İzmir’in deprem hazırlığı, 22 senede ancak bir arpa boyu yol aldı…
Yıl 1998. İzmir’deki yapı stoğunun 7 ve üzeri şiddetindeki bir depreme dayanması için neler yapılması gerektiğini ortaya koyacak çok nitelikli bir proje başlamıştı. İzmir şanslıydı. Çünkü İzmir Büy...
TEMMUZ 1999’DA TAMAMLANDI
Kısa adı RADIUS (Kentsel Alanların Deprem Felaketlerine Karşı İncelenmesi için Risk Değerlendirme Araçları- Risk Assesment Tools for Diagnosis of Urban Areas Against Seismic Disasters) olan projesi, Türk ve yabancı uzmanların katkısı ile İzmir Deprem Master Planı 1999 yılı Temmuz ayında tamamlandı.
O tarihlerde görev yaptığım EGE TV’de Master Planı’nın ayrıntılarını İnşaat Mühendisleri Odası İzmir Şube Başkanı merhum Mehmet Karcı ağabeyim ile defalarca vatandaşlarımızın bilgisine sunduk. Yaptığımız haber ve söyleşilerin sayısını bile hatırlamıyorum.
RADIUS Projesi’nin iki temel hedefi vardı.
İlki; olası bir depremde meydana gelebilecek hasar bölgelerini, hasarların niteliklerini ve boyutlarını belirleyecek bir “Deprem Hasar Senaryosu” geliştirmekti.
İkincisi ise deprem felaketini hafifletmeye, vereceği zararları azaltmaya yönelik bir eylem planı içeren “Risk Yönetim Planı” hazırlamaktı.
ÜNLÜ BİLİM ADAMLARI HAZIRLADI
İzmir Büyükşehir Belediyesi, projeden elde edilen bilgileri, yeni imara açılacak alanlarda yapılacak mikro bölgeleme çalışmalarında ve imar planlarının revizyonlarında kullanacaktı.
Ayrıca deprem öncesi, hasar tahmin çalışmalarında, alternatif ulaşım güzergâhlarının belirlenmesinde, afet yerleşim alanlarının saptanmasında, yıkıcı bir deprem sonrası, “Acil Müdahale ve Hasar Tespit Sistemi”nin kurulmasında yararlanacaktı.
İzmir Büyükşehir Belediyesi Deprem Master Planı’nı hazırlayan bilim adamları arasında Prof. Dr. Mustafa Erdik, Prof. Dr. Ahmet Mete Işıkara, Prof. Dr. Aykut Barka, Prof. Dr. Atilla Ansal gibi alanlarında uluslararası bilinirliğe sahip gururumuz olan bilim adamlarımız vardı.
İzmir’in o yıllarda sayısı 9 olan merkez ilçelerinde sondajlar yapılmış, zeminle ile ilgili çeşitli kamu kurumlarında ve İMO zemin laboratuvarında bulunan sondaj verileri toplanarak Kandilli Rasathanesi’ne ve İstanbul Teknik Üniversitesi’ne yollanmıştı.
Bu bilgiler ışığında, Prof. Dr. Atilla Ansal yönetimindeki grup, kentin zemin sınıflandırmasını gerçekleştirdi. İncelenen 9 ilçede İZSU, TEDAŞ, PTT, Karayolları, Demiryolları gibi kamu kurumlarından tüm alt yapı bilgileri, konumları, yapım tarzları, projeleri vb. içerecek şekilde elde edilerek değerlendirmeye alındı. Deprem Master Planında alt yapı verileri senaryo depremine göre irdelendi ve olası hasarlar belirlendi.
220 BİN BİNA İNCELENDİ
İnşaat Mühendisleri Odası ekipleri toplu konutlar dâhil yaklaşık 220 bin binaya ilişkin gözlemsel istatistik bilgiler elde etti. Bu çalışmaların sonunda, İl Sivil Savunma, Emniyet ve İl Sağlık Müdürlüklerinin afet örgütlenme şemaları ve diğer toplanan bilgiler de dikkate alınarak Deprem Senaryosu metni hazırlandı. Bu senaryo, Türkiye’de bir ilk oldu.
