Kültür-sanat

İzmir'de suyun üzerinde sanat! Yaş sınırı yok: 7'den 70'e herkese ebru öğretiyor

İzmir'de yaşayan ve Kültür ve Turizm Bakanlığının Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı unvanına sahip ebru sanatı ustası Gülcan Ulu, Çiğli'deki atölyesinde hem öğrenci yetiştiriyor hem de modern anlayışla hazırladığı eserleri sanatseverlerle buluşturuyor. Ulu, 2015'te başlayan ebru eğitimini 5 yılın sonunda aldığı icazetle sürdürürken, şimdi bu geleneksel sanatı yeni nesillere aktarıyor.

Abone Ol

İzmir'de yaşayan 43 yaşındaki Resim Öğretmeni Gülcan Ulu, bir hocasının yönlendirmesiyle ilgi duymaya başladığı ebru sanatını öğrenmek için İstanbul'da bir atölyeye gitmeye başladı.

2015 yılında başladığı eğitimini 2020 yılına kadar sürdüren Ulu, 5 yıllık eğitimin ardından hocasının takdiriyle icazetini aldı. Eğitim sürecinin ardından farklı yerlerde dersler veren, yarışmalara ve sergilere katılan Ulu, daha sonra Çiğli'de kendi atölyesini açarak öğrenci yetiştirmeye başladı.

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı unvanına da layık görülen Ulu, geleneksel ebru sanatını öğretirken bir yandan da modern anlayışla hazırladığı eserlerini sergiliyor.

"EBRUNUN BAŞLANGICI ASLINDA BATTAL EBRUDUR"

Ebru sanatının eğitim sürecinin temel tekniklerle başladığını anlatan Gülcan Ulu, öğrencilerin ilk olarak battal ebru üzerinde çalıştığını söyledi.

Ulu: "2015'ten 2020 yılına kadar 5 yıl boyunca eğitim alıp, 5 yılın sonunda hocamın da takdiriyle icazetimi aldım. Daha sonra birtakım yerlerde dersler verdim. Yarışmalara ve sergilere katıldım. Sonrasında da kendi atölyemi açıp öğrenci yetiştirmeye başladım. Ebrunun başlangıcı aslında battal ebrudur. Öğrenci buraya ilk geldiği zaman battal ebruyla başlarız. ‘Onu iyi yapanın gerisi gelir' derler. Ebru, kimyanın da matematiğin de içinde olduğu bir sanattır. Battaldan sonra çiçeğe geçeriz. Çiçekte de birçok çeşidimiz var. Öğrenci de kademe kademe ilerleyerek değişik çiçek çeşitlerine geçer" dedi.

Ulu, ebru eğitiminde öğrencilerin temel çalışmalardan başlayarak farklı çiçek çeşitlerine doğru aşamalı şekilde ilerlediğini belirtti.

"EBRU SANATININ YAŞI YOK"

Atölyesinde şu anda 10 öğrencisi bulunan Ulu, öğrenci sayısının dönemlere göre değiştiğini ifade etti.

Eğitimlerin eylül ayında başlayıp haziran ayında sona erdiğini belirten Ulu, bunun tek yıllık bir eğitim olmadığını, devam etmek isteyen öğrencilerin yeni eğitim döneminde yeniden kursa başlayabildiğini söyledi.

Ulu: "Eğitimler Eylül ayında başlar, Haziran ayında sona erer. Bu 1 yıllık bir eğitim değildir. Devam etmek isteyen öğrenci tekrar Eylül'de başlar. Sabırla devam eden öğrenciler yıllarca ne kadar devam edebilirlerse kursu sürdürürler. Ebruyu tavsiye ederim. Bunun yaşı yok. 7 yaşından 70 yaşına kadar herkes ebru yapabilir. Yeter ki buna istek olsun, gönül versin. Önemli olan o sabrı ve emeği verebileceğine inanmasıdır. Ben buraya gelen her öğrencide ilk önce ‘o sabrı gösterebilecek mi, gerçekten içinde o sevgi var mı' diye bakıyorum" dedi.

EBRU ESERLERİ SERGİLERDE SANATSEVERLERLE BULUŞUYOR

Kursiyerleriyle birlikte hazırladıkları eserlerden sergiler oluşturduklarını anlatan Ulu, kendisinin de çok sayıda sergi ve yarışmaya katıldığını söyledi.

Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı unvanının, geleneksel bir sanatı uygulayarak ve öğreterek gelecek nesillere aktaran kişileri ifade ettiğini belirten Ulu, bu amaçla çalışmalarını sürdürdüğünü dile getirdi.

Ulu: "Ben de bu amaçla yola çıktım. Kendim çalışarak ve öğrenci yetiştirerek gelecek nesillere bu eğitimi vermeye çalışıyorum. Ebrunun ruha etkisi çok büyüktür. Ebruya sadece bir süsleme sanatı olarak bakmamak lazım. Ruha iyi gelen, sizi telkin eden yönleri var. Suyla ne kadar hemhal olursanız ruhunuza o kadar iyi geldiğini hissediyorsunuz. Bunu psikolojik, terapi amaçlı kullananlar da var. Buraya gelen her öğrencinin de terapi görerek ayrıldığına eminim" diye vurguladı.

