İsyankar bünyeler

Abone Ol

Havalar serinleyince kazak giymek mi lazım, yoksa hala tişörtle gezebilir miyiz? İşte insanoğlunun yüzyıllardır çözemediği sorulardan biri! Hele de İzmirliyseniz vay efendim geçmişler olsun… Mevsim geçişleri geldi mi, bedenlerimizin "Sıcak mı, soğuk mu? Hasta olsam mı, olmasam mı?" gibi sorulara verdiği cevap hep aynı: Burnunu çekmeye başla, sesin boğuk çıksın, ara ara öksür, ama tam hasta da olma.

Vücudumuz, sonbahar ve ilkbahar dönemlerinde adeta bir futbol takımı gibi strateji geliştirmeye çalışıyor ama maalesef bu çok çekişmeli oyunda yenik düşen hep biz oluyoruz. Sabah mont, öğlen tişört, akşam atkı modundayız. Hele bir de mevsim geçişlerinde hasta olan ama "Yok yok, ben iyiyim" diye gezenler var ya esas tehlike onlar! Grip virüsünü toplum içinde elden ele dağıtan bu kahramanlar sayesinde, hasta olmamak elde değil. 

Eğer mevsim geçişlerinde hasta düşüp evde yatıyorsanız, siz de bendensiniz. Ben her mevsim geçişlerinde hasta olur, millet baharı sokaklarda karşılarken ben evde yatak döşek yatarım. Onlar gülüp eğlenirken ben battaniyenin altında "Beni burada bırakın, artık yaşayamam" moduna giriyorum.

Burnunuz tıkalı olduğunda değerini anladığınız tek şey ne? Nefes almak! Oksijenin kıymeti, inanın burnumuz tam randımanlı çalışmadığında daha iyi anlaşılıyor. Benim gibi hasta olunca tat ve kokusu da gidenlerdenseniz kardeşlerim! Gelin sarılalım birbirimize. Nasıl olacak bu işler diye düşünüp etrafımı gözlemlemeye başladığımda bununla ilgili bazı taktikler olduğunu da keşfettim. ‘Hoca verir talkımı kendi yer salkımı’ diyerekten sizinle de bunları paylaşmak istiyorum…
Sabah güneş açıyor diye aldanmayın! O güneş öğleden sonra "Ben artık gidiyorum" deyip sizi serin rüzgârların insafına bırakacak. O yüzden kat kat giyinme sanatını geliştirin.

Siz "Daha yazdan yeni çıktık, soğuk suları içeyim" dedikçe, vücudunuz "Hayır, yapma!" diye yalvarıyor. Ama dinleyen kim, değil mi? Sonra hapşırık krizlerinde "Nerede hata yaptım?" diye düşünüyorsunuz. Aslında bu bilmece o kadar basit ki… Tabi çözmek isteyenler için…
Mevsim geçişlerinde insanlar sadece havaya değil, birbirlerine de güvenemez! En yakın arkadaşınız bile size virüs bulaştırabilir. O yüzden mendilinizi hazır edin, çünkü burnunuz sizinle iş birliği yapmayacak.

Kimsenin bu yarışa girmeye gerek yok. Mevsim geçişlerinde inatlaşıp isyan etmeye kalkan herkes bu yarışı kaybeder. İnatlaşmayacaksın, kendini doğanın düzenine uydurmaya çalışacaksın. Mevsim geçişlerinde ayakta kalabilenler gerçekten takdire şayan. Kendini koruyamayanlar ise ellerinde bitki çayıyla battaniye altında hayata küsmüş şekilde yatıyor. Hangi grupta yer almak istersiniz? Tabi bir de her şeyi yapıp yine de hasta olanlar var. Onlar için gerçekten çok ama çok üzülüyorum. Ama ne olursa olsun, unutmayın: Her hastalık geçer, ama mevsim geçişlerinin sürprizleri hiç bitmez!

Hepinize sağlıklı günler dilerim, mendillerinizi hazırda tutun!