Nihat AK/EGE TELGAF- Ege Telgraf Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Aylin Suphandağlı ile gazeteci Cihad Taysi’nin hazırlayıp sunduğu 35. Paralel programının canlı yayın konuğu Zafer Partisi İzmir İl Başkanı Sinan Bezircilioğlu oldu. İzmir’in Körfez kirliliğinden kentsel dönüşüme uzanan sorunlarını değerlendiren Bezircilioğlu; ekonomi, eğitim, sığınmacı politikası, erken seçim ve ittifak tartışmalarına ilişkin dikkat çekici açıklamalarda bulundu. İzmir’in CHP’nin kalesi olmadığını savunan Bezircilioğlu, 2027’de erken seçimin kaçınılmaz olduğunu ileri sürdü; partisinin gördüğü ilgi ve sempatinin sandığa taşınması gerektiğini söyledi.
İZMİR NEŞTER BEKLİYOR
İzmir’in onlarca yıla yayılan sorunlarının artık ertelenemez bir noktaya geldiğini belirten Zafer Partisi İzmir İl Başkanı Sinan Bezircilioğlu, özellikle Körfez kirliliğine dikkat çekti. Sorunların yalnızca bugünkü yönetime ait olmadığını vurgulayan Bezircilioğlu, sanayileşmenin hızlandığı 1960’lı yıllardan bu yana biriken yanlışların kenti bugünkü tabloya taşıdığını söyledi. Büyük Kanal Projesi ile önemli adımlar atıldığını ancak gelinen noktanın 2026 İzmir’ine yakışmadığını ifade etti. Belediyenin ulaşım yatırımlarını da değerlendiren Bezircilioğlu, Konak-Otogar tüneli, Buca Metrosu ve Gaziemir hattı gibi projeleri önemli bulduğunu dile getirdi. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin çok büyük ve sürekli yatırım yapan bir yapı olduğuna işaret eden Bezircilioğlu, eleştirisinin günlük yönetim anlayışından çok, yıllardır çözülemeyen yapısal sorunlara yönelik olduğunu kaydetti. “Körfez’e artık neşter vurulmalı” diyen Bezircilioğlu, beş ve on yıllık somut bir yol haritası hazırlanarak, 2030’lu yıllarda İzmir’in temel sorunlarının çözüme kavuşturulması gerektiğini söyledi. Bu hedefin siyasi ayrımların ötesinde, kent yönetimi, merkezi idare ve tüm ilgili kurumların ortak sorumluluğuyla vakit kaybetmeden artık hayata geçirilmesini istedi.
RANT DEĞİL HAYAT
İzmir’de kentsel dönüşümün rantın yüksek olduğu bölgelerle sınırlı kalmaması, deprem riski taşıyan tüm mahallelere yayılması gerektiğini, özellikle 2020 depreminde yaşanan ağır kayıpların gecikmenin bedelini açıkça gösterdiğini ve yeni bir felaket yaşanmadan mutlaka harekete geçilmesi gerektiğini belirten Zafer Partisi İzmir İl Başkanı Sinan Bezircilioğlu, “İnsan hayatının karşılığı yok. İzmir’in riskli yapı stokuna acil çözüm üretilmeli; merkezi hükümet ile yerel yönetimler parti ayrımı gözetmeden birlikte hareket etmelidir. Bozyaka’da 540 hektarlık birinci derece riskli alan bulunmasına rağmen 15 yıldır somut ilerleme sağlanamadı. Karşıyaka, Kordon, Alsancak ve Bostanlı gibi ekonomik değeri yüksek bölgelerde dönüşüm hızlanırken, kentin çeperlerinde yaşayan vatandaşlar kaderine terk edilmemelidir. Parsel bazlı değil, ada bazlı dönüşüm modeli uygulanmalı; vatandaşların birleşmesini teşvik edecek emsal ve finansman imkânları sağlanmalıdır. Kayseri ve Konya’daki uygulamalar İzmir için örnek olabilir. Böylece mülk sahibi, yüklenici ve belediye aynı zeminde buluşur; binalar yenilenir, deprem riski azalır, kent estetiği güçlenir. Kentsel dönüşümün merkezinde rant değil, insan hayatı bulunmalıdır” ifadelerini kullandı.
AKP CHP’Yİ YAŞATIYOR
Yerel seçim dinamiğinde İzmir’in çok farklı bir yeri olduğunu, Türkiye’de AKP’nin bittiği gün İzmir’de CHP’nin de biteceğini düşündüğünü dile getiren Başkan Bezircilioğlu, “İzmir’de CHP’yi ayakta tutan en büyük etken AKP ve Recep Tayyip Erdoğan karşıtlığıdır. Seçmen çoğu zaman adaya, hizmete ya da projeye bakmadan, yalnızca AKP gelmesin düşüncesiyle CHP’ye yöneliyor. Oysa İzmir’in kökü CHP’li değildir; İzmir yalnızca sosyal demokrat bir şehir olarak tanımlanamaz. İzmir her zaman muhalif, öncü ve merkezde duran bir kent olmuştur. Serbest Cumhuriyet Fırkası’nın doğduğu bu şehir, demokrasi arayışının da önemli merkezlerinden biridir. İzmir’e CHP’nin kalesi demek büyük bir haksızlıktır. Bu görüntü, AKP iktidarına duyulan tepkinin yerel siyasete yansımasından ibarettir. CHP’nin İzmir’de kalıcı olmasını sağlayan güçlü hizmetler değil, AKP’ye karşı oluşan siyasal refleks olmuştur. İzmirli seçmen alternatif gördüğünde tercihini değiştirebilecek bağımsız, sorgulayan ve siyasi aidiyetlere teslim olmayan bir seçmendir. Türkiye’de AKP’nin etkisi sona erdiğinde İzmir’de CHP’nin üstünlüğü de sona erecektir” söylemleriyle İzmir’in CHP’nin kalesi olmadığı vurgusunu yaptı.
