İklim finansmanı, iklim değişikliğine yönelik eylemleri desteklemek için kullanılan mali kaynaklar ve araçları ifade eder. İklim finansmanı, düşük karbonlu ekonomiye geçiş için gerek duyulan büyük çaplı yatırım ihtiyacı nedeniyle ve toplumların dirençliliğinin ve iklim değişikliğinin etkilerine uyumlarının desteklenmesi için kritik önem taşıyor. Ülkelerin erişebileceği bazı çok taraflı fonlar arasında Yeşil İklim Fonu (GCF), Küresel Çevre Fonu (GEF) ve Uyum Fonu (AF) bulunuyor. İklim değişikliğinin oluşmasına tarihsel olarak önemli ölçüde katkısı olan yüksek gelirli ülkeler, düşük gelirli ülkelerde iklim eyleminin finanse edilmesi için her yıl 100 milyar ABD Doları toplamayı taahhüt etti. Ancak bu hedefe henüz ulaşılamadı ve hem azaltım hem de uyum müdahaleleri için daha fazla finansmana ihtiyaç var.
NET SIFIR
Net sıfıra ulaşmak, insan faaliyetlerinden kaynaklanan karbondioksit emisyonlarının, bu emisyonları ortadan kaldırmaya yönelik çabalarla (örneğin, karbon yutakları oluşturarak karbondioksit tutumunu sağlamak) dengelenmesini sağlamamızı ve böylece atmosferdeki sera gazı konsantrasyonunun daha fazla artmasını durdurmamızı gerektirir. Net sıfıra geçiş, enerji, ulaştırma, üretim ve tüketim sistemlerimizde tam bir dönüşüm gerektiriyor. İklim değişikliğinin en kötü sonuçlarını önlemek için bu şart.
KARBONSUZLAŞTIRMA
Karbonsuzlaştırma, bir toplumun ürettiği sera gazı miktarını azaltmanın yanı sıra tutulan miktarı da artırmak demektir. Bu amaçla, ekonominin tüm yönlerini olmasa da, enerjinin nasıl üretildiği, mal ve hizmetlerin nasıl üretildiği ve sunulduğu, binaların nasıl inşa edildiği, arazilerin nasıl yönetildiği gibi birçok yönünü değiştirmeyi içerir.
Paris Anlaşması hedeflerine ulaşmak ve 1,5°C hedefini canlı tutabilmek için, hükümetler ve şirketler 2030 yılına kadar hızlı bir karbonsuzlaştırmayı hedeflemeli. Karbonsuzlaştırmanın anlamlı olması için, düşük karbonlu altyapı ve ulaşım, yenilenebilir enerji kaynakları, döngüsel ekonomi, kaynak verimliliği, ve arazi ve toprakların eski haline getirilmesi için büyük çaplı yatırımlar gerekiyor. Ayrıca, ne pahasına olursa olsun büyümeye odaklanan halihazırdaki ekonomik modellerin yeni baştan düşünülmesi gerekli.
YENİLENEBİLİR ENERJİ
Yenilenebilir enerji, rüzgar, güneş ışığı, hareket eden suyun akışı ve jeotermal ısı gibi sürekli yenilenen doğal kaynaklardan elde edilen enerjidir. İklim değişikliğine neden olan zararlı sera gazlarının yüzde 75’ini teşkil eden kömür, petrol ve doğalgaz gibi fosil yakıtlardan elde edilen enerjinin aksine, yenilenebilir kaynaklardan elde edilen enerji ucuz, temiz ve sürdürülebilir olmakla birlikte daha fazla istihdam yaratır.
İklim krizini ele almanın en temel yolu enerji, ısıtma ve soğutma, ulaştırma, sanayi gibi tüm sektörlerde fosil yakıtlardan yenilenebilir enerjiye geçişi sağlamaktır. Küresel ısınmayı 1,5°C’nin altında tutmak için, tüm dünyanın fosil yakıt kullanımını kademeli olarak terk etmesi, hızlı elektrifikasyon ve yenilenebilir kaynaklardan enerji üretme yoluyla enerji sisteminde baştan sona dönüşüm geçirmesi gerekiyor.
KARBON YUTAĞI
Karbon yutağı, atmosfere saldığı karbondan daha fazlasını absorbe edebilen her şeydir. Ormanlar, sulak alanlar, okyanuslar ve toprak dünyanın en büyük karbon yutaklarıdır.
Günümüzde fosil yakıtların yakılması ve ormansızlaşma gibi insan faaliyetleri, Dünya'nın doğal karbon yutaklarının absorbe edebileceğinden daha fazla karbonun atmosfere salımına neden olarak küresel ısınma ve iklim değişikliğine yol açıyor. Bu nedenle, karbon yutaklarının korunması ve genişletilmesi, iklim değişikliğiyle mücadele ve iklimin istikrara kavuşturulması için kilit bir stratejidir.
KARBON YAKALAMA
Karbon uzaklaştırma, ağaç dikme veya biyoyakıt ve biyoenerji tesislerinden karbonu yakalama ve tutma gibi eylemler yoluyla sera gazı emisyonlarının atmosferden uzaklaştırılması sürecidir. Karbon uzaklaştırma, iklim değişikliğini yavaşlatabilir, sınırlayabilir ve hatta tersine çevirebilir - ancak sera gazı emisyonlarını azaltmanın yerini tutmaz.
Karbon yakalama ve depolama, elektrik üretimi ya da endüstriyel faaliyetler sonucu ortaya çıkan emisyonları alıp yeraltının derinliklerinde depolama işlemidir.
Kısacası karbon uzaklaştırma, karbon emisyonlarının atmosferimize girdikten sonra ortadan kaldırılmasıdır. Karbon yakalama ve depolama ise karbon emisyonlarının salımından hemen sonra, ancak atmosferimize girmeden önce hapsedilmesidir. Bu süreçlerin ne kadar etkili olduğu henüz tam olarak test edilmemiştir.
