Seyahat

Harabe taş evler, kilise ve cami kalıntıları... Karaburun’un sessiz sığınağı: Harabelerle dolu bir köy!

Karaburun’un Sazak Köyü, harabe taş evleri, kilise ve cami kalıntılarıyla geçmişin sessizliğini günümüze taşıyor; rüzgârın fısıldadığı hatıralar, terk edilmiş sokaklarda adeta zamanın durduğu bir yolculuğa davet ediyor. Mübadeleyle boşalan evler, günümüzde ziyaretçilere geçmişin izlerini fısıldıyor

Abone Ol

Hatice KÖYLÜ-EGETELGRAF/ Karaburun'da, Ege Denizi’nin serin rüzgarlarıyla kuşatılmış, zamana direnmiş bir köy var: Sazak. Bir zamanlar 120 hanesiyle yaşayan, sokaklarında kahkahaların yükseldiği bu köy, 1923’teki Türk-Rum Mübadelesi sonrası tamamen boşaltıldı. Bugün geriye sadece harabe taş evler, sessiz sokaklar ve geçmişin boğuk nefesi kaldı.

Sazak Köyü’ne adım attığınızda, zaman sanki ağır çekime geçiyor. Yıkık taş evlerin bir kısmı sadece duvarlarıyla ayakta duruyor, diğerleri ise doğaya teslim olmuş. Eski kilise ve cami kalıntıları, köyün tarihine ışık tutarken, iki farklı mezarlık ise geçmişte hem gayrimüslim hem de Müslümanların bir arada yaşadığını gözler önüne seriyor. Köyün sessizliği, ürkütücü değil; aksine huzur veriyor. Rüzgarın taşıdığı eski hatıralar, gölgelerin anlattığı hikâyeler, ziyaretçiyi adeta zamanda yolculuğa çıkarıyor.

DOĞANIN İÇİNDE SESSİZ BİR KÖY

Sazak’ın çevresi, Karaburun’un sert ve kendine özgü doğasıyla uyum içinde. Köyün hemen altındaki vadide makiler, zeytinlikler ve Akdeniz bitki örtüsünün mis kokusu, doğayla tarihin birleştiği bu köye ayrı bir renk katıyor. Biraz ileride masmavi Ege Denizi, sadeliği ve dinginliğiyle göz kamaştırıyor. Ziyaretçiler sıklıkla, “Bu sessizlik nasıl bu kadar huzur verebilir?” diye soruyor. Doğru; Sazak Köyü, sessizliğin bile bir dil olduğu nadir yerlerden. Sazak, tarih boyunca sadece mimarisi ve kültürel dokusuyla değil, aynı zamanda tarımsal üretimiyle de öne çıkıyordu. Razaki üzümü ile şarap ve pekmez üretimi, köyün en önemli geçim kaynakları arasındaydı. Köyün o dönemde ulaşım sağladığı iskeleler ve ticaret yolları, Sazak’ı Ege Bölgesi’nin önemli ticaret merkezlerinden biri hâline getirmişti. Bugün bu üretimlerin izleri kalmasa da, köyün ziyaretçileri tarihi bağları ve üzümlerin yetiştiği verimli arazileri görebiliyor.

ATALARININ ANILARINI YAŞATIYORLAR

Sazak Köyü’nün en dramatik dönüm noktası, 1923 yılında uygulanan Türk-Rum Mübadelesi oldu. Rumlar köyü terk etmek zorunda kaldı; Sakız Adası’na göç eden köy halkı geride yalnızca anılarını ve boşalan taş evleri bıraktı. Köy, bu göç sonrası yağmacıların uğrak noktası hâline geldi, define avcıları ve zamanın yıkıcılığıyla yapıların çoğu harabeye dönüştü. Bugün, köyde yaşayan kimse olmasa da, torunlar yaz aylarında Sazak’a gelerek atalarının hatırasını yaşatıyor. Son yıllarda Sazak Köyü, sanatsal etkinliklerle de gündeme gelmeye başladı. İranlı def sanatçısı Sami Hosseini’nin liderliğinde kurulan ritm topluluğu Ahura, “Gafil Gezme Şaşkın” adlı şarkısının klibini köyde çekerek Sazak’ı geniş kitlelere tanıttı. Bu tür etkinlikler, köyün kültürel ve tarihi değerlerinin fark edilmesini sağladı ve Sazak’ın yeniden keşfedilmesine katkıda bulundu.

NASIL GİDİLİR?

Sazak Köyü, bugün İzmir 1 No’lu Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından “Kentsel Sit Alanı” olarak ilan edilmiş durumda. Koruma ve restorasyon planları kapsamında, köyün turizme kazandırılması hedefleniyor. Köye ulaşım karayolu ile sağlanabiliyor, ancak yolun son kısmı oldukça engebeli ve dar. Araçla ulaşım sınırlı olduğu için, ziyaretçiler genellikle köyün giriş noktasından yürüyerek ilerliyor; yaklaşık 15–20 dakikalık bir yürüyüşle köyün tarihi dokusu ve manzarası keşfedilebiliyor. Sazak Köyü, sadece harabe bir köy değil; tarih, kültür, doğa ve sessizliğin bir arada yaşandığı, keşfedilmeyi bekleyen bir açık hava müzesi gibi. Karaburun’a yolunuz düşerse, bu gizli diyara uğramadan geçmemek, geçmişin ve Ege’nin büyüsünü bizzat hissetmek için eşsiz bir fırsat sunuyor.