SIĞINMACI TEHLİKESİ BÜYÜYOR
2050-2060 yıllarında mazallah ülkenin anahtarını kavgasız, gürültüsüz, savaşsız teslim etme durumunda kalınabileceği tehlikesine dikkati çeken Başkan Bezircilioğlu, “Türkiye’deki sığınmacı sayısının net olarak bilinmemesi başlı başına büyük bir sorundur. Bir yerde 3 milyon, başka bir yerde 5, 7 ya da 10 milyonluk rakamlar konuşuluyor. Devletin elindeki gerçek sayı şeffaf biçimde ortaya konulmalıdır. Bizim çocuklarımızın doğurganlık oranı 1,2-1,3 seviyesindeyken, sığınmacı nüfusta çok daha yüksek oranlardan söz ediliyor. Bu tablo yalnızca bugünü değil, çocuklarımızın ve torunlarımızın geleceğini de ilgilendiriyor. Misafirlik elbette insani bir kavramdır ancak her misafirliğin bir süresi vardır. Bugün görmezden gelinen demografik değişim, ilerleyen yıllarda Türkiye’nin toplumsal yapısı ve bekası açısından çok daha ağır sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle gecikmeden etkili tedbirler artık mutlaka alınmalıdır” sözleriyle sığınmacı sorununun gelebileceği boyutlara vurgu yaptı.
İNSANİ VE TAKVİMLİ DÖNÜŞ
Sığınmacı sorununu insani ölçülerde çözme hedefinde olduklarını belirten Başkan Bezircilioğlu, “Seçimi kazandığımızın ertesi sabahı insanları otobüslere bindirip göndermek gibi bir yaklaşımımız yok. Önce Türkiye’deki gerçek sayı tespit edilecek, ardından geri dönüş için uygulanabilir bir takvim hazırlanacaktır. Süreç en az altı aydan başlayacak, bazı gruplar için iki veya üç yıla yayılabilecektir. Dönüşler, insanların gidecekleri ülkelerde gerekli koşullar sağlanarak, düzenli, güvenli ve insani biçimde mutlaka gerçekleştirilecektir” sözleriyle sorunun çözümüne dair değerlendirmelerde bulundu.
MİRASYEDİ ANLAYIŞIYLA TÜKETİLDİ
Tüm potansiyeline rağmen Türkiye’nin hak ettiği güçlü bir ekonomiye sahip olmadığı değerlendirmesinde bulunan Zafer Partisi İzmir İl Başkanı Sinan Bezircilioğlu, “Bir ülkede asgari ücretle çalışan da o ücreti ödeyen işveren de mutsuzsa ortada ciddi bir ekonomik kriz vardır. Çalışan maaşıyla geçinemiyor, işveren ise artan maliyetlerin altında eziliyor. Türkiye; verimli toprakları, madenleri, doğal kaynakları, üretim gücü ve insan kaynağıyla dünyanın en zengin ülkeleri arasında yer alabilecek imkânlara sahipken, yanlış politikalar yüzünden bu potansiyelini kullanamıyor. Son 25 yılda şeker, kâğıt ve Sümerbank fabrikaları başta olmak üzere stratejik kuruluşlar özelleştirildi, ülkenin bir asırlık birikimi mirasyedi anlayışıyla tüketildi. Biz ne tamamen liberal ne de bütünüyle devletçi bir model öneriyoruz. Devletin kritik sektörleri koruduğu, üreticiyi ve şirketleri etkin biçimde desteklediği, çağın şartlarına uygun karma bir ekonomik sistem kurulmalıdır. Çin ve ABD örneklerinde olduğu gibi devlet, stratejik alanlarda üretimin arkasında durmalı ve kaynakları doğru kullanarak ekonomiyi yeniden ayağa kaldırmalıdır” sözleriyle ekonomideki sıkıntıları ve çözüm yollarını anlattı.
