İzmir'de iz bırakan belediye başkanları!

Abone Ol

Türkiye, son dönemde iktidarın yoğun biçimde hedef aldığı CHP'li belediye başkanlarına yönelik gözaltı ve tutuklama haberlerine kilitlenmiş durumda. Ancak böylesi günlerde, geçmişte İzmir'e hizmet etmiş ve kent hafızasında iz bırakmış belediye başkanlarını da hatırlamak gerekir. İzmir Büyükşehir Belediyesi tarihinde görev yapan başkanlardan ikisi bugün aramızda olmasa da, bıraktıkları eserler ve ortaya koydukları anlayış yaşamaya devam ediyor. Üçü ise hâlâ tanıklıkları ve birikimleriyle kent belleğinin önemli parçaları arasında yer alıyor. Bu nedenle gelin, İzmir'in yakın tarihine kısa bir yolculuk yapalım ve söze efsane başkan olarak anılan İhsan Alyanak'tan başlayalım...
Yerel yönetimlerde başarı sadece yapılan asfaltın, açılan parkın ya da toplanan çöplerin tonu ile ölçülmez. Bir belediye başkanını yıllar sonra da halkın hafızasında yaşatan şey; karakteri, dürüstlüğü ve kentine duyduğu bağlılıktır.
İzmir'in belediye başkanlığı tarihinde aradan onlarca yıl geçmesine rağmen adı hâlâ saygıyla anılan isimlerden biri de İhsan Alyanak'tır. 1973-1980 yılları arasında İzmir'e hizmet eden Alyanak, yalnızca yaptığı yatırımlarla değil; dürüstlüğü, cesareti ve çalışkanlığıyla da bir döneme damga vurmuştur. Bu yüzden dönemin siyasetçileri ve sonrasında görev yapan belediye başkanları onun için "dürüstlük timsali" ifadesini kullanmıştır. Bugün CHP'li belediye başkanlarımızın önünde duran en önemli soru şudur:

"Halk bizi makam sahibi olmamız için mi seçti, yoksa halka hizmet etmemiz için mi?"

ALYANAK’IN MİRASI

İhsan Alyanak'ın mirası bu sorunun cevabında saklıdır. O, belediye başkanlığını bir makam değil emanet olarak gördü. Mütevazı yaşadı, halkın arasında dolaştı, eleştiriden kaçmadı. Kentin geleceği için gerektiğinde risk aldı. Çünkü biliyordu ki belediye başkanlığı sadece bütçe yönetmek değil, gerektiğinde kent ve halk adına cesur kararlar verebilmektir. Bugün CHP'nin belediyecilik anlayışını güçlendirecek en önemli ölçü de budur.

Bir belediye başkanı;

* Halktan kopmamalıdır.
* Makam odasına sıkışmamalıdır.
* İsrafla arasına mesafe koymalıdır.
* Yakın çevresinin değil, kentin çıkarlarını korumalıdır.
* Şeffaf olmalıdır.
* Hesap vermekten korkmamalıdır.
* Ve en önemlisi, dürüstlüğü konusunda en küçük bir gölgeye bile izin vermemelidir.

Çünkü yapılan hizmet unutulabilir.

Açılan yolların adı değişebilir.

Binalar yıkılabilir.

Ama dürüstlük mirası nesilden nesile aktarılır.

İhsan Alyanak bugün hâlâ anılıyorsa bunun nedeni sadece belediye başkanlığı yapmış olması değildir. İnsanların hafızasında "çalmadı, çaldırmadı, halkın parasını korudu" düşüncesiyle yer etmiş olmasıdır. Bu nedenle aradan geçen yıllara rağmen İzmir'de "Efsane Başkan" olarak anılmaya devam etmektedir.

CESARETLİYDİ

Belediye başkanları çoğu zaman iki tercih arasında kalırlar:
Ya sorunları görüp sessiz kalırlar ya da bedel ödemeyi göze alıp çözüm üretirler.
İhsan Alyanak'ın farkı da tam burada ortaya çıkıyordu. O, belediye başkanlığını koltuğunu koruma makamı olarak değil, halkın sorunlarını çözme görevi olarak görüyordu. Bu nedenle birçok siyasetçinin kaçınacağı kararları almaktan çekinmedi. Bunun en çarpıcı örneklerinden biri Alsancak Garı önündeki bağlantı yolunun açılması sürecinde yaşandı. İzmir'in ulaşımını rahatlatacak, kentin gelişimine katkı sağlayacak yolun önünde Britanya Konsolosluğu ve Aziz Yuhanna Anglikan Kilisesi'nin duvarı bulunuyordu. Bugün olsa yıllarca sürecek yazışmaların, bürokratik çekişmelerin ve siyasi hesapların konusu olacak bu meselede Alyanak farklı düşündü. Kendisine ne kazandıracağını değil, İzmir'e ne kazandıracağını sorguladı. Kentin geleceği için gerekli gördüğü kararı aldı ve yolun açılmasını sağladı.

SONUÇ MU?

İngiltere Hükümeti Türkiye'ye diplomatik nota verdi. Uluslararası bir kriz yaşandı. Eleştirildi. Tepki gördü. Ancak geri adım atmadı. Çünkü aldığı kararın arkasında kişisel bir çıkar, siyasi bir hesap ya da rant beklentisi yoktu. Sadece İzmir halkının menfaati vardı. Bugün geriye dönüp baktığımızda olayın diplomatik boyutundan çok, bir belediye başkanının halk adına sorumluluk alabilme cesaretini görüyoruz. İhsan Alyanak'ın belediyecilik anlayışını özel kılan da buydu. O, risk almadan hizmet üretilemeyeceğini biliyordu.
Kendi geleceğini değil, kentin geleceğini düşünüyordu. Çünkü gerçek belediye başkanlığı; alkış garantili işleri yapmak değil, gerektiğinde eleştiriyi göze alarak halkın yararına karar verebilmektir. İşte bu nedenle İhsan Alyanak bugün sadece çalışkanlığıyla değil, cesaretiyle de hatırlanmaktadır. Aradan geçen onlarca yıla rağmen adı anıldığında insanların aklına önce yaptığı hizmetler değil, o hizmetleri yaparken gösterdiği kararlılık gelir. Çünkü bazı yöneticiler makam işgal eder. Bazıları ise yaşadıkları kente iz bırakır. İhsan Alyanak, İzmir'e is değil, iz bırakan belediye başkanlarından biriydi. CHP'nin bugünkü belediye başkanlarımız için en değerli siyasi pusula da budur:
Daha çok reklam yapmak değil, daha çok güven vermek. Daha çok görünmek değil, daha çok çalışmak. Daha çok alkış almak değil, daha çok iz bırakmak.
Çünkü gün gelir görevler biter, makamlar değişir. Geriye sadece halkın vicdanındaki yeriniz kalır. Ve o vicdanda yer edinmenin yolu, İhsan Alyanak gibi dürüst, cesur ve çalışkan bir belediye başkanı olmaktan geçer.