hem de vücudumuza iyi gelse de, bazen cildimiz aynı fikirde olmayabilir. Özellikle yazın sık karşılaşılan “güneş egzaması”, tatilin keyfini kaçıran cilt sorunlarından biridir. Güneş egzaması; güneşe maruz kaldıktan sonra ciltte ortaya çıkan kaşıntılı kızarıklıklar, küçük döküntüler ve bazen de kabarcıklarla kendini gösterir. En çok kollar, omuzlar, göğüs ve bacaklarda görülür. Özellikle açık tenli kişilerde ve baharın sonu ile yazın ilk güneşli günlerinde daha sık rastlanır. Peki böyle bir durumla karşılaşırsak ne yapmalıyız? Öncelikle paniğe kapılmadan cildimizi güneşten korumamız gerekir. Güneş ışınlarının en yoğun olduğu 11.00 ile 16.00 saatleri arasında mümkün olduğunca gölgede kalmak önemlidir. Dışarı çıkarken en az SPF 50 koruma faktörlü güneş kremi kullanmak, şapka takmak ve ince, uzun kollu kıyafetler tercih etmek cildi korumaya yardımcı olur. Eğer ciltte kaşıntı ve kızarıklık başladıysa, soğuk kompres uygulamak ve parfümsüz bir nemlendirici kullanmak rahatlatıcı olabilir. Kaşıntının şiddetli olduğu durumlarda ise mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalı, doktor önerisi olmadan kortizonlu kremler bilinçsizce kullanılmamalıdır. Unutulmamalıdır ki her döküntü güneş egzaması olmayabilir. Bazı cilt hastalıkları ya da alerjik reaksiyonlar da benzer belirtiler gösterebilir. Döküntü yayılıyorsa, su dolu kabarcıklar oluşuyorsa veya ateş gibi başka belirtiler eşlik ediyorsa zaman kaybetmeden bir dermatoloji uzmanına başvurmak gerekir. Yaz mevsiminin tadını çıkarırken cildimizi de korumayı ihmal etmeyelim. Basit önlemlerle hem güneşin faydalarından yararlanabilir hem de yazı kaşıntı ve rahatsızlık yaşamadan geçirebiliriz. Sağlıklı bir yaz, bilinçli güneşlenmeyle başlar.