'Her gitmeler son değil ki'

Abone Ol

Teselli arıyor, insan. Dayanmak gerek. Her şeye rağmen, yine de sağ olsunlar. Sıfatımı 'mezarlıklar, cenaze işleri müdürü' yaptılar. Olsun, onur ve gurur duyarım. Allah muhtaç etmesin diyeceğim de. O da bir ihtiyaç, kaçınılmaz başlangıç. Son değil. Hatta mutlaka ve gerçekten de olması gereken. Biri geliş, diğeri gidiş. Nerden geldik, nereye böyle? Söyleyenler de var yazanlar da. Sözüm ona ayar çeken de var, sanki başka sorunları, dertleri kalmamış gibi. Bebek, minik, çocuk, genç, ergen, yaş almış elimden geldiğince yazmaya çalışıyorum. Spora teşvik, destek, ilgi. Çoğu gizli kahraman. Yaklaşık 'her şey dahil' 50 yıldır sporun içindeyim. Hatta taa tam da göbeğindeyim. Saymadım ki insanlar biriktirdim. Bir elin parmağını geçmez, unuttum gitti. Kötülük de ısrar edenler oldu, kendince belki de haklıydılar. Yaşadım, öğrendim, düşündüm onca güzel insanla. Emeği olanlar da çok, helal ediniz. Hiç kimse tek başına, yapamaz. Konu bir yerlere gelmek meselesi de değil. Sevgi, saygı, hoşgörü, zira hatırlatırım insanız hepimiz. Gittikten sonra ağlamanın, siyah gözlükler takmanın, simsiyah giyinmemin de anlamı yok. Rengarenk uğurlasan, yaşarken saygı gösterdin mi, kalbini kırdın mı önemli olan bu, değil mi ? Matem kabul ediliyor. Nereden biliyorsun. Belki de gittiği yer buralardan çok daha güzel. Konforlu ve de temiz. Bu kadar kötünün, kötülüğün olduğu bir yeri bu kadar niye severiz ki? Görmediğimiz yer için de ağlamanın bir anlamı var mı? Bir Yüce Yaratan'ın olduğuna, gidilen yerde de de 'gel bakayım' denileceğini de düşünürsek. Fazlaca kasmanın anlamı var mı ? Kendinden şüphen yoksa, bu feveran ne diye. Soru değil aslında bu ifadeler. Ailemizden, sülalemizden, komşularımızdan, akranlarımdan onlarca kaybım var. Alışıyor insan. Anam, babam gitmiş var mı ötesi. Kabullenmek, pes etmek oluruna bırakmak değil sadece. "Hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için, yarın ölecekmiş gibi ahiret için çalışınız, bu bir Peygamber sözü. Hep insan için insanlık için çalışanlar tanıdım, öte tarafı var bu işin. Ötelememek de gerek. Orası için çalışmak, derin bir konu insanın özeli o işlere giremem. Kimin ne olacağı belli değil ki, tıpkı yaşarken ki gibi. Sen, ben, biz, iyi olalım da alnımız açık gidelim. Vefat edenlerimize Allah'tan gani gani rahmet, hayata devam edenlerimize sağlıklı, huzurlu günler diliyorum. Kim iyi, kim değil? Ona da biz karar veremeyiz. İnsanız tamam da çok da zeki değiliz. Her şeye aklımız ermez. Önce kendimiz iyi miyiz ona bakmak gerek.

BATTAL ABİM AZ ÇAYINI İÇMEDİK

Ailemden değil ama çok yakınlarım, 'Kan bağı değil can bağı' yani. Cebinden de gitti, bilirim. Her yetiştirdiği yetiştirme bedeli verse, bir eli yağda bir eli balda olurdu. Şimdilerde sigortasız veya asgari ücretle çalışan olduğu gibi, bir şey bilmeden paraya para demeyenler var. Onlar başka bir şey diyor, kâğıt parçasına. Cennetlik adamdır Kazım Admış hocam. Spor yazarlığı ile hakemliğimin ilk yıllarının kahramanı. Karşıyaka alt yapısının mimarı idi, Konyaspor'u da çalıştırdı. Beyefendi, aydın, olgun insan evladı. Ya bir sinirlen, yok tam bir baba adamdı. Sayısız sporcu, futbolcu yetiştirdi, ekmek verdi, gelecek açtı. Kaçı aradı sordu, 'Hocam çok emeğin geçti Allah razı olsun' diye. Yok hepsi, tek başlarına bir yerlere geldi sanki. Güzel insan, KSK'nin takım kaptanlarından Balıkesir Ayvalıklı Mutlu Karakaş kaptanım, hocam, kardeşimle ile kavuştu Kazım hocam. Mutlu vefalıydı, bilirim. Tekin kardeşimin babası, benim de büyüğüm 'çayını kahvesini içmişliğim vardır', hatırı kaldı işte. Yeni Asır'dan tanıdığım Battal Nogay abim de vefat etti. Osman Siviloğlu, güvenilir bürokrattı, kültür müdürü idi, Düzce Gölyakalıdır. Futbol hakemliği, gözlemcilik yaptı. Hayatıma iz bırakanlardandır Osman hocam. 18 Temmuz benim doğum günümdür, 19 Temmuz da Aydın Hepanıl hocamın. Arardı koskoca adam, bir de bana 'Metin hocam' deyişi vardı ki. 'Bana hocam demeyin hocam' derdim, Metocum demeye alıştırdım. İlk kez bu yıl. Önce Aydın hocam, bir gün sonra da ben arayamadım. İyi ki ertelememişim aramışım. Cennet mekân babam Mehmet Aydınoğlu, böyle yetiştirdi. 'Hadi ara, elini uzat yarına bırakma, belki yarın olmaz' derdi. Kadercilik değil bu, gerçek. Oyuncu, sporcu, insan yetiştirmek konumuz olunca Alaettin Kunan hocamı unutmam. Fotoğraftaki evlatlar, yıllar geçti kim nerede, ne yapıyor acaba? Merak işte. Güneş doğar, batar. Nasıl olsa yine doğacak, diye beklemeden umudumuzu kesmeden. Her şey, güneşten beklenmez. İçimizdeki güneşi batırmamak şart. Amma da ukalalık yaptım, bağışlayın içimden geldi yazdım. Ne güzel yazmış Nazım Hikmet; 'Kararmasın yeter ki / Sol memenin altındaki cevahir'. Kalbimiz sağ olsun, yüreğimiz çok yaşasın. İşte o; yaşar. Bilen bilir, tanıyan tanır zaten. Çakma, gönderme asla haddim değil benimkisi. İçinizi kararttıysam, özür dilerim. Eşrefpaşalıyız ya malum. İçimden geleni, yazdım. Sürç-i lisan ettiysem affola, kalın sağlıcakla...