Hepimiz öğret(m)eniz hepimiz öğren(i)ciyiz

Abone Ol

İnsan ömrü, yaşamı, hayatı öğrenmekle geçer. Her şeyi bilemeyiz, her şeyi de öğrenemeyiz. Mümkün değil, ömrümüz yetmez. Yetse de kapasitemiz belli. Ama gayret şart. Üç laf bilip de bir şey eklemeden bildiğini sanıp yutturan da var. Bildiğini kendine saklayanlar da. Ömür dediğin şey, zaten öğrenmek ve de öğretmek üzerine kurulmadı mı ? Bu bir devri daimdir. 'Öğreneceğiz, okuyacağız da ne olacak' deyip de şu fani alemden, göçüp giden bir dikili ağacı bile olmayanlardan, olmamak gerek. İnsanız çünkü, yaratılmışlığımızın hakkını vermemiz gerek. İzmir İnkılap İlkokulu ile İzmir Kestelli Ortaokulu'ndaki öğretmenlerimin çoğu, İzmir Karataş Lisesi'ndeki öğretmenlerimin, personel emekçilerimiz epeycesi rahmete kavuştu, şükranla, minnetle. Hepsinden bir şeyler, bazı şeyler, çoğu şeyler, çok şeyler, öğrendik, öğretip gittiler. Şimdi öğrendiklerimizi topluma, vatandaş yayma vakti. Elimizden geldiğince. Öğretme derken, kurbağanın sindirim sistemi değil tabii ki de sadece. Hayata dair, sevmeyi, saygıyı, hoşgörüyü, insanlığı öğrettiler. Bu daha kalıcı, diğer bilgiler zaten internette var. Dönüp duruyor. Onları herkes öğrenir, görür. Herkesin 15 dakikalığına ünlü olduğu bir devrede, 5 dakika sonra unutacağımız bilgilerden bahsetmiyorum. Çevre sağlığı, diğer canlılara saygı, hoşgörü, kendimizle ilgili tavsiyeler bilgiler, öneriler. İşte bunlar en çok öğrenilecek, öğretilecek konular, şimdi en çok ihtiyacımız olan konular. Öğretecek olanın, öğretenenin de bilmesi uygulaması gerek. 24 Kasım Öğretmenler günü, dünü, bugünü, yarını kutlu olsun. Görevini, atanmayı bekleyen öğretmenlerimizin istediklerinin gerçekleşmesi dileğiyle, duasıyla. Katledilen, yaşamına son verilen onlarca öğretmenlerimizi de unutmadık, unutmayacağız. Rahmetle, şükranla, minnetle. Bir gün değildir, öğretmenler günü, 364 gün de bu güzel insanların olması gerek aslında. Bu kez de sıradan olmasından endişe ederim. Rutin bir meslek, uğraş, emek değildir öğretmenlik. Bu bir bayram kutlaması da değil. Unutulmaması gerekenleri, unutmamaktadır. Başöğretmenimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk ile ilk öğretmenlerim rahmetliler anacığım, sultanım Nimet Aydınoğlu ile babam, idolüm Mehmet Aydınoğlu, Ödemiş'ten akrabalarım, Kadifekale'den Eşrefpaşa'dan komşularım, arkadaşlarım, dostlarıma rahmetle. Birikimdir, yazmak. Dökmektir, döktürmektir. İrili ufaklı, hepsinin emeği, katkısı var. Aslında hepimiz öğretmeniz, hepimiz öğrenciyiz. Öğrenici öğretmen ve de öğrenici öğrenciyiz, nice nice günlere, yarınlara, saygıyla.

DÜN, BUGÜN, YARIN ÖĞRETMENLERİMİZLE

Yıllardır yazıyoruz, yazmaya gayret sarf ediyoruz. Onlarca gün, hafta, ay. Yaşadıklarım, düşündüklerim, okuduklarım, uyguladıklarım, yaptıklarım, yapamadıklarım. İçimde kaldı, az da olsa ama sadece bu anlamında değil. Hayat, yaşamaktır. Öyle her istediğini yapmak değil, yarınlara bir şeyler bırakarak yaşamaktır aslolan. Ün, şan, şöhret, beğeni, takip boş şeyler, içi boş teferruatlar. Önemli olan, insanlığa, adalete, spora, sporcuya, gençliğe, çocuklara hizmet etmek. Spora çekmektir. Kendimi bu konuda, istekli, arzulu görüyorum, maşallah. Bu kesin, net, paylaşalım. Yazdığımızın okunması, takdir görmesi de harika bir duygu. Halk otobüsünde, ayakta iken oturan kişi ile birlikte okumuşluğumuz vardır sayfadaki yazımı. Sayı değil önemli olan, nitelik şart. Maçlarını izlediğim, yazdığım, hakem olarak maçlarına çıktığım profesyonel futbolcu, hattat, hat ustası, hat sanatçısı Bekir Korkmaz kaptanımın evladı Aylin Dilşad Korkmaz, babasının yolunda. Sporla iç içe, okulunu ihmal etmeden, şahsım için gurur verici. Zafer Kılıçoğlu, takdir, kadir kıymet bilen bir sporsever. Bu saatten sonra şımaracak da değiliz. Beğenilmek güzel. Önceki dönemin Gençlik ve Spor Bakanı, Milletvekili Dr.Muharrem Kasapoğlu, sporun emrinde, çalışıyor. Görüyoruz, öne çıktığı filan da yok. İzmirli gururumuz, şampiyonumuz Tuna Tunca'yı evinde ziyaret etti. Anne Gülnur Tunca, evladı Tuna'nın daha iyi yetişmesi, beden ve ruh sağlığı için, geleceği için çok sevdiği 'öğretmenliği' bıraktı. Sadece evladının öğreteni, öğretmeni oldu, ne yüce bir duygu. Başımın tacısınız Gülnur öğretmenim. Kitaplarıyla büyüdüğüm, öğretmenlerimden, illa aynı oku aynı sınıfta olacak değiliz ya, öğretenlerimden Fakir Baykurt üstadım, yıllar önce yazdı, söyledi; 'Öğretmenler, egemen sınıfların emir kulu ya da yönetici tabakaların çocuk avutucuları değildir. Öğretmen yalvarmaz, öğretmen boyun eğmez, öğretmen el açmaz, öğretmen ders verir'. Hepimiz, öğretmeniz, hepimiz öğrenciyiz, hepimiz öğreniciyiz yaşımız kaç olursa olsun. Dün, bugün, yarın, her daim öğretmenlerimizle, eserleriyle. Büyüklerimin, yaşıtlarımın, yakın yaştakilerin ellerinden, küçüklerimin de alınlarından öperim, kutlu olsun. Yaşasın öğretmenim, eksik olmasın öğrenenim...