"EBRU SANATININ EN ÖNEMLİ ÖZELLİĞİ TEK OLMASI"

Ebru sanatında ortaya çıkan her eserin birbirinden farklı olduğunu vurgulayan Ulu, aynı çalışmanın birebir şekilde yeniden oluşturulmasının mümkün olmadığını söyledi.

"Ebru sanatının en önemli özelliği tek olması" diyen Ulu: "Yaptığınız her eseri kağıda aldığınız andan itibaren aynısını bir daha yapmanız mümkün değildir. Belki bir benzeri olabilir ama birebir aynısını yapmanız mümkün değildir."

KURSİYER HANİFE AKAY: "EBRU SANATINI YAPARKEN KENDİMİ KAYBEDİYORUM"

Ebru sanatına bir arkadaşının yönlendirmesiyle başlayan kursiyer Hanife Akay, Halk Eğitim Merkezinde 3 yıl eğitim aldığını anlattı.

Kurslar sona erdikten sonra çalışmalarını kendi başına sürdürmeye devam eden Akay, aldığı eğitimin yeterli olmadığını düşünerek profesyonel destek almaya karar verdiğini belirtti.

Akay: "Arkadaşım ‘Sen de yapabilirsin, seversin' dedi. Onun teşvikiyle başladım. Halk Eğitimde Merkezi'nde 3 yıl eğitime devam ettim. Kurslar bitince süre kendi kendime devam ettim ama sonra baktım ki olmuyor. Aldığım eğitim yeterli gelmediği için mutlaka profesyonel birinden yardım almak istedim. Sonra Gülcan hocamla tanıştık ve 3 yıldır da kendisiyle eğitime devam ediyorum. Ebru sanatını yaparken kendimi kaybediyorum. Telefonum çalsa bile açmıyorum. Tamamen buraya odaklanıyorum" cümlelerini aktardı.

"RENKLERLE UĞRAŞMAK İNSAN PSİKOLOJİSİNE İYİ GELİYOR"

Kursiyer Öznur Balkay ise ebru eğitimine başladığı dönemde hocasının daha çok klasik tarzda çalışmalar yaptığını belirtti.

Gülcan Ulu'nun yeni nesil çiçekli ebru üzerine çalışmalarını sürdürmesi nedeniyle eğitimine bu atölyede devam etmeye karar verdiğini söyleyen Balkay, ebru yapmanın kendisi üzerindeki etkisini anlattı.

Balkay, "Gülcan hocam yeni nesil çiçekli ebruda devam ettiği için kendimi burada daha iyi geliştirebileceğime karar verdik. Atölyeye ilk gittiğimde ruhum huzur buldu. Önceden sabırsız ve daha hırçın bir insandım. Tüm bu duygularım ebru yaptıkça yavaş yavaş sönümlendi. Bu sanatla ruhumu beslediğimi söyleyebilirim. Renklerle uğraşmak insanın psikolojisine gerçekten çok iyi geliyor" şeklinde konuştu.

UKRAYNA'DAN TÜRKİYE'YE GELDİ, EBRU SANATIYLA TANIŞTI

17 yıl önce Ukrayna'dan Türkiye'ye gelen Oksana Ünal da ebru sanatını Türkiye'de tanıyan kursiyerlerden biri oldu.

Türkiye'ye geldiği ilk dönemde dil öğrenme sürecinde olduğunu belirten Ünal, yaklaşık 10 yıl önce Gülcan Ulu ile tanıştığını ve ebru kursunun nasıl yapıldığını o dönemde öğrendiğini anlattı.

Ünal: "Türkiye'ye geldiğim ilk zamanlar dil öğrenme aşamasındaydım. 10 yıl önce de hocamla tanıştım. Ebru kursunun nasıl bir şey olduğunu ve nasıl yapıldığını o zaman öğrendim. Ebru sanatı çok mutlu edici bir şey. Gerçekten çok zevkli bir sanat. İnsana rahatlık ve huzur veriyor. Özellikle su üzerinde ortaya çıkan resimler ve renkler gerçekten çok güzel. Şu an teknemi hazırlayıp ayarlarını yapabiliyorum. Ebru, insanın ruhuna huzur veren bir uğraş. İnsanlar bazen ‘Yapabilir miyim?' diye tereddüt ediyor ama herkes yapabilir. Çünkü bu doğuştan gelen bir yetenek değil, zamanla öğrenilen bir şey. Sadece çok sabır istiyor" ifadelerine yer verdi.

"SANATI UKRAYNA'YA TAŞIMAYI DÜŞÜNÜYORUM"

Ebru sanatını Ukrayna'da da tanıtmak ve insanların bu sanatı öğrenmesini sağlamak istediğini belirten Oksana Ünal, Türkiye'de öğrendiği ebru sanatını kendi ülkesine taşımayı düşündüğünü söyledi.

Ünal: "Almanya'dan gelen bir akrabam, burada belki de değer verilmeyip çöpe atılacak basit bir çalışmamı hediye olarak istedi. Keşke Ukrayna'da da bu sanatı gösterebilsem ve öğretebilsem, çok güzel olurdu" dedi.

İzmir'deki atölyesinde öğrencilerine ebru sanatının temel tekniklerinden başlayarak farklı çalışmalar öğreten Gülcan Ulu, kendi eserlerini de sergiler aracılığıyla sanatseverlerle buluşturmaya devam ediyor.