GÖZDE YILDIRIM: SANATIN HAFIZADAKİ İZLERİNİ RESMEDEN BİR YOLCULUK
Mersin’in tarihi kenti Tarsus’ta doğan genç sanatçı Gözde Yıldırım, yeteneğini erken yaşlarda fark ettiren, disiplinli çalışmaları ve özgün sanatsal diliyle dikkati çeken isimlerden biri. Ortaokul yıllarından itibaren girdiği resim yarışmalarından ödüllerle dönen Yıldırım, bu süreçte öğretmenlerinin desteğiyle sanata adım attı. 2006 yılında Mersin Nevit Kodallı Anadolu Güzel Sanatlar Lisesi Resim Bölümü’nü kazanarak profesyonel yolculuğunun ilk kapısını araladı. Sanatsal formasyonunu daha da derinleştirmek isteyen Yıldırım, 2011’de Mersin Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Heykel Bölümü’nde eğitim aldı. Ancak sanatın yanında pedagojik yanını da geliştirmeyi seçerek Mustafa Kemal Üniversitesi resim-iş öğretmenliği bölümüne geçti ve 2018 yılında mezun oldu. Mezuniyet sonrası üç yıl boyunca Hatay’daki köy okullarında öğretmenlik yaparak, birikimini genç nesillere aktardı.
Uluslararası bir yolculuk
Pandemi dönemi, sanatçı için bir dönüm noktası oldu. 2022 yılında Hatay’da düzenlenen, 10 ülkenin katıldığı CLEAN ART Erasmus Projesi’nde eğitmenlik yaparak geri dönüşüm malzemeleriyle heykel üretimine katkı sundu. Proje sonrası eşiyle birlikte yeni bir serüvene atılan Yıldırım, Karadağ’a yerleşerek sokak sanatına yöneldi. Burada KingNicola’s Palace’da açtığı kişisel sergi, uluslararası kariyerinde önemli bir basamak oldu. Farklı kültürleri deneyimlemek ve yeni insanlar tanımak, onun sanatsal vizyonunu daha da zenginleştirdi. Ancak Kahramanmaraş depremi sonrası Türkiye’ye kesin dönüş yapmak zorunda kalan sanatçı, üretimlerine ara vermeden devam etti. 2023 yılında Venedik Bienali ile paralel düzenlenen saygın bir seçkide yer alarak dikkatleri üzerine çekti. Bugün hâlâ Mersin’de yaşayan Gözde Yıldırım, bir yandan sanat üretimlerine devam ederken diğer yandan Mersin Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Resim Bölümü’nde yüksek lisans yapıyor.
Hafızanın izlerini tuvale taşıyor
Yıldırım’ın “Aklımdakiler” adını verdiği sanat pratiği, parçalı figürlerle belleğin kırılgan doğasını resmediyor. Onun eserlerinde anılar, bir yapboz gibi tekrar tekrar inşa ediliyor; kimi zaman bulanık, kimi zaman silik, kimi zaman ise net parçalarla izleyiciyi düşündürüyor. Belleğin güvenilmezliğine işaret eden bu görsel dil, izleyenlere bireysel hafızanın subjektif doğasını hatırlatıyor.
Sanatçının kendi ifadesiyle:
“Resimlerim beynimin içindeki kayıt cihazından kurtarabildiklerimdir.”
Çok yönlü bir sanatçı
Gözde Yıldırım, yalnızca yetenekleriyle değil, vizyonu, özgün projeleri, kendine özgü tarzı, güçlü iletişimi ve pozitif enerjisiyle de dikkat çekiyor. Onun sanatı, geçmişle bugün arasında köprü kurarken, insanı insan yapan en temel şeyin duygular olduğunu hatırlatıyor.
GÜLSEMİN DEMİR: TUTKUYLA SATIŞTAN KURUMSAL DÖNÜŞÜME UZANAN BİR YOLCULUK
İş dünyasında başarı hikâyeleri az değildir, ama azı “tutku” kelimesini bu kadar hak eder. 1973 Düzce doğumlu Gülsemin Demir, satışla başlayan kariyerini danışmanlık, eğitim ve kişisel gelişim alanlarında sürdüren çok yönlü bir profesyonel, girişimci ve yazar olarak tanınıyor. Bugün GEB Danışmanlık & GEB Ajans Ltd. Şti.’nin kurucusu olan Demir, 25 yılı aşan iş yaşamında binlerce kişiye ilham veren bir dönüşümün sembolü haline geldi.
