Enflasyonist ortamlarda en fazla zarar gören kesim sabit ücretlilerdir. Yani işçi, emekli, memur, asgari ücretli. Hele ki, sabit ücretlilere yapılan zam bu gün yapıldığı gibi altı ayda bir, yılda bir yapılıyorsa, yetkililer sabit ücretlilerin cebinden para çalıyorlar demektir.
Asgari ücretliye yılda bir kez, memura emekliye yılda iki kez zam yapanlar, kamudan ihale alarak hizmet veren şirketlerin hak edişlerine her ay enflasyon oranında zam yaparak ödemekteler.
Toplumun genel çoğunluğunu oluşturan işçiyi, memuru, emekliyi koruması gereken mevcut hükümet yetkililerinin emekçinin değil, sermayenin yanında olması, alın teriyle geçimini sağlayan kesimi zorda bırakmaktadır.
İşçinin memurun emeklinin alım gücü, artan enflasyon karşısında her geçen gün düşerken, her gelen gün, her geçen günü aratmaktadır.
Vergi dilimleriyle ilgili 1999 yılında asgari ücretin 25.62 katından fazla gelir elde eden memur yüzde 20’lik vergi dilimine girerlerken, bugün asgari ücretin 5.50 katından fazla gelir elde eden memur yüzde 20’lik vergi dilimine girmektedir. Bu görüntü vergi dilimlerinin yıllar içerisinde ne kadar adaletsiz hale geldiğini güncellenmediğini ortaya koymaktadır.
Emeğiyle alın teriyle geçinen memur vergi dilimleri kıskacına alınmışken daha üçüncü ayda yüzde 20’lik vergi dilimine girmektedir. Çalışanların vergi dilimleri yüzde 10 olarak sabitlenmeli ve vergi adaleti mutlaka sağlanmalıdır.
Birilerinin tek kalemde, 85 milyonun hakkı olan milyarlarca TL lik vergi borçlarını silerken, emeğiyle geçinen insanların gelirlerinin çok önemli bir bölümünün vergilerle geri alınması haksızlıktır. Adaletsizliktir. Hukuksuzluktur.
Kamu kurumlarımıza hizmet veren bir başka söylemle kamu kurumlarının hizmet aldığı yemek, MR, tomografi, laboratuar vb. hizmetlerde 2023 ve 2025 genelgelerine göre hak edişlerinin her ay açıklanan resmi enflasyon rakamlarının ilave edilerek ödenmektedir. Buna karşılık asgari ücretlilere yılda bir kez, memurlara yılda iki kez zam yapılmaktadır. Bu uygulama çalışanlara açlığa yoksulluğa, emeklilere sefalete sürüklemektedir. Yetkililerden biri çıksın çalışanlara açıklasın. Neye göre? Kime göre? Hangi kritere göre? Şirketlerin alacaklarına her ay artış yaparlarken, çalışanlara artış yapmadıklarını açıklasın.
Bu arada, İzmir ilinde yapılan yemek ihalelerinde Ege Üniversitesi Hastanesi’nin 160 TL ye aldığı yemek hizmetini İzmir İl Sağlık Müdürlüğü’nün 107,5 TL ye almış olması da önemlidir. İl Sağlık Müdürlüğü yetkililerimizi tebrik ve teşekkür ederiz. Ancak şirket çalışanlarının ücretlerinin devlet tarafından ödenmesi ve her ay enflasyon oranında artış yapılmasıyla aralık ayında 107, TL olan yemek ücreti Haziran’da 125 TL ye yükselmiş, asgari ücret farkı, enflasyon farkı, personel fakı derken yemek ücreti 200 TL seviyelerine gelmektedir. Hastanelerde çıkan yemekler doyurucu değildir. Genel olarak hijyenden yoksundur. Oysa tabldot usulü yemek satan bazı esnaflarımız daha ucuza yemek satabilmektedir. Çözüm hastanelerimizin kendi yemeklerini kurumlarda kendilerinin yapmasıdır.
Memurlar, maaşlarını şirketlere ödenen şekilde yani, her ay enflasyon oranında zam yapılarak eşelmobil sistemiyle ödenmesini istiyor. Memurlar bugüne dek, enflasyonun altında kalan maaş artışlarının, düşen alım güçlerinin iadesini istiyor.
Memurlar söz verilen, kira yardımlarının ödenmesini, 3600 ek göstergenin verilmesi istiyor.
Memura verilen yüzde 2,5, yüzde 3’lük, yüzde 4’lük zamlar zam değildir.
Memurlarımıza reel enflasyon oranında zam verilmesi, maaşlarını eşelmobil (değişken ölçü) sistemiyle maaşlarının ödenmesini, özel şirketlere ödenen enflasyon farkının da mutlaka memurlara ödenmesi devleti temsil eden memurlarımızı bir nebze de olsa rahatlatacaktır.