İyi olanı neden görmüyoruz?

Abone Ol

Dün kaç kötü şey oldu? Hemen saymaya başladınız mı? Trafikte sabrınız taştı. Hastaneden randevu almak zor oldu. Diziniz yine ağrıdı. Faturalar beklediğinizden yüksekti. Haberleri açtınız, moraliniz bozuldu. Bir arkadaşınızın hastalığını duydunuz. Çocuğunuzla ya da eşinizle küçük bir tartışma yaşadınız. “Eskisi gibi değilim” düşüncesi aklınızdan geçti.

Peki, kaç güzel şey oldu?

Sabah gözünüzü açtığınızda ev sessizdi. Çayınız demlenmişti, kahvenin kokusu yayılmıştı. Pencereyi açtınız, temiz havayı soludunuz. Komşunuz hal, hatır sordu. Bir dosttan mesaj geldi. Trafikte biri size yol verdi, gülümsedi. Çocuğunuzun, torununuzun sesi iyi geldi. Beliniz ağrımadı. Bir an durup “iyi ki” dediniz.

Bunları hatırlıyor musunuz?

Çoğu zaman hayır.Çünkü beynimiz, bizi korumak için, kötü olanı daha güçlü bir şekilde kayda alır. Beynimizin duygu merkezlerinden biri olan amigdala, tehlike ve risk algısıyla yakından ilişkilidir. Binlerce yıl önce, atalarımız için hayatta kalmak her şeyden önemliydi. Tehlikeyi gören hayatta kaldı. O yüzden beynimiz olası riskleri taramaya yatkın hale geldi. Bugün hayatımızda yırtıcı hayvanlar yok. Ama beynimiz hala aynı soruyu soruyor: "Tehlike var mı?" İyi olanı ise ne yazık ki beynimiz kolay fark edemiyor. Çünkü tehlikeli değiller. Oysa yaşamda güzel şeyler de oluyor. O güzel şeyleri fark etmek, aynı günün içinde yaşanan iyilikleri görmek, beynimize "Şu an güvendeyim" mesajı verir, sakinleştirir ve hayata başka bir yerden bakmamızı sağlar. Farkındalık; acıyan dizi inkâr etmek değil, yüksek faturayı yok saymak değil ama aynı günün içinde yaşanan iyilikleri de görünür kılmaktır. Hayat sadece başımıza gelenlerden değil, fark ettiklerimizden oluşur.
Araştırmalar gösteriyor ki iyi olanı fark etmek, stres hormonlarını azaltıyor. Sinir sistemine gevşeme sinyali gönderiyor. Zamanla kaygıyı daha az, huzuru biraz daha çok hissetmemizi sağlıyor.
Bizim kontrolümüz dışında olanları değiştirmemiz mümkün değil ama ona bakan zihniyetimizi değiştirebiliriz. Yapabileceğimiz en güzel şey; günün sonunda "Bugün neler güzeldi?" diye sormak. Çünkü beyin neye, nasıl bakarsak ona göre şekilleniyor. Ve bazen küçük bir fark ediş büyük bir rahatlamanın başlangıcı olabiliyor.
Peki yaşadığımız güzellikleri nasıl fark edeceğiz?

1. Durun, Fark Edin: Güzel bir şey olduğunda 10 saniye durun. Beyin kötüyü otomatik kaydediyor. İyiyide siz kaydedin.
2. Farkındalık Günlüğü: Bir defter alın. Haftada ikikez yaşadığınız, gördüğünüz güzellikleri yazın. Yazdıklarınız beyin tarafındandaha derin kaydediliyor.
3.Sorularınızı Değiştirin: Kendinize,"Ne Yanlış Gitti?" yerine "Ne İyi Gitti?”, "Bugün ne yapmam gerekiyor?" yerine " Ne yapmak istiyorum?" sorularını sorun. Yatağauzandığınızda günün yanlışlarını düşünmeye başladıysanız hemen vazgeçin.
4. Güzel Anlarınızı Biriktirin: Güzel bulduğunuz veya sizi mutlu eden anları bir kağıda yazın; evde en çok baktığınız yere asın, isterseniz bir kavanozda biriktirin. Herşeyin kötü gittiğini düşündüğünüzde hepsini okuyun. Hayatınızda güzellikler olduğunu hatırlayın.
Hayat aynı hayat olabilir. Ama ona baktığımız yer değiştiğinde, hissettirdikleri de değişir. Belki de kendimize yapabileceğimiz en büyük iyilik zor ve kötü olanı inkar etmeden iyi olanı görmek ve unutmamaktır.