Hayatta, yaşamda her şey var. Her şey insanlara özgü, bizler için. Vazgeçilmez, bulunmaz değiliz hiçbirimiz. Anı yaşamak, insanca yaşamak kadir kıymet bilmek gerek. Bugün başkasına, yarın bize. Bedava bir şey olsa koşa koşa gitmez miyiz? Hepsini herkesi 'sporun güzelliği' sayesinde tanıdım, yazmak da boynumun borcudur, vicdanımın sesidir. Yorum güzeldir, iyidir, ilham ve fikir verir. Hele bazıları var ki; 'Şımarırlar, torpilsiz olmaz çocukları niye yazıyorsunuz ki, erkenden kaybederiz' diyenler, yazanlar çokça. Bu nasıl bir kıskançlıktır. Yazının içini okumadan fotoğrafa başlığa göre fikrini söyleyenlerden olmamak gerek. Tembel işi, kolaya kaçmak sanki. Geçiniz. Çocuk dedikleri, evet öyle. Henüz aday futbol hakemi, bölge olmadı kokartı bile yok. Emanet takıyor, boş da çıkılmaz. Yok küçümseyen çok çıkar. İsteği, özgüveni, yeteneği, yatkınlığı sayesinde. Bunlar varsa, tamamdır. Geçen yazımda belirttim. Daha yazımızın 'mürekkebimi' kurumadan da İbrahim Kurşun evladımıza yarı final maçı verildi. Hem de Paris'te. Yabancı hakem istiyoruz ya, işte o yabancıların ülkesinde. Biz kendi çocuklarımıza güvenemiyoruz, eloğlu şak diye veriyor maçı. ''FİFA'ya kısmet olmaz'' yazdık, nasıl olmaz diyenler oldu. Aynen yazıyı okumadan, işte ispatı. Torpilsiz, kartvizitsiz, oluyormuş demek ki. Yanlış ortamı oluşturan da biziz. Yeşilyurt'tan Fransa'ya, FİFA'sız kokartsız. Tebrikler tekrar. Çamdibi ve civarındaki 'Doğumhane kapısında bekleyip erkek olanları' hemen kadroya alan Çamdibigücü'nün ilk başkanı, ilk antrenörü, ilk malzemecisi, ilk sucusu, ilk limonatacısı Lütfi Cihaner hocam. İhracı yok, sarı kartı bile. 8 yıl profesyonel olarak oynadı. Şimdiki kulüp başkanı Celal amca Celal Yaşar, oğlu da Serpil Hamdi Tüzün zamanı Beşiktaş forması giyen Kadir Yaşar kardeşim, hocam, kulübün yetiştirici antrenörü. İşleri güçleri, önce insan, sporcu yetiştirmek sonra futbol alemine kazandırmak. Zafer Ertem ustamla yaptık, bugün yayında, 9 Eylül TV ile 9 Eylül Gazetesi'nde. Sahaları limuzinle değil, bisikletle dolaşan Cihaner'in talebesi Yaşar da bisikleti tercih ediyor. 186 sporcu yetiştirdi, ekmek yerdirdi gelecek verdi. Arayan sayısı 5'i geçmez. Parada gözü yok ama her ay 1'er verseler, özel şoförlü aracı olurdu. Limonata da mı ne, kulübe maddi kazanç sağlamak için. İşte bundan sevdim Lütfi hocamı. İnsan yetiştiriciliği, böyle işte, iki tekerlek bir gönül yeter. Eğitim de şart vefa da.
BAŞDAŞ'TAN BAŞIMIN TACINA
Mehmet Mahsun Başdaş, Mehmet Emin Başdaş, Mehmet Feyzi Başdaş, Mehmet Sait Başdaş, Mehmet Başdaş ile Mehmet Nuri Başdaş (merhum). Fark ettiniz mi, hepsinin adında Mehmet var, büyükten küçüğe. Anne Aliye teyzem, baba İbrahim amcam, mekanları cennet olsun. Çok farklı güzel insan Nuri'me de rahmetle şükranla. Hepsini tanıdım, en güzel yıllarımda Cici Park'ın dibindeki Yapıcıoğlu'nda. Çocukluk arkadaşlarım, büyüklerim. Çok çalışkandırlar sabah ezanında dükkân açar, gece vakti bile açık görürdüm. Öyle üç kuruşun hesabını yapmaz, çocuklara ve de yaşlılara da cömert davranırlardı. Yaşadım, gördüm. İşte Başdaş ailesi, firması göğüs reklamı verdi, destek oldu İzmirspor'a. Çocukluğumun güzel insanlarından çocukluğumun kulübüne. Teşekkürler. İyi ki tanımışım, insan biriktirmişim, doğru zamanda doğru insanlarla. Avukat Aziz Kömürkoyan'ın çocukluk arkadaşıdır Doğan Kocabıçak. Aziz abim şu an evde, acil şifalar diliyorum ellerinden öperim, öpeceğim ilk fırsatta. Doğan abim vefat etti, gidemedim Fatih Karaağaç abim gidebildi sağ olsun toprağa verildi. ESHOT'tan emeklidir, Ballıkuyu Çimentepe hatlarında biletçilik yaptı, tertemiz bir insandı bilirim. Emekli olunca da boş duramadı, börekçilik, salepçilik yaptı. Yemişliğimiz içmişliğimiz vardır. Helalinden kazandı, helalinden yedi Doğan abim, delikanlı Eşrefpaşalıdır. İzmirspor'da yöneticilik de yaptı. Oğlu Birol, İzmirspor genç ve amatör takımlarında santrfor olarak forma giydi, başsağlığı ve de sabır diliyorum. Şimdi bakın haberlere, işin temeline gitmek şart. Sonradan spor insanı olunmaz. O bunun elini sıkmamış falan filan. Yeni sezona ilk bahane hazır, sonra hakemler kötü. Yabancı hakem isteriz, filan. Sen önce kendine bak, bu alemde gönlün, kafan nerelerde? Yaşım 20, çok erken deyip 45 yaşındakilere 3.ligde düdük verenlere selam olsun. Pişman değilim, kin de gütmem. Ne diyeyim vardır, bunda da bir hayır. Kıskanmanın anlamı yok. Vefa filan beklemiyorum. Tıpkı, ofsayt olarak görmek isteyip de kolunu hemencecik kaldıran ama pozisyon kaçıranlar gibi. Olmak istemem. Gider gol olur, sonra bahane hazır. Yaşamın özeti de bu değil mi? Kendini düşün tamam da karşındaki de insan. Tıpkı hepimiz gibi. Önce insan, önce can, gerisi de teferruat, iyi hafta sonları...