Haydi Cemil Başkan, İzmir hamle bekliyor!

Abone Ol

İzmir seçmeni sabırlıdır. Ama bu sabır, beklentisizliğin sonucu değildir. Tam tersine; İzmirli seçmen vizyon ister, fark ister, geleceğe dair umut ister. Bugün kentte yüksek sesle dillendirilmese de alttan alta konuşulan bir gerçek var; İzmir Büyükşehir Belediyesi bu dönemde proje bazında zayıf bir görüntü mü veriyor ?

Sayın Cemil Tugay, iyi niyetli olarak bir şeyler üretmeye çalışıyor, polemiklerden uzak bir belediye başkanı profili çizmek istiyor. Ancak siyaset sadece “doğru yönetmek” değil, aynı zamanda hikâye anlatmaktır. İzmir’in şu an en çok eksikliğini hissettiği şey de tam olarak bu; geleceğe dair güçlü bir hikâye. Son dönemde “İzmir CHP’nin kalesi değil” tartışmaları gündeme damga vurdu. Geçmiş dönem İzmir milletvekilimiz Tacettin Bayır’ın bu konudaki açıklamaları sonunda, ona karşı bir eleştiri hücümu başlatıldı. Aslında bu konu İzmir de ciddi anlamda masaya yatırılmalıdır. Çünkü İzmir CHP nin kalesi mi tartışmalarından çok daha fazlası; İzmir CHP nin vicdanıdır...

CHP açısından İzmir “Nasıl olsa bizde” denilecek bir şehir değildir. İzmir, partinin demokratik reflekslerinin, sosyal belediyecilik iddiasının ve çağdaş kent vizyonunun vitrini olmak zorundadır. Bugün İzmir seçmeni şunu soruyor: “Bu dönem bize ne anlatılıyor, ne vadediliyor, neye hazırlanıyoruz?”

Bu sorunun net bir cevabı henüz yok.

Cemil Tugay farkı nerede kurabilir? Büyükşehir Belediye Başkanımız Sayın Tugay’ın kamuoyu nezdinde gerçek bir farklılık yaratabilmesi için artık gündelik belediyecilikten, stratejik proje atağına geçmesi gerekiyor. Ve bunu birkaç başlıkla mümkün kılabilir:

1- İzmir’i sosyal devletin yerel modeli yapmak

Engelliler, yaşlılar, yalnız yaşayanlar, genç işsizler ve son dönemin en önemlilerinden emekliler için örnek olacak bütüncül bir sosyal güvence modeli açıklanmalı. İzmir, “kimse yalnız değil” duygusunu gerçekten hissettiren ilk büyükşehir olabilir.

2- Kent ekonomisi ve istihdam atağı

İzmir’in en büyük sessiz krizlerinden biri orta sınıfın erimesi. Kooperatifçilik, yerel üretici, genç girişimci ve kadın emeğini birleştiren İzmir Ekonomi Hamlesi adı altında somut bir yol haritası açıklanmalı.

3- Deprem ve kentsel dönüşümde cesur bir söylem

İzmir, deprem gerçeğini konuşurken hâlâ ürkek. “Rant değil yaşam” diyen ama net takvim ve finans modeli olan bir dönüşüm planı, hem güven hem liderlik üretir.

4-İzmir’i Akdeniz’in kültür başkenti yapacak bir vizyon

Sanat, kültür, gastronomi, spor ve turizmi bir araya getiren uluslararası ölçekli bir hedef açıklanmalı. İzmir sadece güzel bir şehir değil, aslında iddialı bir şehir olmak zorunda...

Sessizlik CHP’ye yaramaz. Şunu açıkça söylemek gerekir; İzmir seçmeni CHP’den kopmaz belki ama altını çizerek söylüyorum; heyecanını kaybederse sandığa da aynı coşkuyla gitmez. Cumhuriyet Halk Partisi’nin İzmir’deki en büyük gücü, belediye binasından çok sokaktaki gönül bağıdır. Bu bağ zayıfladığında ne afişler ne de geçmiş başarılar seçmeni ikna etmeye yeter. Bugün parti örgütlerinde, meslek odalarında, sivil toplumda ve hatta CHP’ye gönül vermiş sessiz seçmenlerde ortak bir hissiyat dolaşıyor; “İzmir yönetiliyor ama yön gösterilmiyor.”

Bu eleştiri, muhalefetten değil, parti içinden, partiyi önemseyenlerden geliyor.

Ve dikkate alınmadığında bedeli sandıkta değil belki ama sandığa gitmeyen ayaklarda ödenir. Sevgili belediye başkanlarım, siz bu göreve sadece bir belediye başkanı olarak değil, aynı zamanda CHP’nin İzmir’deki gelecek iddiasının taşıyıcısı olarak geldiniz. Bu nedenle attığınız ya da atmadığınız her adım, sadece belediyeyi değil, partinin kentteki ruh halini de etkiliyor.

Örgüt görünür olmak istiyor, karar süreçlerine dahil olmak istiyor.

İzmir CHP örgütü vitrinde alkışlayan değil, sahada üreten bir yapı olmak istiyor.

Ancak bugün birçok partili şu soruyu soruyor: “Biz bu hikâyenin neresindeyiz?”

Projelerin, vizyon açıklamalarının, büyük hedeflerin örgütle konuşularak, ilçelerle paylaşarak, tabana anlatılarak yapılması artık bir tercih değil, zorunluluktur. Aksi halde belediye ile parti arasındaki mesafe açılır. Bu da siyasetin doğasına aykırıdır.

İzmir’de başarı yetmez, öncülük şarttır

CHP’nin Türkiye iddiası varsa, ki var; bunun en güçlü laboratuvarı İzmir’dir. İzmir sadece hizmet alan bir şehir değil, Türkiye’ye model üreten şehir olmak zorundadır. Bugün Ankara’nın, İstanbul’un, hatta Anadolu’nun gözü İzmir’dedir. Ve şu soru sorulmaktadır: “CHP İzmir’de neyi farklı yapıyor?”

Bu soruya güçlü bir cevap verilemezse, parti içi motivasyon da kamuoyu desteği de giderek törpülenir.

İzmir bağırmaz, slogan atmaz ama sessizce mesafe koyar. Kimse yanlış anlamasın ,bu yazı bir muhalefet yazısı değil, bir parti içi hatırlatma, bir dostça ama açık çağrıdır.

Haydi Cemil Başkan,

Belediyeyi yönetmek kadar, partiyi diri tutacak, seçmeni heyecanlandıracak,

İzmir’i yeniden öncü yapacak o büyük sözü söyleme zamanı.

Çünkü CHP İzmir’de kaybetmez belki ama hareketsiz kalırsa kan kaybeder. Ve siyaset, en çok oradan zayıflar. Bu yüzden bu yazı bir eleştiriden çok dostane bir çağrıdır. Haydi Cemil Başkan, İzmir senden bir çıkış, bir söz, bir yön bekliyor. Bu kent sıradanlığı değil, öncülüğü sever. CHP’nin İzmir’deki gücü geçmişten değil, gelecekten beslenmelidir. Şimdi suskunluk değil, proje konuşma zamanıdır. Çünkü İzmir bekler ama sonsuza kadar değil!