Deyişlerimiz vardır, anonimdir. Okunursa, kitaplarda da yazar. Dilden dile de dolaşır. Yanlış anlaşılanı da hatalı yerde zamanda kullanılanı da vardır. 'Eşek hoşaftan ne anlar' mesela. Eşeğin komposto ile reçelle, marmelatla, hoşaf ile ne işi olur ki. İnsan mı, alışkan değil ki. Doğalı sever, onlar. Tek bir harfe bakar doğrusu, hoşaf' değil, 'hoş laf'tır. Sözün, lafın hoşu da canım, cicimdir. Eşek hayvanı bu dilden anlamaz, anlamına gelir ki. Oysa tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır ile çelişmez. Eşek bu, inat yaparsa, ilerlemek istemezse, durmakta uygun görürse. Kaktırmanın, vurmanın, itelemenin anlamı yok. O da bir canlı, şiddete hayır. Kolayı var, önüne, ağzına samanı uzat, yan yana yürürsünüz. 'Su uyur, düşman uyumaz', bu da yanlış kullanılır. Su ama şapkalı su. Koyamıyorum şu an şapkayı, özür. Bildiğiniz, içtiğimiz 'Hayatı sıvı' su değil, H2O formülü olanı hani. U harfini hafif şapka sayesinde yumuşatınca, ü gibi söylenir. Bu da asker anlamına gelir. Asker uyur, düşman uyumaz yani. 'Azimli sıçan duvar deler' doğrusu, 'Azimle sıçan duvar deler', yanlışı, hatalısı. Buradaki sıçan, farenin bir cinsi, türüdür. Başka bir şey değil. Kâğıt mesela, a harfi şapkalı olmalıdır, yeni nesil 'a' diyor, kaba oluyor. Yazarken tamam da söylerken bari. Ne yapsınlar öyle gördüler, öğrendiler. 'Her şeyde bir hayır vardır' yanlıştır. Olur mu öyle şey, her şeyde hayır mı olur. Patlak lastikle yola çık, hayır bekle. O 'Şey' değil, 'Şer'dir, şer. Fenalık, kötülük, iyi gitmeyen anlamında. Üzülmemek gerekir, istediğimiz olmayınca. Çok arzulamamıza, çalışmamıza rağmen. Bu isyan, hak arama değil, üzülmemek, boyun eğmemektir. Doğru bildiğin yolda ilerlemektir. Merhum babam, 'Allah bal küpünü alır, pekmez küpünü verir, üzülme' derdi. Çok doğru, 30 yıl geçti şimdi daha iyi anlıyorum. Eşrefpaşalı deyimiyle 'salla gitsin' demeyi bilmek gerek. Çarçabuk geçen yıllar öğretmesin, hayat kısa zira. Hem okumak hem yaşamak hem de düşünüp uygulamak gerek. 'Her şerde bir hayır vardır' doğrusu, tam da bugünler için geçerli sanki. Hani bahis durumları var ya. Doğru uygulama ama eksik, hatalı. Şirketin adı yazılı reklam içeren tabelası, hakemin başının üstünde iki kolu arasında yere paralel, omuzdadır. Sırtta da başımın tacı, okulum TFF yazılı eşofman üstü. Sahada değil, masada oynamak, iyi bir şey değil tamam da. Her oynayan mı, kötü, şerli. Yabancı takımlara oynayan var mesela. Geçmiş yıllarda bir iki kez oynamış olup başka takıma geçmiş olanda var. Ceza futbolcuya da yeni takımının suçu ne ? Sahaya, stada bile giremiyorlar o derece. Tamam, tertemiz olsun liglerimiz. Ovalarken, fayansı yerinden sökmek de neyin nesi ?
BURHANETTİN HOCAM, AMATÖR MAÇTA
Geçmişte tee bizim zamanımızda, hakemler 'Bu maçta şike var' diye raporunda, ayrıntıulı ek raporla yazmala yazabilirdi. Başına iş alırdı. Penaltıyı sona dakika verirsin, sahadan çıkamazsın tamam da. Gel de 'Şike' yaz bakalım, tek başına kalıverirsin. Cuk diye, tam oturması gerek. Hislerle, sanmakla, bence ile olmaz. Kaldırdılar sonradan. Bu bahis gibi, sayılmıştı. Yaşın yanında kuru da yandı. Fesat hakemler de çıktı, dürüst, namuslu hakenler de. Yediler, çok iyi hatırlarım. Takıma, kulübe, ceza vermek istemediler, veremediler. Doğrudur, yanlıştır, hala kesin değildir. Bir karardır saygı duymak gerek. En azından niyet iyi. Kalecinin topu elinden kaçırıp gol yemesi. Mesela, satış mıdır, yatış mıdır mesela. Nerden bileceksin. Ligin başıysa başka, son haftalarda başkadır. Bakış, görüş, menfaat açısıyla. Futbolun doğasında bazı şeyler vardır, bazıları yoktur. 'Kendi maçına, kendi kategorisinde, liginde, eski takımına oynamak' tamam, af yok. Olmamalı. Uzak deplasman mesela, haftaya. Ona göre kolay maç, kar buz ayaz, ne işi olur, gider mi. Attırırdı kendini uydurak sebepten, bir de göstermelik dayılanırdı hakeme. Günah keçisi oldu mu, hakem. Bir maç beklerken üç maç ceza çıkagelirdi. Şer dedik ya, devam edelim. Karşıyaka - Denizli İdmanyurdu maçı, çok güzel maç oldu. Denizli'den seyirci gelmedi. Küfür yoktu, top oynandı sahada top. 8 yıldır 3.ligdeki Kaf Sin Kaf'ta, Hamza Küçükköylü ile Onur İnan'ın golleriyle haftayı geçti. 