Sigortacılıkla başlayan profesyonel yolculuk
Orta öğrenimini Düzce Lisesi’nde tamamlayan Demir, Anadolu Üniversitesi İşletme Bölümü mezunudur. 1995 yılında satış mesleğine adım atan Demir, üç yıl sonra Yapı Kredi Sigorta Antalya Bölge Müdürlüğü’nde sigortacılık kariyerine başladı. Yaşam sigortaları alanında Türkiye dereceleri elde ettiği bu dönemi “mesleki tutkusunun temelleri” olarak tanımlıyor. 2000 yılında AK Sigorta ve Ak Hayat A tipi acentesi EGE-MAR Sigorta’yı ortağıyla kurarak girişimcilik dünyasına adım attı. Aynı yıllarda Ege Üniversitesi’nde Yönetim ve Organizasyonlar yüksek lisansını tamamladı.
Kurumsal gelişim ve danışmanlıkta yeni bir sayfa
2005 yılında danışmanlık alanındaki çalışmalarına başlayan Gülsemin Demir, 2007’de GEB Ajans Danışmanlık şirketini kurarak iş dünyasına stratejik bir yön kazandırdı. 18 yıldır iş geliştirme danışmanı ve eğitmen olarak; satış, insan kaynakları, performans yönetimi, kurumsallaşma ve liderlik gibi alanlarda sayısız şirkete profesyonel çözümler sunuyor. Bugüne kadar 39 bini aşkın kişiye ulaşan eğitimleriyle, Türkiye’de kurumsal gelişim kültürünün öncülerinden biri olarak gösteriliyor.
“Satış bir meslek değil, bir tutkudur”
Demir için satış, sadece bir meslek değil, bir yaşam biçimi. Üniversite yıllarında başladığı satış yolculuğunu, tüm zorluklara rağmen tutkuyla sürdürdü. Amacı, satış mesleğinin değerini artırmak, önyargıları yıkmak ve güçlü satış organizasyonlarının yaygınlaşmasına katkı sağlamak. Bugün verdiği her eğitimde bu heyecanı yansıtıyor.
Demir’in danışmanlık ve eğitim verdiği kurumlar arasında; İŞBİR Holding, ForeverLivingProducts, Moda Life, Hakan Plastik, Çelik & Çelik, Doğuş Üniversitesi, Yıldız Teknik Üniversitesi, Okan Üniversitesi, Kariyer.net, Wella, Beltur A.Ş., Emsal Doğan Güzellik Salonları Zinciri, Davines, Final Okulları, Gökyüzü Koleji, Günhan Koleji ve daha pek çok prestijli marka yer alıyor.
Akademik ve profesyonel gelişim
Kendisini sürekli geliştirmeye inanan Demir, 2011 yılında uluslararası kişisel gelişim kuruluşlarından aldığı Master CertificateCoach, NLP Master, Yönetici Koçluğu ve Satış Koçluğu sertifikalarıyla kişisel gelişim profesyonelleri arasına katıldı. Aynı zamanda Master Trainer seviyesinde eğitimler vermekte olan Demir, 2024 yılında İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden de mezun olarak akademik yelpazesini genişletti.
Yazarlık yolculuğu
Bilgi birikimini yalnızca eğitimlerde değil, kitaplarında da paylaşan Gülsemin Demir; 2016’da “Yeni Çağın Bilge Kuaförü Nasıl Olmalı” (Siyah & Beyaz Yayınları) 2021’de “Sanal Pavyonlar” (Ceres Yayınları) 2025’de coachingloading adlı eserleriyle yönetim ve kişisel gelişim literatürüne katkı sundu.
GEB Danışmanlık & GEB Ajans: Kurumsal gelişimin adresi
Demir’in liderliğindeki GEB Danışmanlık, 2007 yılından bu yana Türkiye’de özel sektöre kurumsallık, insan kaynakları yönetimi ve personel geliştirme alanlarında hizmet veriyor. Şirket, Türk şirket kültürüne uygun çözümler üreterek, işletmelerin yenilikçi, esnek ve müşteri odaklı hale gelmelerine yardımcı oluyor. GEB Ajans ise dijital dönüşümde güçlü bir paydaş olarak; e-ticaret, web sitesi, prodüksiyon, uygulama geliştirme, sosyal medya ve yapay zekâ destekli pazarlama çözümleri sunuyor.
