Bugünlerde siyasi arenada en çok konuşulan kişi şüphesiz İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay. En çok konuşulan konu ise Tugay’ın AK Parti’ye geçip geçmeyeceği. Geçecek-geçmeyecek iddialarına bahis oynayanlar bile var.
Tugay ise gayet rahat biçimde mesai arkadaşlarını ziyaret ederek onlarla dayanışma örneği gösteriyor. Tugay, İzmir'in ulaşım altyapısını imar eden İZBETON'un Bornova’daki şantiyesinde çalışanlarla kahvaltıda buluşmuş. Belediyenin geleceğinin çalışanların özverisiyle şekilleneceğini belirtmiş, dayanışma, kamu hizmeti ve ortak sorumluluk vurgusu yapmış. Türkiye’ye ve İzmir’e gönülden bağlı olduğunu ifade eden Büyükşehir Belediye Başkanı, "Ben bu memlekete asla ihanet etmem. Böyle bir ihanetin içinde olan herkesle de mücadele ederim" demiş.
Biz bunları belediyenin geçmiş olduğu bültenden öğreniyoruz. Cemil Başkan orada başka daha neler söyledi bilemiyoruz. Belki de naçizane bir soruda, hakkındaki iddialar da gündeme gelmiştir. O da mutlaka bir cevap vermiştir. Ama ne o soruyu ne de cevabı öğrenme şansımız yok.
Şimdi Tugay’ın “Ben bu memlekete –bizce İzmir’e- asla ihanet etmem” cümlesine bir bakalım. Olaya siyasi mülahaza ile bakanlar muhtemelen şunu anlamıştır: “Ben AK Parti’ye geçmem, geçmeyi ihanet telakki ederim.” Ama işin aslı öyle değil. Bence Tugay müphem konuşması ile herkeste merak uyandırıyor. Belki de şunu demek istiyor: “Arkadaşlar durum ortada. Bu şartlar altında yatırımlar sürdürülebilir değil. Yapılamayan, yarım kalan her iş, her hizmet, mesela temizlenemeyen körfez, başarılamayan kentsel dönüşüm, toplanamayan çöpler İzmir ve İzmirlilere ihanettir.”
Ne yalan söyleyeyim, ben olayı böyle anlıyorum.
Buna “niyet okuma” diyebilirsiniz ama haksız mıyım? Görevi olduğu halde basit bir tüneli, köprüyü, geçidi, birkaç milyon dolarlık çöp tesisini 25-30 yıldır yapmayı beceremeyip, bir sanatçıya 40 milyon lirayı bir çırpıda vermek, daha da önemlisi İzmirlinin daha müreffeh bir yaşam sürmesine engel olmak veya geciktirmek, ihanetin daniskasıdır ki, parti değiştirmek bu konuda “devede kulak” kalır.
İşte, Cemil Tugay, iddia edildiği gibi 14 Ağustos'ta AK Parti'ye geçecekse bunun için geçecektir veya geçmelidir. Kendisi ile kavga halinde olan eski ile yeni partisinden ne Tugay’a ne de İzmir’e bir fayda yoktur.
Öte yandan AK Parti'nin bir dönem iki numaralı ismi Binali Bey ile bile alamadığı İzmir'i eleştirmediği yanını bırakmadığı Cemil Tugay'ı ikna ederek almaya kalkması da üzerinde düşünülmesi gereken ilginç bir vakıa.
Türkiye'yi 25 yıldır yöneten kudretli bir iktidarın İzmir'i neden alamadığının sebeplerini araştıran bir AK Partili oldu mu acaba? Olduğunu hiç sanmıyorum. Bir zamanlar İzmir'de 7-8 belediyesi olan AK Parti ne oldu da 1'e düştü? Bence bunun sebebi verilen sözlerin yerine getirilmemesi olabilir mi? İzmir'in AK Partili başkanları gününü gün etme yerine her seferinde dillerinden düşmeyen "hizmet siyaseti"ne kafa yorsalardı bugün Menemen'in AK kardeşleri olabilirdi?
Şunun şurasında bir şey kalmadı. 11 gün sonra saçlar dökülecek ve o saçların "ak mı, kara mı" olduğu ortaya çıkacak. Eğer Cemil Tugay "büyük sürpriz"i yapar da AK Parti'ye geçerse, "kale" içten fethedilmiş olur. İşte o zaman İzmir'de "silkelenme devri" biter mi, "hizmet ve yatırım devri" başlar mı? Bekleyip göreceğiz!