Hukuk doğru işlemeli!

Abone Ol

19 Mart’tan bu yana İstanbul’da başlayıp İzmir, Adana, Antalya ve Adıyaman’a uzanan operasyonlar, kamuoyunda ciddi bir infial yarattı. 

CHP’li belediyelere yönelik bu süreç, hukuki çerçeveden ziyade siyasi bir boyut taşıyor izlenimi veriyor.

5393 sayılı Belediye Kanunu ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu kapsamında bugün herhangi bir belediyeyi denetlerseniz, iyi niyetli yönetimlerde bile kimi usule aykırılıklar bulabilirsiniz. 

Çünkü çoğu zaman kamu hizmetinin aciliyeti, ihale süreçlerinin karmaşıklığı gibi sebepler yöneticileri yasal boşluklarda karar almaya zorlayabiliyor. 

Asıl mesele; kamu malının zarar görmemesi, yetim hakkının korunması ve bu süreçlerin kamu vicdanında karşılık bulmasıdır.

Kooperatifler ya da belediyelerin hesaplarında bir hata varsa, bunun yolu bellidir: 
Sayıştay inceler, varsa bir usulsüzlük yargıya taşınır. Ancak son dönemdeki uygulamalar, bu doğal denetim süreçlerinin ötesinde bir siyasi araç gibi kullanılma görüntüsü veriyor.

Bu durum, CHP içinde kimi kırılmalara yol açabilir. Ancak unutulmamalıdır ki, bugün CHP’lilere düşen görev; geçmişteki kurultay tartışmalarını, kongre ayrışmalarını bir kenara bırakıp, ortak bir direnç hattı oluşturmaktır.

SORUMLULUK

Sandıkta elde edilen başarı, belediyelerdeki olası hatalar yüzünden heba edilmemelidir..

 CHP’nin halkla yakaladığı yükselen ivme, hem genel merkezdeki yöneticiler hem de yerel yönetimlerdeki kadrolar açısından çok daha fazla sorumluluk gerektiriyor. 

Artık herkesin çok daha dikkatli, çok daha şeffaf olması gerekiyor.

Bu süreçte CHP’lilerin birbirine sımsıkı sarılması gerekiyor.

Rakibinizin önüne geçmek istiyorsanız, önce kendi yol arkadaşınızın altında kalmamalısınız.

Son olarak, İzmir’de yaşanan son operasyonun ardından CHP Genel Başkanı Özgür Özel, önceki dönem İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer ve CHP İzmir İl Başkanı Şenol Aslanoğlu’nun açıklamaları, bu süreci anlamlandırmak açısından oldukça önemlidir. 

Üç ismin de söyledikleri, hem bir vicdan sesi hem de birlik çağrısıdır:

Özgür Özel:

"Bizde rekabet, tartışma olur; kardeşlik hukukuna zeval gelmez. Hiçbir kardeşimi satmadım, Tunç kardeşimi de satmam."

Şenol Aslanoğlu:

"Bugün bir adaletsizlikle karşı karşıyayız. Konu ne Tunç Bey’dir, ne Heval, ne Barış Bey, ne de genç kardeşlerimiz. Ülkedeki adaletsizliği bir kez daha yaşadık. Bu adaletsizliği yenmenin tek yolu, birlikte mücadele etmektir. Yılmadan, yorulmadan, dirençle… Hep beraber, omuz omuza!"

Tunç Soyer:

"EXPO 2015 adaylığı genel sekreterliği döneminden Seferihisar’a ve İzmir’e kadar milyar liralık bütçeler yönettim. 

Bugün hâlâ Alsancak da, Alaçatı Port da değil Seferihisar Ulamış köyünde, 75 metrekare zeminli bir evde oturuyorum. 
Mal beyanım ortada; ikinci bir yazlığım bile yok.

Bu ciğer bu kediye sığmaz, bu mızrak da çuvala sığmaz.

 Nitelikli ya da niteliksiz dolandırıcılık bu haneye sığmaz.

Yazdığım kitabın ilk cümlesi der ki: ‘Bizi bilen bilir, bilmeyen kendi gibi bilir.’

Mevlana’nın bu sözü de ifademin son sözü olsun."

Sonuç olarak, hukukun doğru işlemesini sağlamak hepimizin ortak görevidir. 

Ancak bu süreçte CHP’lilere düşen görev, birbirine kenetlenmek ve halkın kendilerine duyduğu güveni boşa çıkarmamaktır.