Herkes hakem olsa yürekler aşk dolsa

Abone Ol

'Bir gün mutlaka herkes hakemliği tadacaktır', bu söz bu satırların yazanına aittir. İnsanları tanır, kuralları bilerek çalışır, çevreyi görür. Hepimiz, yani 'herkes' 's' iledir 'z' ile değil. Z, herkes'te değil merkez'de. Güzel Türkçemizi niye yanlış kullanalım ki. Bütün tartışmaların, küslüklerin, kırgınlıkların nedeni ah bu kelimeler değil mi? Yanlış, hatalı anlamalar, konuşmalar yazımlar değil mi? Sadece, tek başına anlamına gelen kelime 'yalnız' olarak yazılır. Yalın olmaktan gelir. Önce l, sonra n. Hata anlamına gelen, doğru karşıtı 'yanlış' da böyle yazılır. 'Yanlı', taraflı olmaktan gelir. Önce n sonra da l. Niye böyleyiz, böyle olduk. Hemen internete sallamayalım. Bu kadar mı hızlı oldu, ne ara. Yazışırken hız, sonra boş boş otur, uyanı şeyle bak, dur. Kolayımıza böyle geliyor(muş). 'tmm, ii', kib' ve diğerlerini saymıyorum. Yazma en güzeli. Mesela, bir zamanlar hakem raporları manuel, elle, kalemle yazılırdı. Her şey o zaman belli olurdu, cezalar ona, rapora göre verilirdi. Bu arada, hakem ceza vermez öyle bir yetkisi yok, sahanın hakimiyse o kadar. Kağıtların, kalemin efendisi de olması gerek. 'Hakemin yazdığı' rapora göre, düzenleyen kuruluşa bağlı olan disiplin kurulları verir, cezaları veya ver(e)mezdi. Başkan ve üyeler, hukuk uzmanı kişilerden oluşurdu. Savcı, avukat gibi, doğrusu da buydu. Karar verilemeyince de hakemden ek rapor istenirdi. İptal edilmezdi. Hatta sahadan ihraç edilen de davet edilirdi. Öyle kravat takması, saçlarını taraması, jöle sürmesi filan pek bir şey ifade etmezdi. Videoda yok. İspatı zor. İnkâr etmeyen de çıkardı ara ara. Ne yaptıysa o, tıpkı mahkemede gibi pişmanlığı sorulur, üzüntüsü sorgulanırdı. Numara yapıp yapmadığı hemen anlardı AFDK Kurulu Başkanı Vedat Şardağ amca, rahmetle. Baba adamdı, babacandı, adamdı. 'Hakemi kollamak' değildi amacı, doğruyu bulmaktı ülküsü. Her hafta böyleydi. İşte Z, S, N, L gibi harfler bundan çok önemli. Yanlış yazan, kelimeleri hatalı yazan hakemlerin raporu dikkate alınmazdı. 'Filanca forma numaralı küfür etti, saldırdı' mesela. Böyle rapor yazan hemen çağrılırdı. Ne dedi ne yaptı? 5 N 1 K burada da önemliydi. Sadece habercilikte değil. Hatta N'lerin sayısı %2i geçerdi. K ise çoğu zaman tekil kalmaz çoğula dönerdi. Ama teker teker isimlerin küfür olarak nitelendirilen sözlerin açık ve net yazılması gerekirdi. Etti de tam olarak ne dedi, harfi harfine. Eden ayıp etmiyor da yazan niye ayıp olsun. Belki bu nedende, ülke genelinde GSİM çalışanları da futbol hakemi olurdu, video yerine geçerdi belki de. Her branşa da katılırlardı. Sonradan futbola ilgi azaldı, yasak mı geldi tıpkı asker kökenliler gibi bilemiyorum. Bahri Vreskala, Atıf Aygün, Kadri Ercüment Alp, Muhtesin Tunç, Metin Öztürk, Nejat Türk, hatırlayabildiğim hakemlik yapan isimler. Emektar personellerimiz Niyazi Kıpçak, Halil Melik, Nedim Ergün (merhum), Fuat Avcı, Hasan Akten, Şirin Aktem, Şaban Şen, Ufuk Aksaç, Mustafa Özen (merhum), İsmail Tekoğlu (merhum) anmadan geçemem. Benden bu kadar. Fazla hatırlamaya kalkışınca da 20'li yaşlara gidiyorum, geri dönemiyorum,

