Güncel

Hem anne hem hemşire: 29 yıllık hemşirenin hikayesi

SBÜ İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görev yapan hemşire Necla Oğuz, doğuştan kalça çıkığı nedeniyle yaşadığı engellere rağmen 29 yıldır mesleğini sürdürüyor. Çocukken tedavi gördüğü hastanede bugün hastalara hizmet veren Oğuz, annelik deneyimini de anlattı. Doğuştan her iki kalçasında çıkık bulunan hemşire Necla Oğuz, çocukluk yıllarında tedavi gördüğü hastanede görev yapıyor. Oğuz, hem meslek hayatını hem de annelik sürecinde yaşadıklarını paylaştı

Abone Ol

Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ) İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kan Nakli Birimi’nde görev yapan hemşire Necla Oğuz, hem meslek hayatı hem de annelik süreciyle dikkat çekiyor. Doğuştan her iki kalçasında çıkık bulunan ve engelli kadrosunda görev yapan 48 yaşındaki Oğuz, çocukluk yıllarında tedavi gördüğü hastanede bugün hem hastalara hem de çalışma arkadaşlarına destek oluyor.

FARKLI BİRİMLERDE GÖREV ALDI

İzmir’in Ödemiş ilçesinde dünyaya gelen Necla Oğuz, Bayındır Sağlık Meslek Lisesi’nden mezun olduktan 10 gün sonra çalışma hayatına başladı. Önce özel sektörde, ardından üniversite hastanesinde görev yapan Oğuz, Anadolu Üniversitesi’nden mezun oldu ve 11 yıl boyunca özel sektörde hemodiyaliz hemşireliği yaptı. 2011 yılında SBÜ İzmir Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne atanan Oğuz, yeni doğan yoğun bakım, üroloji ve bebek hemşireliği gibi farklı birimlerde görev aldı. 2018 yılından bu yana ise kan nakli biriminde çalışıyor.

“HEMŞİRE OLMAYA O HASTANEDE KARAR VERDİM”

Çocukluk yıllarında geçirdiği tedavi sürecinin hayatını etkilediğini belirten Oğuz, toplam 12 operasyon geçirdiğini söyledi. İlk ameliyatını 6 yaşında aynı hastanede olduğunu ifade eden Oğuz, “İlk ameliyatımı, 6 yaşında bu hastanede oldum. Fizik tedavilerle birlikte tedavim iki sene sürdü. Hemşire olmaya aslında orada karar verdim. Oradaki hemşire ablalarımın ilgisi, yaklaşımları bir anne gibiydi. O dönemlerde çocukların başında refakatçi olmuyordu, annem yanımda değildi ama onlar bana annem gibi davranıyorlardı. Oyun odamızda benimle oynuyorlardı. Çok ilgimi çekmişti ve 'Hemşire olacağım' dedim. Çok şükür, mesleğimi elime aldım. Yıllar sonra çocukken yattığım birimin bir üst katında göreve başladığımda anılarım canlandı, elim ayağım titredi” diye konuştu.

“ENGELLİ BİR ANNE OLARAK BENİ HİÇ YORMADI”

Eşi öğretmen İbrahim Oğuz’un da çocuk felci nedeniyle yürüme engeli bulunduğunu belirten Necla Oğuz, 12 yaşındaki kızları İnci’nin kendilerine her zaman destek olduğunu söyledi. Oğuz, annelik süreciyle ilgili, “Annelik çok güzel bir duygu. Kızıma teşekkür ediyorum; hiç eziyeti olmadı, çok uyumlu bir çocuktu. Eşimle dışarı çıktığımızda, onu pusetine koyup merdivenden inerken hiç kımıldamazdı. 13-14 aylıkken yürümeye başladığında ona 'Koşma, yetişemeyebiliriz' diyorduk; elimizi tutar öyle gezerdi. Emeklediği dönemde bile bulaşık makinesini boşaltırken yardıma gelirdi. Beni engelli bir anne olarak hiç yormadı” ifadelerini kullandı.

“ANNEM ENGELİNİ HİSSETTİRMİYOR”

Sınıf öğrencisi İnci Oğuz da annesiyle gurur duyduğunu belirterek, “Yüzde 100 burslu okuyorum ve okulu çok seviyorum. Annem bence çok iyi bir anne; beni hep anlayışla karşılıyor ve engelini bana hiç hissettirmiyor. Ev işlerinde ona yardım ediyorum, bulaşıkları yerleştiriyoruz. Anneler Günü'nü kutluyorum; bana baktığı ve ilgilendiği için ona çok teşekkür ederim. Türkiye Zeka Vakfı yarışmalarına katılıyorum, Ankara'daki finallerde takımımla yarıştım. İleride astronomiyle ilgilenmek istiyorum. Hemşire olmayı düşünmüyorum çünkü beni kan tutuyor” diye konuştu.