Yaz aylarında güneş ışınları, sıcak hava ve çevresel etkenlerin etkisiyle yüzde oluşan kızarıklık, yanma ve hassasiyet şikâyetleri artabiliyor. Uzmanlara göre bu belirtiler her zaman hassas cilt kaynaklı olmayabilir. Tekrarlayan yüz kızarıklığı ve belirginleşen kılcal damarlar, halk arasında gül hastalığı olarak bilinen rozaseanın habercisi olabiliyor.

Liv Hospital Samsun Dermatoloji Kliniği'nden Dermatoloji Uzmanı Dr. Gül Şekerlisoy Tatar, yaz sonunda artan cilt şikayetleriyle ilgili değerlendirmelerde bulundu.
ROZASEA KRONİK BİR DERİ HASTALIĞI
Rozaseanın yüzde kalıcı ya da tekrarlayan kızarıklık, ani sıcaklık hissi, yanma, batma, hassasiyet, kaşıntı, belirginleşen kılcal damarlar ve zaman zaman akneye benzeyen kabarıklıklarla seyreden kronik inflamatuvar bir deri hastalığı olduğunu belirten Dr. Gül Şekerlisoy Tatar, hastalığın oluşumunda bağışıklık sistemi, deri bariyeri, sinir ve damar yapılarındaki aşırı yanıt ile çevresel faktörlerin birlikte etkili olduğunu ifade etti.
DEMODEX YOĞUNLUĞU ALEVLENMEYE KATKI SAĞLAYABİLİYOR
Normal şartlarda insan cildinde düşük yoğunlukta bulunan Demodex isimli mikroskobik akarların bazı kişilerde rozaseanın gelişimine ve alevlenmesine katkı sağlayabileceğini belirten Dr. Tatar: "Demodex yoğunluğunun artması deri bariyerinde bozulmaya ve bağışıklık sisteminin uyarılmasına katkı sağlayabilir. Bunun sonucunda yüzde kızarıklık, yanma, batma, kaşıntı ve hassasiyet gelişebilir. Ancak Demodex tek başına rozaseanın nedeni değildir" diye konuştu.
GÜL HASTALIĞI GÖZLERİ DE ETKİLEYEBİLİYOR
Rozaseanın yalnızca ciltle sınırlı kalmadığını belirten Dr. Gül Şekerlisoy Tatar, Demodex'in kirpik köklerinde de bulunabildiğini söyledi.
"Demodex kirpik köklerinde de bulunabildiği için kirpik diplerinde kepeklenme, göz kapaklarında kaşıntı, gözde yanma, batma, kuruluk ve yabancı cisim hissi gelişebilir. Bu belirtiler zaman zaman alerjik göz hastalıklarını taklit edebilir. Rozaseaya eşlik eden göz bulgularının erken fark edilmesi önem taşımaktadır."
TANI DERMATOLOJİK MUAYENEYLE KONULUYOR
Rozasea tanısının çoğunlukla dermatolojik muayene ile konulduğunu belirten Dr. Tatar, dermoskopi yöntemiyle ciltteki damar yapılarının ve Demodex ile ilişkili bulguların değerlendirilebildiğini ifade etti.
Gerekli görülen durumlarda yüzeysel deri örneklerinin mikroskop altında incelenerek Demodex yoğunluğunun araştırılabildiğini belirten Tatar, tedavinin ise hastalığın baskın belirtilerine göre planlandığını söyledi.
Demodex yoğunluğunun arttığı ya da iltihaplı kabarıklıkların görüldüğü hastalarda uygun topikal veya sistemik tedavilerin uygulanabildiğini aktaran Tatar, kalıcı kızarıklık ve belirgin kılcal damarların ön planda olduğu kişilerde ise lazer ve ışık temelli uygulamaların tedavinin önemli bir bölümünü oluşturduğunu ifade etti.
GÜNLÜK CİLT BAKIMI TEDAVİNİN PARÇASI
Rozasea tedavisinde günlük cilt bakımının önemli bir yere sahip olduğunu belirten Dr. Gül Şekerlisoy Tatar: "Yüzü sert sabunlarla yıkamak, lif veya kese kullanmak ve yoğun peeling uygulamaları yapmak cilt bariyerini bozarak şikayetleri artırabilir. Nazik temizleyiciler kullanılması, düzenli nemlendirme ve güneşten korunma tedaviyi destekleyen temel uygulamalardır."
KİŞİYE ÖZGÜ TETİKLEYİCİLERİN BELİRLENMESİ ÖNERİLİYOR
Güneş ışınları, sıcak hava, ani ısı değişiklikleri, alkol, acılı yiyecekler, fermente veya mayalı ürünler ile kişiye özgü bazı besinlerin rozasea belirtilerini artırabileceğini belirten Dr. Tatar, gereksiz besin kısıtlamaları yerine kişisel tetikleyicilerin belirlenmesinin daha doğru bir yaklaşım olduğunu söyledi.
TEKRARLAYAN YÜZ KIZARIKLIĞI İHMAL EDİLMEMELİ
Yüzde yalnızca akne benzeri kabarıklıkların değil, tekrarlayan kızarıklık, ani yanma, batma, hassasiyet, kaşıntı ve kirpik diplerinde kepeklenme gibi belirtilerin de dermatoloji muayenesini gerektirebileceğini vurgulayan Dr. Gül Şekerlisoy Tatar, sözlerini şu ifadelerle tamamladı:
"Tekrarlayan yüz kızarıklığı, belirginleşen kılcal damarlar ve yanma hissi ihmal edilmemeli. Erken tanı ve kişiye özel tedaviyle hastalık kontrol altına alınabilir."