7 oyuncu bahis soruşturması nedeniyle takımdan çıkarılınca. Gençlere daha doğrusu çok yenilere gün doğdu. Fırsat çıktı, şans doğdu. İdealist teknik adam Bahattin Basatemür hocam, takımın havasını değiştirdi. Altyapıya, gençliğe önem verir. Amatör maçlara da gidip izliyor. Küçümsemeden, üşenmeden. Cumartesi kendi maçından sonra, bir alt ligdeki, amatör maçı izledi. Yan gelip yatmak var iken, izin günü hem de. Son günlerin flaş ekibi, alt yapıya önem veren, nice harika oyuncu bulup çıkaran Güzeltepespor ile yılların 1.lig ekibi Ödemişspor'un maçını izledi. Halil Küçükçanakçı, Cihan Demir, Sadi Evez ile. Bu üçlü de alt yapı mimarıdır, emekleri vardır. Oyuncu bakıyor Burhanettin hocam. Doğru yolu buldular. Biraz da mecburiyetten. O kadar yetenekli var ki Karşıyaka forması giyebilecek, çevrede. Çiğli, Bostanlı, Bayraklı, Gümüşpala'da, say say bitmez. Arayıp bulmak gerek. Karşıyaka'nın 11'i tamamen farklı idi. Keyifle izledik. Bir ara takımları karıştırdım 2-0 kim önde ? Sona dakikalarda bile koştukça koşuyorlar, emek veriyorlar, Karşıyaka için kendileri için çalışıyorlar. Hem de sportmence, rol, artistlik, tribüne göstermelik şov yapmadan. Demek ki oluyormuş. Kazanamamayı örtbas etmek, suçlu başkasında arama devri geçti. Şükürler olsun, bu bir milattır.
MÜFTÜM İLE MÜDÜRÜM HOŞ GELDİ SAFA GETİRDİ
Gençlerde, daha doğrusu yeni isimlerde, çok yenilerde hayat var, sabredince olur. Seyircilerden ricam, üç beş hafta tribünden eleştirmeyin. 'Formanın hakkını verin' demeyin, daha çok erken, oynuyorlar zaten. Bu isimlere dikkat edin. Sadri Ege, Arda Baran, Âdem Yeşilyurt ile Samet Seymen Sargın, ilk kez oynama şansı buldu. Büyük bir devrim. Kemal Bayrak, Burak Engin, Sadri Ege, Alpay Eroğlu, Ensar Akgün, Selim Demirci, Onur İnan, Tolga Ünlü, Namık Barış ve de Hamza Küçükköylü. Eksik varsa affola. Karşıyaka Kulüp Başkanı Aygün Cicibaş, protokol yerine tarftarlarla maçı izledi. Haftaya iki efsane takım, kulüp karşılaşacak, Eskişehirspor ile Karşıyaka. Yeşil - Kırmızı ekibi izlerken geçmişe döndüm, çoğu bilmez hatırlamaz. Pıtırcık Nihatlı, Ülgenli, Kahramanlı, İsmetli, Cihan Yıldırımlı, Muharem Dirikli, Muharrem Gürbüzlü, Karşıyaka gelmiş gibi, efsane geliyor mu ne. Bakın hayır çıktı bunda da. İyilik güzellik. Suat Yargıç başkanım, Hayri Cihangeri hocam ve de Bülent hocam ile yan yana izledim, harika mücadeleyi. Hayri Cihangeri dua etti, pozitif enerji yaydı. Bülent Fil de tam bir bir spor insanı. Üç harika insan, Suat başkanım TFF'den. Hayri Cihangeri, Karşıyaka İlçe Müftüsü. Bülent Fil spor insanı. Denizli'nin Atatürk Ortaokulu'nun efsane beden öğretmeni, TÜFAD Denizli Şube Başkanı, şimdinin Denizli İdmanyurdu Kulüp Müdürü. ODTÜ mezunu oyuncu, sanatçı ile aynı isim soyadı taşıyor o da Bülent Fil. Denizlili Bülent hocam, insan evladı gibi davrandı, tribünde. Çomak sokmadılar arı kovanına, bu da bir hayır, iyi insan işi. Hayri müftüm gibi şer ile işleri olmaz. İZVAK'tan Necdet Bayatsapan, Fatih Tanfer, Engin Kurt, Bedri Cumhur Doğu ile hayat arkadaşı Saadet Taşçı Doğu, Azad Yeşil ile Cenk Karace başkanlarım, Karşıyakalı futbolcu, hakem, futbol yazarı Yücel Çağatay da aynı görüşte, yazdı. Sahadaki mücadeleyi yeni, yepyeni, yeniden Karşıyaka'yı çok beğendiler, beğendim, beğendik. Devamı, istikrarı gelmeli. Koşan, çalışan, yan gelip yatmayan, iyi niyetli, ekmeğini yediği suyunu içtiği futbola, kulübüne takımına ihanet etmeyen, yatmayı değil de oynamayı tercih eden, kafasında tilkiler dolaşmayan sporculara, teknik adamlara, yöneticilere selam olsun. Sahada adaleti düşünen, kulağı, ruhu başka maçta olmayan, gelecek haftalara bakmayan o anı yaşayan, küçük büyük takım demeyen, ev sahibi deplasman takımı ayrımı yapmayan, ilk dakika 'vermeyim' son dakika 'boşveeer' demeyen, zor maç kolay maç ayırımı yapmayan, hakem kardeşlerime de selam olsun. Herkes topunu oynasın, maçını insan gibi adaletli yönetsin. İnsan evladı adil olur, olmalıdır. Böylesi daha hayırlı. Dürüst olan kaybetmez, bugünün yarını da var. Hurma misali, haydi hayırlısı.