‘ÇİFTÇİ ADETA SAHİPSİZ’
Türk tarımının geldiği noktanın adeta vatandaşın cebine dahi yansıdığını ifade eden Çakmaklı, “Bitkilerin tanımının yapılabilmesi gerekiyor. Bu sayede tohumlar damgalanıyor, küçük çuvallarla o şekilde üreticilere veriliyordu. Sağlıklı tohum verirseniz, sağlıklı ürün almış oluyorsunuz. 1956’da analiz yapıldı. O günden bugüne bu analiz yok gibi davranılıyor. Başka bir üretim yapılmıyor. Sağlıklı tarım için bilimsel tespitler aralıksız kullanılmalı. Aksi koşulda sonuç bu oluyor. Bizde ise asla bu işlem yok. Çiftçimiz adeta sahipsiz. Plan program olmadan, uzmanların yardımı olmadan sağlıklı üretim yapılması mümkün olmaz. Şeker fabrikalarımız kapatıldı. Tarıma devamlı araç veren Türk Zirai Donatım Kurumu kaldırıldı. Bitkilerin İlaçlanması ile Zirai Mücadele ve Zirai Karantina Kanunu hala var ama teşkilat ortadan kaldırıldı. Yararlı her şey yok edildi. Şimdi neden her şey ithal diyoruz. İthalat etmek zorunda kalıyoruz. Biz neden pamuktan vazgeçip hibrit tohumla mısır ekiyoruz. Bu büyük bir darbedir. Düşmanın yapacağını biz kendi kendimize yapmışız. İthalatın olduğu, bu kısır döngüden kurtulmadıkça ekonomimiz asla düzelemez” diye konuştu.
‘BAĞLAYICI KARARLAR ŞART’
Ayrıca tarım ürünlerinde yaşanan fiyat artışının çocukların gelişimi için olumsuz etkiler yaratabileceğini vurgulayan İzmir Gıda Mühendisleri Odası Başkanı Uğur Toprak, “Doğru ve yeterli beslenmede önceliğin gıda çeşitliliği olduğunu belirten Toprak, “Atılan her adımda hedefin sürdürülebilir üretim olduğunu bilerek ilerlenmeli. Ana gıda maddesini ithal eder duruma gelen ülkemizde artık ithalatı genişleterek yapılan hataları tekrarlamamalıyız. Bağlayıcı kararlar alınması gerekmektedir. Tarımın, serbest piyasa koşullarına terk edilemeyecek kadar stratejik bir sektör olduğu ve gelişmiş ülkelerde de böyle yönetildiği akıldan çıkarılmamalı” dedi.
Rana Beyza ÖZTÜRK/Özel Haber
Muhabir: TE Bilisim