İtfaiye Haftası’nda emek ve adaletin sesine kulak verelim

Abone Ol

Her yıl 25 Eylül–1 Ekim tarihleri arasında kutlanan İtfaiye Haftası, toplumun güvenliği için hayatlarını ortaya koyan itfaiye emekçilerinin fedakârlıklarını hatırlamak ve onların haklı taleplerine dikkat çekmek için önemli bir fırsattır. Yangından sele, depremden trafik kazalarına kadar her felakette ilk koşan, çoğu zaman canı pahasına mücadele eden bu emekçilerin çalışma koşulları ve özlük hakları ise ne yazık ki hâlâ hak ettikleri düzeyde değildir. Bu nedenle bu yılki İtfaiye Haftası, yalnızca bir kutlama değil; adalet arayışının, emek mücadelesinin ve dayanışmanın da simgesidir.

Hayat Kurtaranların Kendi Hayatları da Güvende Olmalı

İtfaiye personeli, her an ölümle burun buruna görev yapar. Yangının ortasında, patlama riski olan binalarda, sel ve deprem enkazlarında çalışırken her saniye hayati tehlike yaşarlar. Sadece fiziksel değil, psikolojik yıpranma da cabasıdır. Buna rağmen çalışma saatlerinin belirsizliği, yetersiz personel, düşük ek göstergeler, erken emeklilik hakkının olmaması gibi pek çok sorun hâlâ çözüme kavuşmamıştır.

Bugün bir itfaiyecinin maaşı, karşı karşıya kaldığı risk ve sorumluluğun çok gerisindedir. Fazla mesai ödemeleri çoğu yerde düzenli yapılmaz, kullanılan ekipmanlar kimi belediyelerde çağın gerisindedir. Yangın, afet veya patlama gibi tehlikelerde kullandıkları koruyucu kıyafetlerin standart dışı olduğu, araçların bakımının aksadığı sık sık gündeme gelir. Yani bizler güven içinde uyurken, bu kahramanlar hem canlarını hem de meslek onurlarını tehlikeye atmaktadır.

30 Eylül’de Adalet İçin Yürüyüş

Tam da bu yüzden, 30 Eylül’de Eskişehir’den Ankara’ya doğru başlayacak adalet yürüyüşü, sadece bir sendikal etkinlik değil; memleketin vicdanına yapılan bir çağrıdır. Tüm Yerel-Sen ve itfaiye emekçilerinin örgütlü gücüyle gerçekleşecek bu yürüyüş, “Yangına koşanların hakkı için biz de yürüyoruz” diyen herkesin ortak davasıdır.

Bu yürüyüş, sadece maaş bordrolarına birkaç kalem eklenmesi için değil; çalışma saatlerinin insanca düzenlenmesi, yıpranma payının artırılması, emeklilik haklarının iyileştirilmesi ve itfaiye mesleğinin Türkiye’de yasal olarak “riskli meslek” statüsüne kavuşması için atılmış bir adımdır. Eskişehir’den başlayacak bu kararlı yürüyüş, kilometreler boyunca sadece ayak sesleri değil; emek, adalet ve dayanışma sloganlarını da Ankara’ya taşıyacaktır.

1 Ekim’de TBMM Önünde Tarihi Sorumluluk

Yürüyüşün finali, 1 Ekim’de Türkiye Büyük Millet Meclisi önünde gerçekleşecek. Tesadüf değil: 1 Ekim, Meclis’in yeni yasama yılına başlayacağı gün. Bu nedenle itfaiye emekçileri, “Parlamento açılır açılmaz ilk yapılması gereken bizim sesimizi duymaktır” mesajını vermek istiyor.

Gerçekten de bu ülkenin yasama organına düşen tarihi bir sorumluluk var. Meclis’in ilk işi, her yıl yüzlerce yangında, afette hayatını tehlikeye atan bu kahramanların özlük haklarını güvence altına almak olmalıdır. Yıllardır ertelenen düzenlemeler artık bir takvim vaadine değil, somut yasal adımlara dönüşmelidir. İtfaiye teşkilatının statüsü, personelin ek göstergeleri, yıpranma payı, görev tazminatları, erken emeklilik gibi konular beklemeye tahammül etmiyor.

Toplumsal Dayanışmanın Önemi

Bu yürüyüş, sadece itfaiye emekçilerinin değil, toplumun tamamının meselesidir. Çünkü afet anında hepimiz onların cesaretine ve bilgisine muhtacız. Depremlerde, yangınlarda, sellerde bizleri güvenli alana taşıyan bu insanlar için şimdi de bizlerin ses çıkarması gerekiyor. Onlar için adalet talep etmek, aslında kendi yaşam hakkımıza sahip çıkmaktır.

Sendikalar, demokratik kitle örgütleri, meslek odaları ve yerel yönetimler bu çağrıya kulak vermeli. Siyasi partiler, konuyu yalnızca bütçe görüşmelerinde değil, toplumsal vicdanın bir gereği olarak gündemine almalı. Belediyeler, kendi kadrolarındaki itfaiye personelinin koşullarını iyileştirerek merkezi yönetime örnek olmalı.

Şehit Olan İtfaiyecilerimizi Unutmamak

Her İtfaiye Haftası’nda, görev başında hayatını kaybeden itfaiye şehitlerimizi rahmetle, gazilerimizi saygıyla anmak bir borçtur. Onların anısı, bu mücadelenin neden ertelenemez olduğunu bizlere hatırlatır. Kaybettiğimiz her meslektaş, “Bu düzenlemeler yarına kalmamalı” diyen sessiz bir haykırıştır.

25 Eylül–1 Ekim İtfaiye Haftası, sadece bir takvim notu değil; dayanışma, minnet ve hak arayışının birleştiği bir haftadır. Bu yıl, Eskişehir’den Ankara’ya uzanan adalet yürüyüşü ve 1 Ekim’de TBMM önünde yükselecek talepler, ülkemizin demokrasi ve emek tarihine yeni bir sayfa ekleyecektir.

Meclis, bu çağrıyı duymalı; toplum da bu sesi güçlendirmelidir. Çünkü yangına, depreme, sele koşanların emeğine saygı duymak, hepimizin ortak görevidir. Ve unutmayalım: Yaşamak için onların cesaretine güveniyorsak, adalet için de onların yanında yürümeliyiz.