İyileşmeye giden yol

Abone Ol

Çoğumuz günlük hayatımızda alışkanlık haline getirdiğimiz birçok davranışın aslında birer alışkanlık olduğunun farkında bile değiliz. Erken çocukluk döneminde yaşadığımız ihmal, istismar, duygusal kaos, reddedilme ya da duygusal boşluklar; sinir sistemimiz tarafından hayatta kalmak için baş etme yöntemleri olarak kodlanır. Bu baş etme yöntemleri kısa vadede işe yarasa da, yetişkinlikte bizi tüketen döngülere dönüşebilir ve bizler bunun birer döngü olduğunu çoğu zaman farkında bile olmayız. Aslında kişi kendine bunu neden yaptığını sorsa, cevabını bile yanıtlayamaz. Aslında zihinsel olarak bunun cevabını veremiyor olsa da bedeni bunun cevabını biliyordur. Çünkü verdiği o tepkiler, çocukluğunda öğrendiği hayatta kalma tepkileriydi.

Sinir sistemimiz doğası gereği güvenlik arar. Ancak güvenli olanı, tehlikesiz ya da sağlıklı olanla değil, alışıldık olanla karıştırır. Sağlıklı ilişkilerde kalıp kalmadığımız, duygusal kaos içinde olan arkadaşlık ilişkilerimizi sürdürüp sürdürmediğimiz, bizi tüketmesine rağmen o işleri bir türlü terk edemememiz tüm bunlar bilinçaltımıza şu mesajı verir: “Daha öncede bunları yaşadın ama ölmedin. O zaman tüm bunlar benim için güvenli olmalı…” Ancak sinir sistemimiz bu mantığı bizi yalnızca hayatta kalmamız için devam ettiriyordur gerçek anlamda bizi yaşattığı için değil.

BİLİNÇLİ ZİHİN

Bilinçli bir zihin bir şeyin yanlış olduğunu anlayabilir ama beden, geçmişte travmaya karşı geliştirdiği kalıpları bırakmaz. Çünkü onları birer sigorta poliçesi gibi görür. Bu yüzden sevgi kaotik değilse, eksik gibi gelir. Huzur varsa tehlike ararız. Dengeli bir ilişki sıkıcı gibi gelir. Çünkü beden, huzura değil kaosa bağlanmıştır ve kaos, çocuklukta aşk ile eş zamanlı geldiyse, aşk da kaotik olmalıdır.

Bu travmatik öğrenmeleri yaşamımızın her alanına yansır. Sürekli ulaşamadığımız ya da bizi sevmeyen kişilerin peşinden gitmek… Bizi yoran ama değerli hissettiren işler içinde tükenmek, kendinizi ancak mücadeleyle hak ettiğimizde değerli hissetmek… Bunların hiçbiri bilinçli seçim değildir ama tüm bunları fark ettiğimizde hayatımız şekillenmeye başlar.

İyileşme, geçmişi affetmek demek değildir; bedenine yeni bir gerçeklik öğretmek demektir. Sakinliğinde güvenli olduğunu öğrendiğimizde, acısız sevginin de gerçek olduğunu öğrendiğimizde, huzur içinde tetiklenmeden kalabilmeyi öğrendiğimizde sinir sistemimiz yeniden düzenlenmiş demektir. Huzurlu bir ilişki, bizi tüketmeyen bir iş ve içimizden geldiği gibi yaşama özgürlüğü tüm bunlar yeni seni korkutabilir ama aslında cesarette tamda buradadır.

İyileşme sancılı bir süreç olabilir ama kendimize sık sık şunu hatırlatmakta fayda var. “ Artık kaosa ihtiyacım yok. Sevgi sakinse gerçektir ve huzur tehlike değil; hediyedir ve ben bu yeni hayatı yaşamayı hak ediyorum.”