İzmir Kitap Fuarı

Abone Ol

Bu yıl İzmir Kitap Fuarı 18 ile 26 Nisan tarihleri arasında yapılıyor. Alışılmışın dışında her zaman yapıldığı binada değil de bu sefer direkt olarak fuar girişinde açık havada kurulan stantlar aracılığıyla istediğiniz yayın evinin kitaplarını bulabiliyorsunuz.  Yeni alan kitapların görülmesi ve kitap severlerin rahatça dolaşabilmesi için ideal bir yer olmuş.  Kitap okumak isteyenlerin istedikleri yerde oturabilecekleri ve kitaplarını karıştırabilecekleri kafeler ve banklar, kitap kafe havası vermiş durumda.

Fuar alanının gezerken başlarda “Eski hali daha mı iyiydi acaba?” diye içinizden geçmiyor değil; fakat sonrasında olanın gayet güzel olduğunu anlıyorsunuz. Güncel kitap evlerinden ayrı olarak Sahaflar Çarşısı adı verilen yerde de eski basım birçok kitabı bulmanın mümkün.

Bu yüzden kitap fuarlarını çok severim her yıl düzenli olarak aradığım kitapların notunu alır, bunları kitap fuarlarından tedarik etmeye çalışırım. Bana göre bir yerde ya da bir kentte kitap kültürünün, gazete kültürünün olması çok önemlidir. Hatta bunların basılı olanlarını daha çok tercih ederim. Bu yazıyı yazmak için kitap fuarını gezdiğim zaman gözüme yeni çıkan bir kitap ilişti. Dokuz Eylül Üniversitesi, Tarih Bölümü öğretim üyelerinden Prof. Dr. Hakkı Uyar’ın yeni kitabı. Bu kitap başlığı itibariyle çok dikkatimi çekti hemen aldım ve okumaya başladım. Sizlere de kesinlikle tavsiye ederim.

Prof. Dr Hakkı Uyar’ın yeni kitabı:

Millî mücadele döneminin kahramanlarını bilmeyenimiz yoktur.  Kazım Karabekir, Ali Fuat Cebesoy, Rauf Orbay, Refet Bele, daha sonra bunlara Lozan Kahramanı İsmet İnönü ve Fevzi Çakmakta eklenecektir. Millî mücadele başladığı zaman genelde asker kökenli şahısların başta Mustafa Kemal Atatürk ve diğer silah arkadaşları olmak üzere temel gayeleri ülkeyi düştüğü kötü durumdan kurtarmaktı. Çünkü Osmanlı Devleti parçalanmış, ülke toprakları Batılı emperyalistlerin at koşturduğu, siyasal manevralar içerisine girdiği bir alan haline gelmişti. Doğu da Ermeniler ülkeyi işgal etmek ümidiyle bir kalkışmaya girişmişlerse de bastırılmıştı. Ardından yaşanan mücadeleler de bunun benzeri hamlelerle başarıya ulaştırılmış ve ülke düşman işgalinden kurtarılmıştır.

            Millî mücadeleyi başlatan ve başarıya ulaştıran kadro, vatan savunması konusunda hemfikirlerse de siyasal temsil konusunda tümüyle aynı fikirde değillerdi. Mustafa Kemal Atatürk, milli mücadeleyi asıl başlatan kişiydi. Yetiştiği kurum ve aldığı eğitim gereği Osmanlı Devleti’nin geri kaldığını düşünüyor, ülkenin modernleşmesi gerektiğini düşünüyordu. Diğer paşalar ise ülke savunmasında kendisiyle hem fikir olsalar da yönetim açısından padişahlı ve halifeye bağlılık konusunda bazı noktalarda ayrılıyorlardı. Özellikle Nutuk’ta belirtildiğine göre: Rauf Bey, kendisini halifeye ve padişaha bağlı bir kişi olarak tanımlıyordu.

            Millî mücadeleden sonra bu paşaların siyasal anlamda fikir ayrılığına düşmeleri, çeşitli siyasal partiler kurmaları ve ardından yaşanan bazı olaylar -İzmir suikastı gibi- paşalar arasında bazı küslüklerin oluşmasına sebep olmuştu. Prof. Dr. Hakkı Uyar, uzun süren bu fikir ayrılığı kaynaklı küslüklerden sonra kalpleri tümüyle vatan sevgisi ile atan bu paşaların tekrar bir araya gelmelerini tüm kitaplarında olduğu gibi bu kitabında da ayrıntılı bir şekilde işlemiştir. Okuyucuyu sıkmayan bir dille yazılmış bu kitabı günümüz siyasal gelişmelerin arka planını anlamak isteyenler için şiddetle tavsiye ediyorum. Kıymetli hocamı da bu eseri için tekrar kutluyorum.