Planın hazırlanmasından bir ay kadar sonra 17 Ağustos 1999’da Kocaeli’de tarihimizin en büyük deprem felaketi ile karşılaştık, 40 bine yakın insanımızı yitirdik.
Tam belimizi doğrultmaya başlamıştık ki 12 Kasım 1999’da bu kez Bolu-Kaynaşlı’da bir başka büyük deprem Batı Marmara’yı adeta enkaza dönüştürmüştü.
Geldik bugüne…
30 Ekim 2020’de yaşadığımız 6,6 şiddetindeki depremde Bayraklı ilçesinde 20’ye yakın bina yerle bir oldu. Bu yazının yazıldığı saatlerde 40 can kaybı 900’e yakın yaralımız vardı.
22 SENE SONRA NEREDEYİZ?
Canlı yayınlara katılan Dokuz Eylül Üniversitesi Deprem Araştırma Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Hasan Sözbilir, “Deprem Master Planı’nı hâlâ uygulayamadık, bu konuda tüm kurumların eşgüdüm içinde görevlerini yapmaları gerekiyor” açıklamasını yapıyor.
Büyükşehir Belediye Başkanı Sn. Tunç Soyer ise, “Bu hafta Türkiye’de depreme dair sözü olan ne kadar bilim insanımız varsa hepsini davet edeceğimiz, hem İzmir’in yapı sorunu hem İzmir’in deprem faylarını hem de depreme karşı hazırlıkların ne olması gerektiğini masaya yatıran bir çalıştay düzenleyeceğiz. Neyin hesabı sorulması gerekiyorsa, kimin neyi yapması gerekiyorsa hepsini tek tek tarif edeceğiz.” diyor.
İşte sihirli sözcük ‘sürdürülebilirlik’in anlamı tam da bu noktada belirginleşiyor.
Üzerinden 22 sene geçen, dört Büyükşehir Belediye Başkanı gören İzmir Deprem Master Planı, bugüne kadar gereği gibi ve eksiksiz uygulansaydı, 2007 ve 2019 yılında çıkan deprem yönetmeliklerine göre güncellenseydi, Tunç başkanın ağzından başka cümleleri işitecektik.
ASIL MAHARET DEPREM ÖNCESİNDE
Aradan geçen sürede Büyükşehir Belediyesi ve AFAD gibi kurumlar makine, ekipman ve eğitimli personel konusunda ciddi mesafe aldılar. Ancak bu çalışmaların pek çoğu, deprem sonrasında yapılacaklara aitti. Deprem enkazından yaralı kurtarmayı iyi biliyoruz. Ama asıl maharet, deprem öncesinde gerekli önlemleri almak, altyapıyı hazırlamak ve kentin yapı stoğunun uygun hale getirilmesini sağlamaktaydı.
İşte bunu layıkıyla yapamadık.
Nedenini, niçinini yetkililer elbette sorgulayacak ama bu kentte yaşayan bir Türk yurttaşı ve bir gazeteci olarak diyeceğim şu:
Yazık, gerçekten çok yazık…
İzmir gibi akla ve bilime en çok değer verilen bir şehirde, olası yıkıcı deprem öncesinde yapılması gerekenlerin ihmal edilmesi affedilir gibi değil.
İMO 10 AY ÖNCE UYARMIŞTI
İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) İzmir Şubesi, Seferihisar ve Balçova'daki binalar üzerinde yaptığı araştırmanın sonuçlarını 30 Ocak günü basın ve kamuoyu ile paylaşmıştı. Buna göre İzmir'deki 670 bin binadan 70 bininin, 7 ve üzerindeki bir depremde yıkılacağı veya ağır hasar alacağı belirtildi. Elde edilen bulgular ışığında can kaybının ise 30 bini bulabileceği kaydedildi. İMO İzmir Şube Başkanı Gürkan Erdoğan, “Yıkılacak bina oranı yüzde 6-7 arasında gerçekleşiyor. Bu rakamın en az yarısı kolaylıkla inşaat mühendisleri tarafından gözlemsel raporlarla, çok basit bir karot alarak tespit edilebilir. Can kaybı bugünden yarına azaltılabilir. Yeter ki bu konuda kararlılık olsun” diyor.