İzmir'de yaşayan 43 yaşındaki Can Çetin, 12 yıl süren diyaliz tedavisinin ardından Acıbadem Kent Hastanesi'nde gerçekleştirilen ve dünyada nadir uygulanan 'en bloc' (blok nakil) yöntemiyle aynı anda iki böbrek nakli olarak yeniden sağlığına kavuştu. Matbaacı olarak çalışan Can Çetin'e, 2014 yılında kaşıntı, kusma ve halsizlik şikayetleriyle başvurduğu hastanede son dönem böbrek yetmezliği tanısı konuldu. Tanının ardından 12 yıl boyunca diyaliz tedavisi gören Çetin, ailesinde uygun canlı verici bulunmaması nedeniyle ilk olarak Bursa'daki bir hastanede kadavra bekleme listesine kaydoldu. Daha sonra kaydını İzmir Acıbadem Kent Hastanesi'ne taşıdı.
DÖRT KEZ ÇAĞRILDI
Organ nakli sürecinde dört kez hastaneye çağrılan Çetin için yapılan değerlendirmelerde bağışlanan organların doku uyumu daha yüksek olan hastalara nakledilmesine karar verildi. Beşinci kez çağrıldığında ise yapılan incelemelerin ardından nakil için en uygun aday olarak belirlendi. Ulusal Koordinasyon Merkezi Bilim Kurulu'nun onayıyla beyin ölümü gerçekleşen bir donörden bağışlanan iki böbreğin de Can Çetin'e nakledilmesine karar verildi. Acıbadem Kent Hastanesi Böbrek Nakli Bölümü Sorumlusu Uzm. Dr. Işık Özgü ve ekibi tarafından gerçekleştirilen operasyonda, dünyada nadir uygulanan 'en bloc' (blok nakil) yöntemi kullanılarak iki böbrek aynı anda hastaya nakledildi.
İKİ ORGAN NAKLİ BİRDEN ÇIKTI
Tedavi sürecini anlatan Can Çetin, "Beş ay önce organ nakli için kaydımı Acıbadem'e aldırdım. Dört kere çağırdılar. Hepsinde ipin ucundan döndüm. Ama bu sefer dönmedim, çok da güzel oldu. İki organ nakli birden çıktı, çok mutluyum. Şimdilik her şey yolunda gidiyor. Ben matbaada sağlıklı bir insan gibi çalışıyordum. Sonra şiddetli kaşıntılarım başladı. Halsizlik, kilo kaybı ve kusma başladı. En son dayanamadığım nokta nefes darlığı oldu. Geceleri nefesim kesilmeye başladı. Biz ilk başta alerjik bir durumdan şüphelendik. Hastaneye gittiğimizde yapılan kan tahlilleri sonucunda direkt son dönem böbrek yetmezliği tanısı konuldu" dedi.
“HER ŞEY YOLUNDA”
Nakil sonrası sağlık durumunun iyi olduğunu belirten Çetin, "Sadece ameliyatın verdiği biraz yorgunluk var. Çok koşmuşum gibi bir his var üzerimde. Ama her şey yolunda gidiyor. O enerjiyi hissedebiliyorsunuz. Hastaneden çıktığımda ilk yapmak istediğim şey seyahat etmek. 12 yıldır hiçbir yere gitmedim, İzmir dışına çıkmadım. Su içmeyi çok özledim. Uzaktaki akrabalarımıza gidemiyorduk, diyaliz bize hep engel oluyordu. Haftada üç gün mecbur diyalize girmek zorundaydım" diye konuştu. Çetin, "Ben hep ‘İki böbreği bekliyorum, iki tane olsun ki sağlam olsun, bir sorun yaşamayayım' diyordum. Espri amaçlı yapıyordum o da gerçek oldu" ifadelerini kullandı.
"TEKNİK OLARAK DAHA ZORLAYICIYDI"
Hastanın tedavi sürecine ilişkin bilgi veren Acıbadem Kent Hastanesi Böbrek Nakli Bölümü Sorumlusu Uzm. Dr. Işık Özgü, "Burada vericinin ve organların özellikleri sebebiyle Ulusal Koordinasyon Merkezi'ndeki Bilim Kurulu, her iki böbreğin de aynı hastaya takılmasını uygun gördü. Ameliyatı bu şekilde gerçekleştirdik. Her iki böbreği de hastamıza başarılı bir operasyonla naklettik. Bu rutinden biraz daha farklı ve teknik olarak bizi biraz daha zorlayan bir ameliyat. Ama şimdiye kadar bir problem yaşamadık. Hastamız da gayet iyi, değerleri de hızla toparlıyor" diye konuştu.
"ENDER UYGULANAN BİR YÖNTEM"
İki böbreğin aynı anda nakledilmesinin vericinin böbrek özelliklerinden kaynaklandığını belirten Özgü, "Çünkü tek bir böbreği taksak yeterli olmayacağı düşünülmüştü. O yüzden iki böbreğin birlikte daha iyi fonksiyon göstereceği değerlendirildi ve böyle bir ameliyat gerekti. Verici, biraz 'marjinal donör' dediğimiz gruptandı. O yüzden iki böbrek birden takılırsa daha başarılı bir sonuç alınabileceği düşünüldüğü için bu şekilde uygun görüldü ve uygulandı. Bu son derece ender uygulanan bir yöntemdir." ifadelerini kullandı.