İzmir Valiliği, Büyükşehir ve EBSO yıllarca zaman kaybetti; bugün üçü de binasız durumda
Eskiler, “Her işi zamanında yapacaksın, bugünün işini yarına bırakmayacaksın” derdi. Kulağıma hep küpe olan, çok yerinde ve doğru bir tembihtir bu… İzmir’in üç önemli kurumu İzmir Valiliği, İzmir Bü...
BÜYÜKŞEHİR’İN DRAMI
Köşe haberlerimizin gedikli okurları anımsayacaktır.
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Konak Meydanı’ndaki binasının depreme dayanıksız olduğunu, yıllar yılı yaşadığı depremlerle hırpalandığını, temel kazıklarında ciddi korozyonların olduğunu, güçlendirme adı altında yapılan milyonlarca lira harcamanın çöpe gideceğini defalarca yazıp çizdik.
Sadece bu sütunların okurları olan sizler, binanın şantiye şefi Yüksek İnşaat Mühendisi ağabeyim Ahmet Gürel’in açıklamalarını son altı senede en az beş kez okudunuz.
Diğer meslektaşlarımızın haberleri de arşiv kayıtlarında yerlerini aldı.
Bu önemli sorun İBB Meclisi’nde de defalarca gündeme geldi.
Büyükşehir’in bir an önce tüm birimlerini tek çatı altında toplayarak verimliliğini artıracak, hizmet birimlerini kentin farklı yerlerine dağılmış salkım saçak görüntüsünden kurtaracak bir merkez binaya ihtiyaç duyduğu çok kez konuşuldu.
Sonuç…
Depremde hasar gören mevcut bina bugünlerde yıkılıyor. Büyükşehir Belediye Başkanı Sn. Tunç Soyer başkanlık binası olarak bir buçuk senedir Hisarönü’ndeki tarihi yapıyı kullanmak zorunda kalıyor.
Tunç başkanı ziyarete gelen yerli ve yabancı misafirler, nargile ve kebap kokularını içlerine çekerek makama çıkmak zorunda kalıyor.
Kötü bir görüntü…
Oysa İzmir Büyükşehir Belediyesi kendisine yakışan bir hizmet binasını bugüne kadar kentin merkezi yerlerinden birinde rahatlıkla inşa edebilirdi.
O günün işini bugüne bıraktı.
Yazık oldu…
Kentin yönetiminde en kilit kurum olan Büyükşehir, bugün büyük oranda Kültürpark’taki eski fuar hollerinde hizmet vermek durumunda.
Depreme kadar yüzüne bakılmayan ve yıkılmaları gündemde olan fuar holleri adeta cankurtaran vazifesi üstleniyor.
İnsan düşünmeden edemiyor, Gaziemir Fuar Merkezi yapıldıktan sonra, “Hollere ihtiyaç yok, yıkılmalı” diyenlere kulak asılsa idi, 154 yıllık Büyükşehir Belediyesi tam anlamıyla sokakta kalmış olacaktı.
Bu sütunlar aracılığı ile daha önce pek çok kez dile getirdiğimiz önerimizi yineleyelim.
İzmir Büyükşehir Belediyesi Konak Meydanı’nda yıkılma işlemleri süren merkez binasının yerine, ihtiyaçlarını karşılayacak ve temel yönetim birimlerini tek çatı altında toplayacak yeni bir bina inşa etmeli.
Kentin en merkezi yerinde, tüm ulaşım akslarının üzerinde konumlanacak bir bina, Büyükşehir’in çok daha ulaşılır ve verimli hizmet üretmesini sağlayacaktır diye düşünüyorum.
EMNİYETSİZ EMNİYET!
Benzer bir durum İzmir Emniyet Müdürlüğü için de geçerli.
Bozyaka’da mevcut Emniyet binasının hemen yanında, muhteşem bir lokasyonda, İzmir’imize yakışacak yeni bir bina inşa edilmesi için çalışmalar 1994’te başladı.
Binanın temeli atıldı ve 30 seneye yaklaşık süredir inşaat subasman seviyesinden öteye ilerlemedi.
“Hemen yanında Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi olduğu için Emniyet binası yapımı uygun değil” gibi mantık dışı önermeler gündeme getirildi.
30 yıl önce atılan temel yapısı da kullanılamaz hâle geldi.
İzmir Emniyeti de tıpkı Büyükşehir gibi farklı binalarda hizmet vermek durumunda bırakıldı.
Yeni bir hizmet binasının nerede yapılacağı tartışmaları 20 seneyi aşkın süre sakız gibi uzadı ve elbette neticesiz kaldı.
Emniyet’in Konak’taki ana merkez binası da depremde hasar görünce apar topar yeni bina için yer arayışı başladı.
Konak’taki Atatürk Kültür Merkezi’nin Emniyet Müdürlüğü olarak kullanılması haklı tepkiler doğurdu.
Neyse ki İzmir Valisi Yavuz Selim Köşger’in iş bitirici yaklaşımı ile Halkapınar’da eski Sümerbank arazisinde karar kılındı ve yapım ihalesi süreci hızla ilerliyor.
EBSO DA YERSİZ YURTSUZ
Ve Ege Bölgesi Sanayi Odası…
EBSO’nun Kordon’da bulunan hizmet binası hem depreme dayanıksızdı hem de kurumun hizmet çeşitliliğini karşılayacak fiziksel mekân ihtiyacının çok uzağındaydı.
Bu tepitler herkesin malumu idi.
Çiğli’deki Atatürk OSB içinde mülkiyeti EBSO’ya ait olan, çevreyolunun hemen yanında konumlanan, otopark ve ulaşım sorunu olmayan arsada yeni yönetim binasının yapılması konusu sayısız kez Meclis toplantılarında gündeme geldi.
Komisyonlar kuruldu.
Tıpkı Büyükşehir ve Emniyet Müdürlüğü gibi en az 20 sene süren, sakız gibi uzayan tartışmalar neticesiz kaldı.
Oysa yeni binanın inşası için EBSO’nun cebinden kör kuruş çıkmayacak, tüm maliyet Atatürk OSB yönetimi tarafından karşılanacaktı.
Zaten EBSO Meclis üyelerinin pek çoğu da Atatürk OSB’de konumlanan sanayicilerden oluşuyordu.
Ya sonuç…
30 Kasım depreminde Kordon’daki bina hasar gördü, apar topar boşaltıldı. EBSO bugün Gümrük’te yer alan bir iş merkezinin birkaç katında kiracı olarak hizmet veriyor.
Atatürk OSB’deki arsanın akıbeti ise belirsizliğini koruyor.
Bugün karar verilse ve “Evet yeni binamız bu arsada inşa edilecek” dense, Atatürk OSB’nin mali gücü ekonomik kriz nedeniyle bu binayı inşa etmeye ve tefrişini sağlamaya yetmiyor.
Birinci derecede deprem bölgesinde hizmet veren üç kurumun da bu duruma düşeceği belli idi. Sayısız kez yazıldı, çizildi, uyarılar yapıldı, çözüm önerileri sıralandı.
Demem o ki…
Zamanında yapılmayan, ertelenen, anlamsız şekilde uzayan tartışmalar, günü gelince hiçbir anlam ifade etmiyor.
Emniyet, Büyükşehir ve EBSO; bu duruma emsalsiz örnekleri oluşturuyor.