İlham veren bir kadın lider
Gülsemin Demir; enerjisi, vizyonu, özgün tarzı ve insan merkezli yaklaşımıyla iş dünyasında fark yaratmaya devam ediyor. Kendisini sadece “danışman” olarak değil, insanların potansiyellerini ortaya çıkaran bir dönüşüm rehberi olarak tanımlıyor. Bugün, satıştan kurumsallaşmaya uzanan çizgide, binlerce kişiye ilham vermeye devam ediyor. Gülsemin Demir’in hikâyesi; tutkuyla çalışmanın, sürekli öğrenmenin ve paylaşmanın gücüne inanan herkes için bir örnek niteliğinde.
MEHMET BABAT: MODERN ŞEHİRLEŞMENİN FIRÇASIYLA YANSIYAN SANATÇI
Van doğumlu sanatçı Mehmet Babat, modern şehirleşmenin dinamizmini ve endüstriyel formları benzersiz bir görsel dil ile yorumlamaya devam ediyor. 1989 yılında Van’da dünyaya gelen Babat, 2013 yılında Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Resim Öğretmenliği Ana Bilim Dalından mezun oldu. Ardından Ahbvü Güzel Sanatlar Fakültesi’nde Bileşik Sanatlar yüksek lisansını tamamlayarak sanatsal yolculuğunu derinleştirdi.
Sanat kariyeri boyunca birçok ödüle layık görülen Babat, 2013’te Geleneksel Gazi Resim-Heykel Yarışması’nda başarı ödülü, 2015’te II. Peker Sanat Ödülleri’nde mansiyon, 2017, 2019 ve 2021 yıllarında Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın düzenlediği Şefik Bursalı Resim Yarışmaları’nda çeşitli ödüller aldı. Ayrıca “The Best Artist” Uluslararası Resim Yarışması finalistliğine ve 39. Turgut Pura Vakfı Resim Yarışması mansiyonuna sahip olan Babat, dört kişisel sergi açtı ve birçok karma sergi ile uluslararası çalıştaylarda yer aldı.
Sanatçının eserleri, Kolin İnşaat, Türkiye İş Bankası, Ankara Sanayi Odası ve Art Suites Otel Bodrum gibi kurumların yanı sıra kişisel koleksiyonlarda da bulunuyor. Babat, aynı zamanda Yeni Nesil Sanat Alanı’nın yöneticiliğini yaparak sanat dünyasına önemli katkılarda bulunuyor.
Modern şehirleşmenin soyut ve somut yansıması
Mehmet Babat’ın çalışmalarında modern şehirlerin hızlı ve çoğu zaman kontrolsüz büyümesinin izleri görülüyor. Vinçler, inşaat sahaları ve yapı iskeleleri gibi endüstriyel unsurlar, sadece fiziksel yapılar değil; modern toplumun sürekli değişim ve dönüşüm içinde olan doğasının sembolü olarak öne çıkıyor. Canlı ve çarpıcı renkler, şehir hayatının monotonluğunu kıran insani dokunuşları temsil ediyor ve izleyiciye modern yaşamın karmaşıklığını hissettiriyor.
Babat, eserlerinde soyut ve somut arasında bir denge kurarak, izleyiciyi hem tanıdık hem de yabancı bir dünyaya davet ediyor. Modern şehirlerin toplumsal ve kültürel etkilerine dair derin bir eleştiri niteliği taşıyan resimler, doğa ve sürdürülebilirlik konularına da dikkati çekiyor.
Sanat dünyasında sahip olduğu çok yönlü birikim, özgün projeler, güçlü iletişim yeteneği ve pozitif enerjisi, Mehmet Babat’ı modern Türk sanatının dikkat çekici isimlerinden biri haline getiriyor. Ankara’da çalışmalarını sürdüren sanatçı, modern şehir yaşamının görsel ve düşünsel izdüşümlerini izleyiciyle buluşturmaya devam ediyor.
MAKYAJ DÜNYASINDA IŞILTILI BİR KARİYER: MELTEM BARIŞKAN
Makyaj sanatında 13 yılı geride bırakan Meltem Barışkan, güzellik ve estetik alanındaki deneyimiyle sektörde fark yaratmaya devam ediyor. Uzmanlığı makyaj olan Barışkan, aynı zamanda güzellik, cilt bakımı ve makyaj alanında usta öğretici diplomasına sahip bir isim. Bu sayede yalnızca uygulamalarıyla değil, eğitimleriyle de sektöre katkı sunuyor.
