İESOB’da yeni denklemin ayak sesleri

Abone Ol

İzmir Esnaf ve Sanatkârları Odaları Birliği’nde üç yıl önce başlayan siyasi ve idari türbülans, mayıs ayının başında yapılan olağan genel kurula rağmen dinmiş görünmüyor. O günlerde, dönemin İESOB Başkanı Zekeriya Mutlu’nun milletvekilliği hesabı uğruna bıraktığı koltuk, bugün hâlâ İzmir esnaf siyasetinin en sıcak başlıklarından biri olmayı sürdürüyor. Çünkü üç yıl önce olağanüstü genel kurulda başkanlık koltuğuna oturan Yalçın Ata’nın önündeki asıl sınav, sadece İESOB’u yönetmek değil; bu çalkantılı yapıyı istikrara kavuşturabilmek. Zira Ankara koridorlarında Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonu başkanvekilliğinden başlayıp, ileride milletvekilliği ya da belediye başkanlığına uzanabilecek siyasi ihtimallerin yolu da biraz buradan geçiyor.

FIRTINA BAŞLIYOR MU DİNİYOR MU!

Süreç, yıllarca “kadim dost” olarak anılan Zekeriya Mutlu ile Yalçın Ata arasındaki güç dengesinin değişmesiyle başladı. CHP’den milletvekili olma hatta iktidar değişikliği halinde Ticaret Bakanlığı’na uzanma hayaliyle görevinden ayrılan Mutlu’nun ardından, İESOB yönetimi kendi içinden bir başkan belirleyip yoluna devam edebilirdi. Ancak Yalçın Ata, yanına bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar az sayıdaki oda başkanını alarak olağanüstü genel kurulda adaylık yürüyüşünü başlattı. Seçim ihtimalinin zora girmesine karşı delegelerden ve oda başkanlarından destek toplarken, Mutlu’nun kendi ekibine olağanüstü seçim kararı aldırmasıyla birlikte İESOB’da taşlar yerinden oynadı.

İESOB’un kurucu başkanı Cemal Tercan’ın ağırlığı ve merkezi iktidarla kurulan temasların da desteğiyle başkanlık koltuğuna oturan Yalçın Ata, geçen üç yılda oda başkanlarını motive eden söylemleriyle sahada görünür olmaya çalıştı. Bazı odalara doğrudan destek verdi, komite ve komisyonlarla yeni bir hareket alanı oluşturdu, danışmanlık mekanizmaları kurdu. Personel sayısını azaltarak tasarruf adımları attı, birlik varlıkları üzerinde daha kontrollü bir yönetim anlayışı geliştirdi. Ancak bütün bu hamlelere rağmen İESOB kulislerinde hâlâ aynı soru yankılanıyor: Türbülans gerçekten sona erdi mi, yoksa İzmir esnaf siyasetinde fırtına yeni mi başlıyor?

VAATLER VE LİSTE GERÇEĞİ

Mayıs ayının ilk haftasında gerçekleştirilen İESOB Olağan Genel Kurulu’nun ardından esnaf kulislerinde oluşan hava, parçalı bulutlu. Çünkü İESOB Başkanı Yalçın Ata’nın uzun süredir aynı çatı altında yol yürüdüğü oda başkanlarına verdiği sözlerle ortaya çıkan tablo arasında ciddi bir mesafe olduğu konuşuluyor. Öyle ki, yönetim kurulu listesine yalnızca 10 isim yazılabildi; denetim ve disiplin kurullarındaki toplam 10 üyelikle birlikte ancak sınırlı sayıda oda başkanına yer açıldı. Aylarca motivasyon cümleleriyle beklentiye sokulan bazı oda başkanları için açıklanan liste adeta soğuk duş etkisi yarattı. Kulislerde sesler yükseldi, fısıltılar çoğaldı. Ancak hiçbir oda başkanı ya da İESOB delegesi, farklı hesaplar ve dengeler nedeniyle açık bir kıvılcım yakma cesaretini şimdilik ortaya koyamadı. Sessizlik hâkim görünse de, bu sessizliğin altında biriken rahatsızlığın giderek büyüdüğü konuşuluyor.