KARBON PİYASALARI
Karbon piyasaları, karbonun alınıp satılabilen bir "karbon kredisi" olarak ölçüldüğü ticaret sistemleridir. Şirketler veya bireyler, sera gazı emisyonlarını ortadan kaldıran veya azaltan kuruluşlardan karbon kredileri satın alarak sera gazı emisyonlarını denkleştirmek için karbon piyasalarını kullanabilirler.
Ticareti yapılabilen bir karbon kredisi, bir ton karbondioksite veya; azaltılan, tutulan veya önlenen farklı bir sera gazının eşdeğer miktarına eşittir. Bir kredi emisyonları azaltmak, tutmak veya önlemek için kullanıldığında, bir dengeleyici unsur haline gelir ve tekrar ticareti yapılamaz.
ONARICI TARIM
Onarıcı tarım, toprak sağlığını besleyen ve eski haline getiren tarım biçimidir; bu nedenle su kullanımını azaltır, arazi bozulmasını önler, biyoçeşitliliği destekler. Arazinin sürülmesini en aza indirgemek, mahsul nöbeti uygulamak, ve hayvani gübre ve kompost kullanmak suretiyle onarıcı tarım toprağın daha çok karbon depolamasını, daha fazla nem muhafaza etmesini, ve serpilen mantar toplulukları sayesinde daha sağlıklı olmasını sağlar.
İntansif tarım, küresel sera gazı salımlarının üçte birinden sorumlu, tükettiğimiz tatlı suyun yüzde 70’ini kullanıyor ve ağır makine, kimyasal gübre ve pestisit kullanımı nedeniyle toprak bozulmasına yol açıyor. Ayrıca, biyoçeşitlilik kaybına yol açan en büyük faktör. Bunun aksine, onarıcı tarım ise sera gazı emisyonlarının azaltılmasına yardım eder, suyu muhafaza eder ve arazileri eski haline getirir. Dahası, sağlıklı toprak daha çok gıda ve daha iyi besin üretir, ekosistemler ve biyoçeşitlilik üzerinde başka olumlu etkileri de bulunur. Karbondioksiti ve kirleticileri atmosferden gideren, toprak erozyonunu önleyen, suyu süzen, dünyadaki karasal canlı türleri, bitkiler ve böceklerin yarısını barındıran ormanlar, çok büyük yararlar sağlar. Yeniden ağaçlandırma ve ormanlaştırma, iklim değişikliği ile mücadele ve etkilerini sınırlamada en etkili doğa temelli çözümlerden ikisidir.
Yeniden ağaçlandırma, daha önce ağaçlı olan ancak orman yangını, kuraklık, hastalık veya tarım için yer açma gibi insan faaliyetleri nedeniyle ormanın kaybedildiği alanlara yeniden ağaç dikme işidir.
Ormanlaştırma ise, yakın tarihte ormanlık olmayan alanlara ağaç dikme işidir. Ormanlaştırma, terk edilmiş ve bozulmuş tarım arazilerinin eski haline getirilmesi, çölleşmenin önlenmesi, karbon yutaklarının oluşturulması, ve yerel topluluklar için yeni ekonomik fırsatların yaratılmasına yardım eder.
DÖNGÜSEL EKONOMİ
Şu anda, mevcut insan tüketim seviyelerini sürdürmek için yeryüzünün doğal kaynaklarının mevcut miktarından daha fazlasını kullanıyoruz. Tahminler, şimdiki gibi devam edersek, neredeyse üç gezegene eşdeğer doğal kaynağa ihtiyaç duyacağımızı gösteriyor.
Döngüsel bir ekonomiye sahip olmak, ekonomik sistemlerin, malzemelerin veya ürünlerin yeniden kullanımına ve yenilenmesine dayanması, ve üretim ve tüketimin atıkları azaltan ve yeniden kullanan sürdürülebilir veya çevre dostu bir şekilde yapılmasını sağlamak anlamına gelir.
Döngüsel ekonomi yaklaşımları, ülkelerin daha dirençli ve daha düşük karbonlu ekonomilere geçişlerini hızlandırmalarına yardımcı olabilir ve yeni yeşil istihdam alanları yaratabilir.
MAVİ EKONOMİ
Dünyanın okyanusları, sıcaklıkları, kimyaları, akıntıları ve barındırdığı yaşamlar ile yeryüzünü insanlık için yaşanabilir kılan küresel sistemleri yönlendiriyor. Yağmur suyumuz, içme suyumuz, hava durumumuz, iklimimiz, kıyı şeritlerimiz, yiyeceklerimizin çoğu, ilaçlarımız ve hatta soluduğumuz havadaki oksijen bile denizler tarafından sağlanıyor ve düzenleniyor. Ancak iklim değişikliği nedeniyle okyanuslarımızın sağlığı artık ciddi bir risk altında.
"Mavi ekonomi" kavramı, ekonomik kalkınmayı, sosyal kapsayıcılığı ve geçim kaynaklarının korunması ve iyileştirilmesini teşvik ederken aynı zamanda okyanusların ve kıyı alanlarının çevresel sürdürülebilirliğini sağlamayı amaçlıyor.
Mavi ekonomi, balıkçılık, turizm ve deniz taşımacılığı gibi geleneksel okyanus endüstrilerinin yanı sıra açık deniz yenilenebilir enerji üretimi, su ürünleri yetiştiriciliği, deniz yatağı çıkarma faaliyetleri ve deniz biyoteknolojisi gibi yeni ve gelişmekte olan faaliyetleri de içeren çeşitli bileşenlere sahiptir.
(DEVAM EDECEK)