BİLE İSTEYE ÇÖKERTTİLER
Eğitimdeki sorunların bilerek oluşturulduğunu savunan Başkan Bezircilioğlu, “Eğitim sistemi bilinçli biçimde çökertildi. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu değerleriyle, Türk inkılabıyla ve Atatürk’ün ortaya koyduğu çağdaşlaşma hedefiyle sorun yaşayan kadroların eğitim politikalarını belirlemesi kabul edilemez. İktidarın bir bölümünde rövanşist bir anlayış hâkim. Cumhuriyetin seksen yılına ‘reklam arası’ diyenlere karşı biz, son yirmi yılı geçici bir sapma olarak görüyoruz. Bu milletin gönlünden Mustafa Kemal Atatürk’ü, Cumhuriyeti, Türk inkılabını, Türk milliyetçiliğini ve vatan sevgisini hiç kimse söküp atamaz. Bu dönem sona erecek, eğitim yeniden bilimsel, laik, milli ve çağdaş temeller üzerinde yükselecektir. Gençlerimizin geleceği hiçbir ideolojik hesaba kesinlikle kurban edilemez artık” sert sözleriyle iktidara yüklendi.
SEVGİ SANDIĞA TAŞINMALI
Geçmişte bazı siyasi hareketlerin mitinglerinin çok kalabalık, ancak aldıkları oyun düşük olduğu dönemlere şahitlik edildiğini; Zafer Partisi’ne ve Genel Başkan Ümit Özdağ’a büyük bir sevgi, sempati ve ilgi bulunduğunu, bu yönelişin sandığa taşınması hâlinde başarıya ulaşabileceklerini belirten Bezircilioğlu, “Sahada Zafer Partisi’ne karşı çok güçlü bir teveccüh görüyoruz. Ümit Özdağ’ı takip eden, doğruları söyleyen lider olarak değerlendiren milyonlarca insan var. Ancak yalnızca sevilmek, takdir edilmek ve kalabalıklarla karşılanmak yeterli değil. Sandık günü seçmenin aileden gelen siyasi alışkanlıklarını bir kenara bırakıp Zafer Partisi’nin Türkiye’yi ve İzmir’i yönetmeye ehil kadrolarına oy vermesi gerekiyor. Ortada bir potansiyel var; teşkilatlar olarak bu potansiyeli gerçeğe dönüştürmek zorundayız. Osman Bölükbaşı’nın kalabalık mitinglerine rağmen düşük oy aldığı dönemleri hatırlamalıyız. Sevenimizin çok olması değerlidir, fakat oy verenimizin de çok olması gerekir. Gençlerin ve vatandaşların gösterdiği sevgiyi, ilgiyi ve güveni siyaseten kalıcı bir karşılığa dönüştürmek için sahada kararlılıkla çalışacağız” sözleriyle gördükleri ilginin reel göstergesini oy sayısına da yansıtmak istediklerini söyledi.
SON TANGO YAPILACAK
Kaçınılmaz olarak erken seçimin yapılmak zorunda olduğunu, bu seçimi de Türkiye Cumhuriyeti açısından “son tango”ya benzeten Zafer Partisi İzmir İl Başkanı Sinan Bezircilioğlu, “Erken seçim olmalı, erken seçim kaçınılmaz. Bunun 2027 yılında hem yapılması gerektiğini hem de yapılacağını düşünüyorum. Cumhurbaşkanlığı seçiminde yüzde 50 artı 1 şartı varken hiçbir partinin tek başına sonuç alması mümkün değil; ittifak artık şart değil, el mecbur kaçınılmazdır. Bu seçim, Türkiye’nin kurucu değerleriyle hareket edenlerle ülkeyi bugünkü hâline getiren zihniyetin son karşılaşması olacaktır. Ya Orhun Kitabeleri’nde söylendiği gibi ‘Ey Türk, titre ve kendine dön’ diyerek silkinip özümüze döneceğiz ya da 25 yıldır sürdürülen ümmetçilik ve Arap seviciliği politikalarıyla milletimizi kendi benliğinden uzaklaştıran anlayışa devam edeceğiz. Bu, geçmişten gelen siyasi mücadelenin son raundudur. Cumhuriyetin değerleriyle mi yürüyeceğiz, yoksa aynı zihniyetle mi devam edeceğiz? Türkiye için çok kritik bir eşiktir ve ülkenin geleceğini doğrudan belirleyecek tarihî bir adımdır” sözleriyle seçimin ne kadar kritik öneme sahip olduğunu ifade etti.
KOLTUĞA GÜÇ VEREN
Kendisinin koltuktan güç alan değil, koltuğa güç veren bir anlayışta olduğunu belirten Başkan Bezircilioğlu, İzmir ve Türkiye seçmenine şu önemli mesajları verdi: “Biz, çocuklarımızın ve torunlarımızın geleceğinden kaygı duyan; gençlerin yurt dışına gitmek yerine ülkelerinde hayal kurabildiği, daha yaşanabilir bir Türkiye için çalışıyoruz. Daha iyi bir İzmir, güçlü ve dünyada ağırlığı olan bir Türkiye hedefliyoruz. Ülkeyi içine düştüğü cendereden çıkarıp yeniden rayına sokmak, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurucu değerlerini tesis etmek istiyoruz. Çalışanı, emekliyi, öğrenciyi, yaşlıyı önceleyen; gençlerin umudunu büyüten dürüst kadrolarımızla İzmir ve Türkiye için çalışıyoruz.”