Kariyeri boyunca TV, dizi, film, reklam ve festival projelerinde yer alan başarılı makyöz, ayrıca gelin makyajı (bridemakeup) alanındaki çalışmalarıyla da adından söz ettiriyor. Daha önce TRT’nin programlarında ve ATV’de yayımlanan birçok dizide makeup artist olarak görev alan Barışkan, şu an Tyt Türk kanalında saç-makyaj bölüm sorumlusu olarak çalışmalarını sürdürüyor.
Televizyon kanallarındaki yoğun mesaisinin yanı sıra freelance projelere de imza atan Barışkan, hem ekranların hem de sahnenin vazgeçilmez isimleri arasında yer alıyor.
Yetenekleri, kendine özgü çalışma tarzı, çok yönlü birikimi ve özgün projeleriyle dikkat çeken başarılı makyöz; vizyonu, güçlü iletişimi, pozitif enerjisi, ışıltısı ve güzelliğiyle hem iş dünyasında hem de sanat çevrelerinde ilham kaynağı oluyor.
Meltem Barışkan, başarılarıyla yalnızca makyaj sektöründe değil, aynı zamanda kadın girişimciler için de rol model olmayı sürdürüyor.
METİN CANPOLAT, KÜLTÜR ÜNİVERSİTESİ ÖĞRENCİLERİYLE BULUŞTU
İstanbul Kültür Üniversitesi, iş dünyasının deneyimli isimlerini öğrencilerle buluşturmaya devam ediyor. Bu kapsamda 30 Eylül 2025 Salı günü, üniversitenin Küçükçekmece Kampüsü Konferans Salonunda düzenlenen etkinlikte, Danone Kıdemli Geleneksel Kanal Bölge Satış Müdürü Metin Canpolat, “Satış, Pazarlama, Marka Yönetimi ve Kariyer Planlama” başlıklı söyleşisiyle öğrencilerin karşısına çıktı.
Yaklaşık kırk beş dakika süren programda (11.00–11.45), Canpolat satış ve marka yönetimi alanındaki deneyimlerini aktarırken, pazarlamanın değişen dinamikleri ve kariyer yolculuğunda dikkat edilmesi gereken noktalar hakkında önemli ipuçları verdi.
Konuşmasında ayrıca Danone’nin kısa süre önce aldığı B CORP sertifikasına da değinen Canpolat, bu sertifikanın yalnızca bir prestij unsuru değil, aynı zamanda topluma ve çevreye fayda sağlayan bir şirket kültürünün göstergesi olduğunu vurguladı.
Öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği söyleşi, hem kariyer fırsatlarını keşfetmek hem de global bir markanın iç işleyişini yakından tanımak açısından değerli bir buluşma oldu. Etkinlik sonunda Canpolat, İstanbul Kültür Üniversitesi İşletme Fakültesi Bölüm Başkanı Dr. Murat Taha Bilisik ve Prof. Dr. Müge Çetiner’e teşekkür ederek, öğrencilerle bir arada olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi.
YENİ ÇAĞIN ASTROLOĞU: MİCHAELA ASTRO İLE RUHSAL UYANIŞ
Gökyüzünün dilini o konuşuyor
Astrolojiyi yalnızca burç yorumlarından ibaret görmeyen MichaelaAstro, yıldızların dilini kalpten okuyarak insanlara kendi iç seslerini bulma yolculuğunda rehberlik ediyor.
5 Ekim 2025 gökyüzü enerjilerinin yükseldiği bu dönemde, onun bakışıyla astroloji bir “farkındalık sanatı”na dönüşüyor.
Ruhsal uyanış çağındayız…
Dünya değişiyor, insan bilinci dönüşüyor. Astrolojinin klasik yorumlarının ötesine geçip evrensel enerjiyi kişisel farkındalıkla birleştiren MichaelaAstro, bu dönüşümün öncülerinden biri.
Modern astrolojiyi sezgisel rehberlikle harmanlayan yorumlarıyla, hem Türkiye’de hem de uluslararası alanda dikkat çekiyor.