HUZURUNUZDA SAHALARIN YENİ YILDIZI; COŞKUNSES

Güzel spor insanlarımız Ersin Asutay, Erol Kılıç ile Bekir Cengiz hocalarıma veda ettik rahmetle şükranla. Hayat bu, devam ediyor(muş). Devam edelim, o zaman. Şahsımın da beğenmediği, tasvip etmediğim hakemler de var, hiç yakışmıyorlar sahaya. Bir de anlı şanlı o kokart takılıyor. Yurtdışında maça çıkamadan, sadece ülkemde. Ne oldum delisi oluveriyorlar. O kokartlarını hak ettiğini ispatla da bir farkın olsun. Her yerde ama, bir farkın olmalı. Hayal kırıklığı yaratanlar da olmadı değil. Şansına torpille itelemeyle bir yere gelenler, getirilenler. Hemen belli oluyor anlıyoruz. 'Yanlış' yapanlar, bir gün 'yalnız' kalacak olanlardan bahsediyorum. İçlerinde yorumcu filan olan da var. 'Sen ne idin ki' ahkam kesiyorsun, sizleri de gördük. 'Dananın altında buzağı aramalar, gırla. Genç, hakemliğe yatkın, sporu ve futbol bilenleri de görünce de zevkten dört köşe oluyorum. Öyle itelemeyle değil, hakkıyla geliyorlar. Destek olmalı şart, sadece TFF ile MHK arka çıkmalı o kadar. Zaten bir genç iyi hakemse, sağlamsa kimse ona zarar veremiyor. Bildiği yoldan da giderse, 'yürü ya kulum' oluyor. Kıskanmak, önüne set çekmek bize yakışmaz. Yerine yazarak, sözlü ileterek destek oluyorum. Önceliğim İzmir'ime bölgeme Ege'ye, haliyle. O kadar da kayırmam oluversin gari. İzmir dışındakileri de unutmadan. Burak Demirkıran, Adnan Deniz Kayatepe, Ömer Faruk Turtay, Mehmet Türkmen, Erdem Mertoğlu'nu takipteyim. İzmir'e gelelim, her zaman yazanlardanım. Doğruluktan dürüstlükten ve de insanlıktan ayrılmasınlar yeter. Kim ne derse desin, umurumda değil. Halil Umut Meler, Yiğit Arslan, Berkay Erdemir, Ayberk Demirbaş, Fatih Tokail, Direnç Tonusluoğlu görüş alanımda zaten, sabit. Sessiz sedasız düdüğünü üfleyen, bugünlere gelen Reşat Onur Coşkunses de kervana katıldı. Listemde vardı şimdi herkesin önüne vitrine çıktı, flaş isim oldu. Tebrikler, kutlarım, Allah yar ve yardımcısı olsun. Aman Reşat, doğru yoldan sapma ne olur yalvarıyorum. Sen yoksan bir eksik kalırız. Aynen böyle devam, lütfen. Masterlerde de hayat var. İnsan dostu, hakem düşmanı olmayan, haddini de sınırını da bilen bir isim. Futbol da oynadı kulüp başkanı Kadir Sever'i yürekten kutluyorum. İki Karşıyaka ekibi, KAM ile KAFKAF. Bu yakada Karşıyaka'ya göre de 'karşı yakada' Göztepe tarafında Balçova Sahası'nda EMF finaline çıktı. Karşıyaka Alaybey Masterleri yenen, KAF KAF Masterler kupayı kalırdı. Gidemedim, skoru bilmem, sormadım bile. Skor değil spor yaptılar. En güzeli de bu. Kupalı sevinç fotoğrafına Kadir kardeşimin deyimiyle 'bebeğimiz' dediği BEKS'i de aldılar, poz verdiler, ayrım yapmadılar. Hayat anlam üzerine kurulu, BEKS'in de bir anlamı var. 22 yaşındaki tek evladı Bertuğ'un BE'si, Kadir'in K'si Selda S'si. Her harfte bir gizem ve de anlam var, tersi olsa çok anlamış olurdu. Firma olsa tamam da canlı adı bu, yerinde isim. Boşa yazılmıyor, boşuna söylenmiyor. Tıpkı aşk gibi. Aşk yoksa, hayat da olmaz ki...