"Enflamasyon.”
Son günlerde giderek daha sık duyduğumuz bir kelime.
Özellikle sağlık sohbetlerinde konu dönüp dolaşıyor, bir şekilde ona geliyor:
“Her şeyin sebebi oymuş.”
“Mutlaka kontrol altına almak gerekiyormuş.”
Peki, gerçekten nedir bu enflamasyon? Neden bu kadar önemli?
Elinizi kestiniz. İlk birkaç saniye içinde vücudunuz harekete geçer: Kan pıhtılaşır, bağışıklık hücrelerin bölgeye akın eder, hasar onarılır, mikroplar temizlenmeye çalışılır. İşte bu akut enflamasyondur; vücudumuzun akıllı savunma sistemidir ve enfeksiyona karşı verdiği ani tepkidir. Bu hızlı tepki; kızarıklık, ağrı, ateşve şişliğe neden olur. Genellikle birkaç saat ila birkaç gün içinde iyileşir. Tehdit ortadan kalktığında, savunma sistemi kapanır. Yangın söner.
Ama sorun şu: Tehdit ortadan kalksa da yara iyileşse de vücut, savaşın bittiğini anlayamaz ve savunma halinde kalır. Sonuç? Sönmeyen bir iç yangın yani kronik enflamasyon. Bu durum artık “koruyucu” değil, “yıkıcı”dır. Vücut kendine saldırmaya başlar. Hücreler zarar görür, dokular tahribata uğrar, sistemler çöker.
Akut enflamasyon hissedilir. Enfeksiyon olsa ateş çıkar, ağrı olur, fark ederiz. Ama kronik enflamasyon sessizce ilerler. Ancak kan testiyle ortaya çıkar. (Yani kesinlikle doktora başvurmak gerekir) Hissedilemez ama içerde işler değişir. Ve bu değişim ciddi sorunlara neden olur.
Ne değişir, yani vücudumuzda hangi sorunlar meydana gelir? Kalp, tip 2 diyabet, kanser , alzheimer, otoimmün hastalıklar, depresyon, anksiyete, obezite, bronşit gibi birçok hastalık bu sessiz iltihapla ilişkilendirilmiştir.
Peki ne yapacağız da kurtulacağız?
DİKKAT: Öncelikle bir uzmana başvurun. Gerçekten kronik enflamasyonunuz olup olmadığını öğrenmek ve doktor tavsiyelerini almak ilk adımdır. Aşağıdaki Harvard Health Publishing tarafından yapılan öneriler, doktorun tavsiyelerine ek olarak uygulanmalıdır.
1. Beslenme: Beslenme, enflamasyonu kontrol altına almanın en güçlü aracıdır. Enflamasyonu artıran gıdalardan uzak durun: Rafine şeker,şeker içeren ve işlenmiş tüm gıdalar, yapay katkı maddeleri ve koruyucu maddeler...
Probiyotik ve lif açısından zengin gıdalarla beslenmeye özen gösterin. Araştırmalar, Akdeniz diyetinin enflamasyonu azaltmada en etkili beslenme modeli olduğunu gösteriyor. Yeşil yapraklı sebzeler, balık, badem, ceviz, zeytinyağı ...
2. Egzersiz: Egzersiz, etkili bir enflamasyonu azaltıcıdır. Koşun, bisiklete binin, yürüyün, yüzün. Egzersiz yapmıyorsanız da hareket edin: Merdiven çıkın, bahçe işi yapın. Hareketsizlik enflamasyonun yakıtıdır. Bir- iki gün yapıp bırakmayın, kendinizi disipline edin, günlük yaşamınızın bir parçası haline getirin, alışkanlığa dönüştürün.
3. Uyku: 7-9 saatlik kaliteli uyku, vücudun enflamasyonla savaştığı zamandır. Uyku yoksunluğu enflamasyonu artırabilir.
4. Stres: Kronik stres = kronik enflamasyon. Nefes, meditasyon, yoga, doğada zaman geçirmek, bunların hepsi enflamasyonu azaltır.
Bizi yaşlandıran aldığımız yaş değildir. Bizi yaşlandıran yanlış tercihlerimiz, kendimizi ihmal etmemiz ve bilinçsiz yaşamdır. Kronik enflamasyon yazgı değil, seçimdir. Bu sessiz yangını söndüren ya da körükleyen şey, milyonlarca küçük seçimin toplamıdır: Her lokma, her uyku saati, her stres anı, her hareket ya da hareketsizlik...
Enflamasyon aslında bedenimizin bir mesaj göndermesidir: “Bir şeyleri değiştirmenin zamanı geldi.”
Soru çok basit: Bugün neyi seçeceksiniz?