Hatay lezzetleri havalimanında

Abone Ol

Havalimanlarını kentlerin sadece giriş-çıkış kapısı olarak düşünmemek gerek. Havalimanları zamanın büküldüğü, insanların beklediği, telaşla bir yerlere yetiştiği ama kimi zaman da hiç beklemediği duygularla karşılaştığı yerler olarak günümüz dünyasında duygularımızı harekete geçiren mekanlar olarak öne çıkıyor.

Yılın büyük kısmını havalimanlarında geçiren biri olarak, bu alanların giderek daha fazla kültürel birer buluşma noktasına dönüştüğünü gözlemliyorum. Artık yalnızca uçuşa yetişmekten ibaret değil; iyi bir kahve içmek, çalışmak, beslenmek, nefes almak, hatta bir şehrin ruhuna ilk kez temas etmek de havalimanı deneyiminin bir parçası.

Bir şehre ilk kez gitmenin heyecanını taşıyanlar için seyahatin ilk noktası olan, o şehre dair tüm imajın şekillendiği yerler havalimanları. Sık gidilen bir şehirden ayrılırken havalimanında geçirilen zamanın niteliğine göre zihinlere o şehirle ilgili işlenen düşüncelerin de merkezinde havalimanları var.

İzmir Adnan Menderes Havalimanı’nda yaşadığım son deneyim havalimanlarının dönüşümü, kültürel elçilik misyonunun geçirdiği evrim ve havalimanlarındaki özenli işlerin yaratabileceği etkiyi görmek için iyi bir fırsat oldu. BTA Tadında Anadolu'da gerçekleştirilen Hatay Lezzet Günleri, depremde iki işletmesini birden kaybeden Hatay Sultan Sofrası Kurucusu Metin Tansal'ın menü danışmanlığında, Hataylı kadın kooperatifleri ve yerel üreticilerin ürünleriyle müthiş bir işe imza atmış. İlk olarak İstanbul Havalimanı’nda başlayan etkinlik, 30 Kasım'a kadar İzmir Adnan Menderes Havalimanı'nda devam edecek. Ardından 1–7 Aralık haftasında Ankara Esenboğa Havalimanı Tadında Anadolu şubesinde sürecek. Hatay’ın mutfak mirası, Türkiye’nin üç büyük havalimanında ardı ardına yolcularla buluşuyor.

UNESCO GASTRONOMİ ŞEHRİ

Hatay mutfağı sadece iyi yemek değil, aynı zamanda bir şehrin medeniyetlerle kurduğu binlerce yıllık ilişki demek. UNESCO’nun 'Gastronomi Şehri' unvanı da tam buradan geliyor.

Etkinliğin danışmanlığını yapan isim depremde iki işletmesini kaybetmesine rağmen üretmeye devam eden biri... Hatay Sultan Sofrası’nın kurucusu Metin Tansal. Tansal’ın adı aslında Hatay’ın sokaklarında bir kültür taşıyıcısı olarak anılıyor.

Antakya’nın Kurtuluş Mahallesi’nden başlayıp 1990’lı yıllardan bugüne uzanan hikâyesinde, unutulmuş tarifleri kayıt altına almak, bir eski Antakya konağını restore edip kahvaltı evine dönüştürmek ve şehrin ruhunu sofraya taşımak gibi görevler üstlenmiş biri.

6 Şubat 2023 depremi ise hem şehrini hem de emeğini aynı anda yıktı. Buna rağmen 2023 Ağustos’ta Arsuz Konacık’ta açtığı yeni işletmeyle ayağa kalkmanın en güçlü örneklerinden birini verdi.

Tam da bu nedenle Tadında Anadolu’da gördüğümüz menü, aslında bir gastronomi etkinliğinden daha fazlası. Menüde Altınözü zeytinyağıyla yapılmış yemekler, zahter salatası, oruk, kaytaz böreği, öcce, cevizli biber, yoğurt aşı, tuzlu yoğurtlu lahana sarma, Belen tava ve kireçte kabak gibi onlarca lezzet var. En önemlisi, bu tariflerin temel ürünlerinin beşi kadın kooperatifi olmak üzere toplam 10 Hataylı üreticiden tedarik edilmesi. Kısacası havalimanının içinde sunulan bir tabak yemek, aslında yüzlerce kilometre ötedeki bir üreticinin emeğini, dayanışmasını ve yeniden başlama çabasını taşıyor. Havalimanında hızlıca bir şeyler yemek isteyen yolcular, farkında olmadan Hataylı kadınların, üreticilerin, esnafın hikâyesine dokunuyor. Bu, gastronominin en güçlü yanlarından biri. Bir tabak yemeğin ardında koskoca bir şehir, kültür, acı ve umut barındırması.

BTA İcra Kurulu Başkanı Baha Bülbül’ün 'Medeniyetler sofrasını yaşatmayı amaçlıyoruz' sözleri de bu tabloyu tamamlıyor. Tadında Anadolu markası, yalnızca yerel lezzetlerin tanıtıldığı bir restoran zinciri değil; aynı zamanda Anadolu’nun kültür belleğini havalimanlarına taşıyan bir misyonun temsilcisi. Her gün binlerce yolcuyu karşılayan bu mekânların, coğrafi işaretli ürünlerden kadın kooperatiflerine kadar uzanan bir sistemle çalışması da ayrıca kıymetli.

Hatay mutfağının İstanbul’dan İzmir’e, oradan Ankara’ya uzanan bu yolculuğu, sadece gastronomiyi değil; bir şehrin yeniden ayağa kalkma iradesini de taşıyor.

Havalimanlarında kurulan bu tür sofralar, sadece karnı doyurmuyor; bir coğrafyanın hafızasını da canlı tutuyor.