Hakaret cezasız kalmadı

Abone Ol

Bornova Türkan Özilhan Devlet Hastanesi’ne mide ağrısı şikâyeti başvuran hastanın yanında kimlik bulunmaması nedeniyle, Sağlık Bakanlığı ve idarenin talimatları gereği olması gerektiği gibi hastaya kayıt işlemi yapılamamış.

Kendisine giriş işlemi yapılmamış olan hasta hastane Başhekim Yardımcısı Dr. Derya Aydın’a gider. Dr. Derya Aydın olayla ilgili görüşmek üzere ilgili birimin çalışanlarını odasına çağırır.

Görüşme esnasında son derece sinirli olan Aydın, Servis Sorumlu Hemşiresi Şeyda Ezer için “O Şeyda geri zekâlısı konuyu bilmiyor mu?” şeklinde aşağılayıcı ve hakaret içeren ifadeler kullanır.

Bu eylem nedeniyle hakkında suç duyurusunda bulunulan Derya Aydın’a yargılama izni verilir ve hakaret suçundan suçlu bulunur ve ceza verilir.

Mahkeme verilen cezayı (HGB) Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı da verir.

Ancak, mahkûmiyet kararı sonrasında hakarete uğrayan hemşire Şeyda Ezer hakkında, servis sorumluluğundan alma, ayrı ayrı birimlerde görev verme gibi girişimlerde bulunulur.

Böyle bir durum, suçu işleyen değil, mağdur olan kişinin cezalandırıldığı izlenimini oluşturmuştur.

Bir kamu görevlisi, özellikle de başhekim yardımcısı gibi idari sorumluluk sahibi bir yönetici, çalışma arkadaşlarına karşı saygılı ve ölçülü davranmakla yükümlüdür.

Mahkeme tarafından da sabit görülen ve cezai yaptırıma bağlanan bu tür bir hakaret eylemi, Derya Aydın'ın bir yönetici olarak taşıması gereken vasıfları taşımadığını, çalışanlar üzerinde oluşturduğu olumsuz psikolojik etki ve otorite zafiyeti nedeniyle artık aynı birimde yöneticilik yapmasının uygun olmadığını açıkça ortaya koymaktadır.

Çalışma barışını ve güvenini temelden sarsan, sendikalı bir çalışanı hedef alan ve cezai hükmü bulunan böyle bir eylemin failinin, aynı yönetim kademesinde kalması personelin motivasyonunu bozmakta ve kurumsal itibarı da zedelemektedir.

İdareciler tarafından çalışanlara yapılan bu hakaret ilk değildir. Son da olmayacaktır.

Siyasetin çok fazla müdahil olduğu sağlık kuruluşlarımızda çalışanlarımız hakkını aramaktan korkar hale gelmişlerdir. Bu yaşanan olayda, sadece doğruları söyleyerek, adaletin tecelli etmesini sağlayan olayın şahitlerini ve korkmadan dik duran Hemşire Şeyda Ezer’i tebrik ediyoruz.

Sağlık çalışanlarımızın pek çoğu yöneticilerin baskısıyla mobbingi ile karşı karşıya olmalarına rağmen, pek çok çalışanımız hakkını aramaktan korkar hale gelmiş ve yaşananları sineye çekmektedir.

Bu tür olayları sineye çektikçe, baskıların dozu da artmaktadır.

İnanıyoruz ki, bu karar pek çok sağlık çalışanımızı cesaretlendirecektir.

Çalışanlarımızın öncelikle yaşadıkları haksızlıkları, hukuksuzlukları, adaletsizliklere karşı haklarını aramalıdırlar. Ve yaşananlara şahit olan çalışanlarımızın da, şahit oldukları olayları hiçbir kimseden korkmadan dile getirmesi, şahitlik yapması oldukça önemlidir.

Haksızlık karşısında susmak, suça ortak olmaktır.

Haksızlığa uğrayanları gördüğümüzde şahit olduğumuzda bilmem, görmem, duymam diyerek üç maymunu oynarsanız yarın aynı haksızlığa siz uğradığınızda başkaları da, size karşı üç maymunu oynayacaklardır.

Adalet kendinize yapılan haksızlıklarda nasıl müdahale ediyorsanız, şahit olduğunuz haksızlıklarda da aynı şekilde müdahale ve mücadele etmektir.

Biz inanıyoruz ki, hemşireyi hakaret eden başhekim muavinini koruyan, idari ceza verdirmeyen yapılanları göz yumanlarda suça ortaktır.

Temennimiz odur ki, bu karar mobbinge uğrayan binlerce sağlık çalışanımıza örnek olacak bir karardır.