EGE TELGRAF - İzmir Büyükşehir Belediyesi iştiraki İZBETON'a yönelik yolsuzluk soruşturması kapsamında 'İş makinesi ve araç kiralanması hizmet alımı' ile ilgili açılan davada; aralarında eski İZBETON Genel Müdürü Heval Savaş Kaya'nın da bulunduğu 56 sanık, hakim karşısına çıktı. İkinci duruşmada mahkeme heyeti tarafından talep edilen bilirkişi raporunda kamu zararına yol açan bir durumun olmadığı ifade edildi.
SAVCILIK ADLİ KONTROLLERİN DEVAMINI TALEP ETTİ
Savcılık makamı mütalaasında adli kontrollerin devamını ve yeni bilirkişi raporunun oluşturulmasını talep etti.
"DAVA AÇMA HAKKIMI KULLANACAĞIM"
Eski İZBETON Genel Müdürü Heval Savaş Kaya yaptığı savunmada "Ben, yargılamanın soruşturma aşamasında iç denetim raporlarına istinaden başlatıldığını, İzmir Büyükşehir Belediyesi'ndeki yönetim değişikliğinin ardından aylarca yapılan incelemelerde herhangi bir usulsüzlük tespit edilememesine rağmen bu raporların maksatlı olarak hazırlandığını söyledim. İç denetim raporlarının, FETÖ'cü bir zihniyetle delil uydurmak amacıyla oluşturulduğunu dile getirmiştim. Elinizdeki bilirkişi raporu da söylediklerimi teyit etmektedir. Yargılamaya sebebiyet veren, yargı mercilerini yanıltmak ve suç uydurmak amacıyla hazırlanan iç denetim raporları resmi belge niteliğinde olduğundan, bugün dosyadaki bilirkişi raporuyla birlikte resmi belgede sahtecilik suçunun oluştuğu ortaya çıkmıştır. Yargılamanın her aşamasında, iç denetim raporlarının hukuka aykırı olması nedeniyle yok sayılması gerektiğini savundum. Ayrıca ihaleye fesat karıştırma suçunun özgü bir suç olduğunu ve genel müdürün bu suçu işleyemeyeceğini ifade etmiştim. Bu rapor da bunu teyit etti. Yine bilirkişi raporlarının hatalı olduğunu, ihaleye konu iş kapsamında alt taşeron çalıştırılmadığını, bu nedenle izin alınmasının gerekmediğini, söz konusu işin bir araç kiralama işi olduğunu ve ayrıca onay alınmasına ihtiyaç bulunmadığını söylemiştim. Bilirkişi raporu bu beyanlarımı da doğruladı. Dosyaya sunulan bilirkişi raporuyla birlikte suç işlendiğine ilişkin bir ihtimal dahi kalmadı. Buna rağmen adli kontrolün devam ettirilmesi doğru değildir. Bugüne kadar özgürlüğümüz haksız yere kısıtlandı. Adli kontrolün kaldırılarak bu haksızlığın sona erdirilmesini talep ediyorum. Ayrıca bu kadar insanın mağduriyetine neden olan, sizi ve mahkemeyi yanıltan, suç uyduran iç denetçiler, İç Denetim Birimi Başkanı ve Teftiş Kurulu Başkanı hakkında suç duyurusunda bulunma ve tazminat davası açma hakkımı kullanacağım. Adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasını talep ediyorum” ifadelerini kullandı.
KARAR AÇIKLANDI
Mahkeme heyeti tarafından açıklanan karara göre adli kontrollerin devam etmesine karar verilirken dava 19 Ekim tarihine ertelendi.