Halktan neyi saklıyorsunuz? (2)

Abone Ol

Geçen hafta, “31 Mart 2024 Yerel Seçimleri’nden sonra İzmir’deki ilçe belediye başkanları ve belediye meclis üyeleri yurt dışına gitti mi? Gittiyse nereye, ne zaman, hangi amaçla gitti? Kimler katıldı? Masrafları kim ödedi? Belediye bütçesinden para çıktı mı? Kamu kaynağı kullanıldı mı? Ziyaret sonunda bir protokol imzalandı mı, bir rapor hazırlandı mı, İzmir’e ve ilçeye ne kazandırıldı?” demiştik.

Tekrar söylüyorum: Biz kimsenin özel tatilinin peşinde değiliz. Kimin kendi cebinden hangi ülkeye gittiği bizi ilgilendirmez. Ama konu resmî görevlendirme, belediye bütçesi, harcırah, uçak bileti, konaklama, organizasyon ve kamu kaynağı ise orada vatandaşın soru sorma hakkı vardır.
Çünkü o para belediye başkanının cebinden çıkmıyorsa milletin cebinden çıkıyor.
Bergama Belediyesi daha farklı bir yöntem tercih etti. Seyahatlere ilişkin kayıtların ilgili Bakanlığa bildirildiğini belirterek ayrıntıların belediye tarafından ayrıca paylaşılmasını “uygun görmediğini” bildirdi. Neden uygun görülmedi?
Vatandaş bilgiyi belediyeden soruyor. Belediye ise adeta “Kayıtlar Bakanlıkta var” diyor.
Olabilir.
Ama kayıtların Bakanlıkta bulunması, belediyenin elindeki bilgileri vatandaşla paylaşmamasının gerekçesi mi olmalı? Şeffaflık, vatandaşı kurumlar arasında dolaştırmak değildir.
Torbalı Belediyesi ve Balçova Belediyesi, ise başvuruda açık adres veya kimlik bilgilerinin bulunmadığını belirterek talebi değerlendirmedi. CİMER üzerinden iletilmiş, başvuru numarası bulunan ve çok sayıda başka belediyenin cevap verebildiği aynı başvuruya diğer belediyeler yanıt verebiliyorsa burada da şu soru kaçınılmazdır:
Diğer belediyeler nasıl cevap verdi?
Aliağa Belediyesi, başvurunun ilgili müdürlüğe sevk edildiğini bildirdi. Karşıyaka Belediyesi ise başvurunun değerlendirme aşamasında olduğunu söyledi. Vatandaşın istediği “Sevk edildi” ya da “Değerlendiriliyor” cevabı değildir. Vatandaş bilgi istiyor.
Foça Belediyesi ise konularla ilgili ekte bilgi verildiğini bildirdi. Dolayısıyla değerlendirmenin sağlıklı yapılabilmesi için söz konusu ekin içeriğinin de görülmesi gerekir.
Şimdi bütün belediyelere açıkça soruyoruz:
Neden korkuyorsunuz?
Yurt dışına gitmediyseniz “Gitmedik” deyin. Gittiyseniz “Gittik” deyin. Kendi paranızla gittiyseniz “Kendi paramızla gittik” deyin. Belediye bütçesinden karşılandıysa ne kadar harcandığını açıklayın. Bir fuara katıldıysanız anlatın. Bir ödül aldıysanız gösterin.
Bir proje getirdiyseniz sonucunu kamuoyuyla paylaşın. Bir protokol imzaladıysanız yayımlayın. Bir rapor hazırladıysanız vatandaş okusun.
Bu kadar basit!
Vatandaşın parasını harcarken “kamu”, hesabını sorarken “kişisel veri” olmaz.
Şeffaflık sadece seçim meydanlarında söylenecek güzel bir kelime değildir. Şeffaflık, soru geldiğinde ortaya çıkar. Hesap verebilirlik, alkışlandığınız gün değil, sorgulandığınız gün belli olur.
Bu nedenle açık ve ayrıntılı cevap veren belediyeleri kutluyorum. Özellikle harcama rakamlarını kuruşuna kadar açıklayan "Selçuk Belediyesi’nin yaklaşımı", diğer belediyelere örnek olmalıdır. Bilgi vermeyen, soruları hukukî kalıpların arkasına saklayan belediyelere ise yeniden soruyorum: Halktan neyi saklıyorsunuz? Biz bu soruları meraktan sormuyoruz.
Dedikodu üretmek için sormuyoruz. Birilerini hedef göstermek için hiç sormuyoruz.
Halk adına soruyoruz.
Çünkü belediyeler kimsenin şahsi şirketi değildir.
Belediye bütçeleri kimsenin kişisel kasası değildir.
Belediye başkanları ve meclis üyeleri de kamu görevi yürütürken kamuoyuna hesap vermekten muaf değildir. Soru sormaya devam edeceğiz. Cevap verenin hakkını teslim edeceğiz. Bilgiyi saklayanın da adını açık açık yazacağız.
Çünkü demokrasi yalnızca sandığa oy atmak değildir.
Demokrasi, seçilenlere soru sorabilmektir.
Şeffaflık ise o soruya kaçmadan cevap verebilmektir.
Atalarımız boşuna söylememiş:
Çiğ yemedik ki karnımız ağrısın."
Öyleyse yeniden soruyoruz:
Çiğ mi yediniz ki karnınız ağrıyor?
Ve son kez değil, cevap alana kadar tekrar tekrar soracağız:
Halktan neyi saklıyorsunuz?