MichaelaAstro, yıldızların hareketlerini sadece göksel bir tablo olarak değil, insanın iç dünyasının yansıması olarak görüyor.
Onun için her doğum haritası, bir “ruhun yol haritası”.
Gezegenlerin konumlarını değerlendirirken, kişinin yaşam amacı, enerjisel dengesi ve bilinç seviyesini de dikkate alıyor.
“Astroloji bir kehanet değil, farkındalık aracıdır,” diyor MichaelaAstro.
“Yıldızlar bize ne olacağını değil, hangi potansiyeli içinde taşıdığımızı hatırlatır.”
Yeni çağın enerjisini temsil eden bu yaklaşım, özellikle 2025 sonbaharında etkisini gösteriyor.
Ekim ayında Venüs’ün Terazi’deki zarif geçişi, ilişkilerde dengeyi ve kalp merkezli iletişimi ön plana çıkarırken; Plüton’un Kova burcundaki dönüşüm enerjisi kolektif bilinçte yeni bir dönemin başladığını işaret ediyor.
MichaelaAstro’ya göre bu dönem “kişisel sınırların çözüldüğü, ruhsal cesaretin ödüllendirildiği” bir zaman dilimi.
Astrolojiyi bilimden sanata taşıyor
MichaelaAstro, yıllar süren astroloji, enerji çalışmaları ve semboloji eğitiminin ardından oluşturduğu özgün analiz yöntemiyle “enerjik astroloji” akımını temsil ediyor.
Burç yorumlarını yalnızca öngörü olarak değil, kişisel gelişim sürecinin parçası olarak ele alıyor.
2025 Ekim gökyüzü: Ruhsal farkındalık zamanı
5 Ekim haftasında gökyüzü, bireysel dönüşümleri destekleyen güçlü bir enerji yayıyor.
Michaela’ya göre bu dönemde özellikle hava ve ateş burçları (İkizler, Terazi, Kova, Koç, Aslan, Yay) duygusal açıklık ve iletişimde önemli farkındalıklar yaşayabilir.
“Gökyüzü Hep Konuşur, Yeter ki Kalpten Dinleyelim”
MichaelaAstro, astrolojiyi bir inanç sistemi değil, “bilinç dili” olarak tanımlıyor.
“Her insanın içinde bir yıldız var,” diyor. “Astroloji o yıldızın sesini duymanı sağlar.”
Yeni çağın astroloğu MichaelaAstro, 5 Ekim gökyüzü enerjilerini yorumluyor. Ruhsal farkındalık, dönüşüm ve içsel denge için yıldızlardan rehberlik almanın zamanı geldi!
SELMA ALKAN İLE “İNTİKÂL”: KAYIPLARIN SESSİZ DÖNÜŞÜMÜNE BİR YOLCULUK
Kalemiyle hayatın görünmeyen yönlerine ışık tutan yazar Selma Alkan, ilk romanı “İntikâl” ile okurları derin bir içsel yolculuğa davet ediyor. MCK Yayınları etiketiyle yayımlanan eser, bir insanın kendi içinden kendi içine uzanan sessiz hesaplaşmasını konu alıyor.
Resmî kimliklerden, unvanlardan ve kalıplardan sıyrılarak sadece “yazar” kimliğiyle var olmayı seçen Selma Alkan, yazarlığı bir süs değil, bir iç çağrı olarak tanımlıyor. “Yazmak benim için hayatı yargılamak değil; iç dünyaların sessiz kıvrımlarını görünür kılmaktır,” diyen Alkan, insanı ne tamamen iyi ne de bütünüyle kötü olarak değil, “kendi gölgesinde yürüyen bir varlık” olarak görüyor.
Romanın merkezinde yer alan Yusuf karakteri, cezaevi duvarları arasında bir suçlunun değil, bir insanın kendiyle yüzleşmesinin simgesi. Alkan, İntikâl’i bir “iç yolculuk kitabı” olarak tanımlıyor ve “Okur, Yusuf’un dünyasında kendi sessizliklerini, kendi yarım kalmışlıklarını bulacak,” diyor.
Yazar, kayıpların insan üzerindeki etkisini ise şu sözlerle anlatıyor:
“Kayıplar hemen dönüştürmez; önce kırar, sessizliğe iter. Ama o sessizlik, farkındalığın alanıdır. Her acı, ruhun sınırlarını genişletir.”