BAŞKANVEKİLLERİ GÖREVLENDİRİLEMEDİ

Genel kurul sonrası yapılan ilk toplantıda gözler İESOB’un üç başkanvekilliğine çevrilirken, Başkan Ata atama yapamadı. Sadakat, liyakat ve “Ata sonrası denge” kriterlerinin netleşmemesi tabloyu kilitledi ve karar bir sonraki toplantıya ertelendi. Şimdilik uzlaşı, iki ya da üç başkanvekilinin seçimle belirlenmesi yönünde. Kulislerde konuşulan pusula eğilimleri Süleyman Beyen’i birinci, Ümit Ünalmış’ı ikinci, Şükrü Bilgin’i üçüncü sıraya işaret ediyor.

SEÇİM, KOMİSYON VE DANIŞMANLIK?

Başkanvekili adayları kendi lehlerine oy kullanabilecek mi? Sadece 11 kişilik yönetim kurulu mu sandığa gidecek? Denetim ve disiplin kurulu üyeleri de sürece dahil olacak mı? Yoksa yedek üyelerle birlikte daha geniş bir tablo mu ortaya çıkacak? Aynı belirsizlik denetim ve disiplin kurulu başkanlıklarının belirlenmesinde de kendini gösteriyor. İESOB için esnafın dillendirdiği işte bu “yöntem muamması”.

Önünde zorlu bir denge sınavı bulunan Yalçın Ata’nın, türbülansın şiddetini azaltabilmesi için sadece yönetim kademesinde değil, 50’nin üzerindeki komisyon üyeliği ve başkanlıklarında da hassas bir dağılım yapması gerekiyor. Yönetim kurulu beklentisi boşa çıkan oda başkanlarını yeniden motive edecek, gönül alacak, çalışmaya yönlendirecek bir tablo oluşturulamazsa; bugün sessiz kalan kulislerin yarın daha yüksek sesle konuşabileceği değerlendiriliyor.

Öte yandan geçen dönemde oluşturulan başkan danışmanlıkları da yeni dönemin dikkat çeken başlıklarından biri. Başkan Ata’ya yakın isimlerden iki danışmanın disiplin kuruluna taşındığı, bir danışmanın ise listelerin tamamen dışında kaldığı görülüyor. Başkan başdanışmanı Mustafa Ak’ın pozisyonunu koruması ise dikkatlerden kaçmıyor. Şimdi gözler, başkan danışmanlıklarında yapılacak olası yeni düzenlemelerde.

Çünkü İESOB’da artık mesele yalnızca görev dağılımı değil; kırılan dengelerin yeniden kurulup kurulamayacağı. Eğer Yalçın Ata, olağan genel kurul sonrası esnaf kulislerinde oluşan bu rüzgârı kesip yönünü kendi yelkenine çevirebilirse, belki de gözünü diktiği daha üst siyasi ve mesleki hedeflere yürüyebilecek. Aksi halde İzmir esnaf siyasetinde başlayan bu dalgalanma, uzun süre daha dinmeyecek gibi görünüyor.

SOFRANIN FATURASI KİME?

İESOB çatısı altında seçim tamamlayan oda başkanları ve destekçileri ESPARK Otel’de düzenlenen kutlama yemeklerinde bir araya gelmiş, o günler “birlik ve yeni dönem” havasında geçmişti. Ancak İESOB olağan kongresi sonrası bu yemeklerin faturalarının ilgili odalara ulaştırılmasıyla tablo değişti. Seçim sürecinde doğal bir kutlama gibi görülen bu harcamaların faturalanması, bazı başkanlarda fiyat kabarıklığı iddiasıyla şaşkınlık yaratırken kulislerde de bir tartışma başlattı. Bir dönem motivasyon ve dayanışma sembolü olarak görülen o sofralar, şimdi daha çok “Zafer sofrasının faturasını başkan mı, sponsoru mu ödeyecek. Ya da oda bütçesinden mi karşılanacak?” sorusuna odaklanmış durumda.