İlişkilerin gerçek başarısı

Abone Ol

Bir ilişkiyi gerçekten neyle ölçüyoruz?

Bu soruyu ilk duyduğunuzda aklınıza muhtemelen ilişkinizin ne kadar sürdüğü, ne kadar mutlu olduğunuz ya da ne kadar az sorun yaşadığınız gelir. Çünkü bize yıllardır öğretilen ilişki anlayışı büyük ölçüde sonuç odaklıdır. Bir ilişki evlilikle sonuçlandı mı? Birlikte yaşlanabildiniz mi? Dışarıdan mutlu görünüyor musunuz? İnsanlar sizi “örnek çift” olarak görüyor mu?

Oysa bunların hiçbiri tek başına bir ilişkinin sağlıklı olduğunu göstermez. Bir çift terapisti olarak yıllardır şahit olduğum en önemli gerçeklerden biri şu oldu: Bir ilişkinin en değerli yanı, sonunda ne elde ettiğiniz değil; o yolculuk boyunca nasıl insanlara dönüştüğünüzdür. İlişkiler yalnızca hayatı paylaşmak için kurulmaz. Kendimizi tanımak için de kurulurlar. Çünkü insan en çok yakın ilişkilerinde görünür olur.

Sabırsızlığımızı… Kontrol etme ihtiyacımızı… Terk edilme korkumuzu… Yakınlaşmaktan kaçınan yanımızı… Sevilmeye ne kadar izin verebildiğimizi… Bütün bunları çoğu zaman bir ilişki içinde fark ederiz. Bu nedenle ilişkiler, birbirimizi değiştirme alanı değil; önce kendimizi tanıma alanıdır. Ne yazık ki içinde yaşadığımız çağ, ilişkileri de hız kültürünün içine çekti. Her şey hızlı olmalı. Hızlı tanışalım. Hızlı bağlanalım. Hızlı güvenelim. Hızlı çözelim. En küçük hayal kırıklığında “Yanlış kişiyle miyim?” sorusu beliriyor. Oysa bazen sorun yanlış insan değildir; henüz gelişmemiş ilişki becerileridir. Sağlıklı ilişkilerde de kırgınlık olur. Yanlış anlaşılmalar olur. Sessizlikler olur. Hayal kırıklıkları olur. Fark yaratan şey, bunların hiç yaşanmaması değil; yaşandıktan sonra iki insanın birbirine nasıl dönebildiğidir. Çünkü güven, hiç incinmemekle oluşmaz. İncindikten sonra yeniden temas kurabilmekle oluşur. Bugün sosyal medya bize ilişkilerin vitrinini gösteriyor.

Güzel tatiller…
Şık sofralar…
Sürpriz hediyeler…
Yıldönümü kutlamaları…

Oysa hiçbir fotoğraf, gece yarısı edilen uzun bir özrü göstermez.

Hiçbir paylaşım, “Seni dinlemeye hazırım.” cümlesini görünür kılmaz.

Hiçbir video, iki insanın birlikte büyümek için verdiği görünmeyen emeği anlatmaz.

İlişkileri ayakta tutan şeyler tam da görünmeyen bu anlardır.

Çünkü sevgi yalnızca güzel hissetmek değildir.

Sevgi bazen sabretmektir.

Bazen anlamaya çalışmaktır.

Bazen haklı olmaktan vazgeçmektir.

Bazen de “Sana zarar verdiğimi fark ettim.” diyebilecek cesareti göstermektir.

Birçok çift terapiye geldiğinde bana şu soruyu soruyor:

“İlişkimiz düzelir mi?”

Ben ise çoğu zaman önce başka bir sorunun peşine düşüyorum:

“Bu ilişki sizi nasıl insanlar hâline getiriyor?”

Çünkü bazen ilişki devam eder ama insanlar küçülür.

Kendilerini ifade edemez hâle gelirler.

Kendi ihtiyaçlarını unuturlar.

Sürekli tetikte yaşarlar.

Ve bazen de ilişki bitmiştir ama kişi o ilişkinin içinde sınır koymayı, duygularını ifade etmeyi, kendine şefkat göstermeyi öğrenmiştir.

İşte gerçek kazanım bazen tam da budur.

İlişkilerin başarısını yalnızca “devam etti” ya da “bitti” üzerinden değerlendirmek bu yüzden eksik kalır.

Bir ilişkinin ömrü değil, bıraktığı iz de önemlidir.

İyi bir ilişki sizi daha korkusuz yapar.

Daha güvenli bağ kurabilen biri hâline getirir.

Hata yaptığınızda özür dilemeyi öğretir.

Karşınızdakini değiştirmeye çalışmak yerine anlamayı öğretir.

Kendi ihtiyaçlarınızı inkâr etmeden yakın kalabilmeyi öğretir.

En önemlisi de sevginin sadece bir duygu değil, her gün yeniden seçilen bir davranış olduğunu hatırlatır.

Belki de bu yüzden ilişkilerde kendimize sormamız gereken en önemli soru şu değildir:

“Bu ilişki bana ne verdi?”

Ya da…

“Beni ne kadar mutlu etti?”

Asıl soru şudur:

“Bu ilişki beni nasıl bir insana dönüştürüyor?”

Çünkü sonunda birlikte kaç yıl geçirdiğimiz unutulabilir.

Nerelere gittiğimiz de…

Hangi hediyeleri aldığımız da…

Ama sevmenin bize kattığı olgunluk, şefkat, cesaret ve farkındalık bizimle kalır.

İşte bu yüzden iyi ilişkiler yalnızca birlikte bir hayat kurmaz.

Aynı zamanda iki insanın karakterini de sessizce inşa eder.

Belki de bir ilişkinin en büyük başarısı, kusursuz görünmesi değildir.

İki insanın, birbirinin yanında daha dürüst, daha güvenli, daha şefkatli ve daha gerçek olabilmesidir.

Çünkü sevginin en güzel ürünü, ortaya çıkan ilişki değil; o ilişkinin içinde yavaş yavaş oluşan insandır.

Sevgilerle...