İntikâl, okuru kendi kırık zamanlarıyla yüzleştirirken, yarayı kanatmak yerine “yaradan doğabilecek ışığı” göstermeyi hedefliyor. Eser, “Gerçek dönüşüm nerede başlar?” sorusunu okurun kalbine bırakıyor.
Selma Alkan, yazma sürecini planlı bir tercihten çok, içsel bir çağrı olarak tanımlıyor:
“Kelimeler birikti, insanların suskun yüzleri satırlara dökülmek istedi. Yazmak benim için bir zorunluluktu.”
Yazar, edebiyatı yalnızca bir sanat değil, aynı zamanda psikoloji, sosyoloji ve felsefeyi harmanlayan bir bütün olarak görüyor. Hedefinin, insanın hem toplumsal hem içsel yönlerini aynı potada buluşturmak olduğunu belirten Alkan, “Okurun hem kendini hem dünyayı yeniden gözlemlemesini sağlayacak bir köprü kurmak istiyorum,” diyor.
İlk kitabının doğuş sürecinde MCK Yayınları kurucusu ve Sosyal Hizmet Uzmanı Mustafa Cankurt’un desteğini de vurgulayan yazar, “Hocamın güveni bu heyecanı daha da büyüttü,” diyerek teşekkürlerini dile getiriyor.
Yeni projeleri üzerinde de çalıştığını söyleyen Alkan, her eserinde okurun kendinden bir parça bulmasını arzuladığını ifade ediyor:
“Her kitapta okurun ‘Bu kitap beni anlatmış’ diyebilmesini istiyorum. Her hikâye, okurun kendi kırılganlıklarına eşlik eden bir ses olmalı.”
Son olarak Selma Alkan, İntikâl ile yalnızca bir hikâye anlatmıyor; okuru kendi iç sesine kulak vermeye çağırıyor. Kayıp, dönüşüm ve insan olmanın derin sessizliğini incelikli bir dille işleyen bu roman, edebiyatın kalpten kalbe kurduğu en saf köprülerden biri olma özelliğini taşıyor.
ŞEYDA SONTEKİN: HABERİN HER ALANINDA UZMAN, EĞİTMEN VE IŞILTILI YÜZ
1991 yılında Eskişehir’de, Balkan göçmeni bir ailede dünyaya gelen Şeyda Sontekin, medya dünyasına adım atarken çok yönlü birikimi ve enerjisiyle dikkat çekiyor. Çifte vatandaşlığı bulunan Sontekin, eğitim hayatına Selçuk Üniversitesi Radyo, Sinema ve Televizyon Bölümü’nde lisans eğitimi alarak başladı. Ardından Dumlupınar Üniversitesi’nde Eğitim Bilimleri alanında yüksek lisansını tamamladı ve İstanbul Başkent İletişim Bilimleri Akademisi’nde eski TRT spikerlerinden spikerlik ve diksiyon eğitimi aldı.
Üniversite yıllarında üniversitenin kanalı ÜnTv’de, Konya’nın yerel televizyon kanallarında haber spikerliği, sunuculuk, seslendirme, muhabirlik ve editörlük gibi birçok alanda deneyim kazanan Sontekin, radyoda da çalışarak habere dair her alanda kendini geliştirdi. Yaz stajını İstanbul Habertürk TV’de yapan Sontekin, mezuniyetinin ardından burada muhabir olarak görev aldı.
Eskişehir’e dönüşünün ardından eğitmenlik yapmaya başlayan Sontekin, Anadolu Üniversitesi ve TRT Okul iş birliğiyle ders sunumları gerçekleştirdi ve çeşitli etkinliklerde sunuculuk yaptı. Halen Kanal 26’da haber seslendirmesi, editörlük ve sunuculuk görevlerini sürdüren Sontekin, aynı zamanda eğitim vermeye devam ediyor.
Kariyerinde çok yönlü bir deneyime sahip olan Şeyda Sontekin, yetenekleri, kendine özgü çalışma tarzı, özgün projeleri ve güçlü vizyonu ile dikkat çekiyor. Güçlü iletişimi, pozitif enerjisi, ışıltısı ve güzelliğiyle de sektörde öne çıkan isimlerden biri olarak tanınıyor.
Şeyda Sontekin, medya dünyasında hem profesyonel bir uzman hem de geleceğin habercilerini yetiştiren bir mentor olarak kariyerine devam ediyor.