Seyahat

İzmir’in dibinde ama bilen yok! Ne Efes ne Bergama: İzmir’in kuzeyinde gizlenen bu antik kent hikâyesiyle şoke ediyor

İzmir Körfezi’nin kuzeyinde, kuş sesleriyle çevrili bir deltada sessizce duran Leukai, binlerce yıl önce krallara meydan okuyanların kenti olarak tarihe kazındı. Bugün pek az kişinin bildiği bu antik yerleşim, hikâyesi öğrenildiğinde okuyanı derinden etkiliyor

Abone Ol

PELİN PEKEDİS - EGE TELGRAF - Leukai, İzmir Körfezi’nin kuzeyinde, Klazomenai’nin yani bugünkü Urla İskelesi’nin tam karşısında, Gediz Deltası’nın kalbinde yer alır. Aiolia bölgesine dahil olan bu antik kent, adını aldığı “Üç Tepeler” mevkiinde, denize en yakın tepenin zirvesine kurulmuştur. Hemen arkasındaki diğer tepede ise kente ait mezar kalıntıları bulunur. Bugün Çiğli sınırlarında, Sasalı Köyü yakınlarında yer alan Leukai, doğa ile tarihin iç içe geçtiği nadir alanlardan biridir.

BİR ZAMANLAR ADA OLAN TEPELERİN ÜZERİNDE KURULU BİR KENT

Leukai’nin kurulduğu tepe, geçmişte çevresindeki diğer yükseltiler gibi bir ada konumundaydı. Gediz Irmağı’nın yüzyıllar boyunca taşıdığı alüvyonlar bu adayı karaya bağladı ve bugünkü deltayı oluşturdu. Ancak Çamaltı Tuzlası’na yakınlığı ve taş ocağı faaliyetleri nedeniyle alan, modern çağda ciddi tahribata uğramış durumda. Buna rağmen Leukai, hâlâ geçmişin izlerini tüm sessizliğiyle taşımayı sürdürüyor.

PERS İSYANININ ÜSSÜ

Leukai, MÖ 4. yüzyılın ilk yarısında Pers subayı Takhos tarafından kuruldu. “Büyük Kral”a başkaldırmayı planlayan Takhos, bu stratejik noktayı bir isyan üssü olarak seçti. MÖ 383 civarında burada hazırlıklar yapıldı ancak isyan hiçbir zaman gerçekleşemedi. Takhos’un sahneden çekilmesi ve ölümünün ardından Leukai, bu kez Aiolia ve İonia kentlerinin rekabetine sahne oldu.

KEHANETLE KAZANILAN BİR KENT

Leukai’a sahip olmak isteyen Kyme ve Klazomenai kentleri anlaşamayınca çareyi Delfoi’deki Apollon Kehanet Ocağı’na başvurmakta buldu. Kehanete göre, belirlenen bir günde gün doğarken yola çıkacak olan kolonistlerden hangisi Leukai’a önce ulaşıp tanrıya kurban sunarsa, kent onun olacaktı. Kuş uçuşu Kyme’ye daha yakın olan Leukai için herkes Kymelilerin kazanacağını düşündü. Ancak Klazomenaililer zekice bir hamle yaptı; yarıştan çok önce karşı kıyıya kolonist göndererek Leukai yakınlarında bir yerleşim kurdu. Yarış günü bu yeni noktadan yola çıkan Klazomenai kolonisti, Leukai’a ilk ulaşan oldu ve kurbanını sunarak kentin sahibi ilan edildi.

EN PARLAK ÇAĞ

MÖ 4. yüzyılın ikinci yarısı, Leukai’nin en parlak dönemidir. Bu dönemde kent, gümüş ve bakır sikkeler bastı. Sikkeler üzerinde baştanrı Zeus, Athena, Artemis ve Apollon’un tasvirleri yer alır. Bazı sikkelerin arka yüzünde ise Klazomenai sikkelerinde de görülen kuğu figürü bulunur. Bir su kuşu olan kuğu, Leukai’nin suyla ve delta yaşamıyla olan güçlü bağını simgeler. Bazı kaynaklara göre, sikkelerde Takhos’un portresi de açıkça görülmektedir.

İKİNCİ BAŞKALDIRI VE ROMA’NIN AĞIR CEZASI

Leukai, yaklaşık iki yüzyıl sonra bir kez daha isyanın merkezine dönüşür. Bergama Kralı Eumenes’in evlilik dışı oğlu Aristonikos, tahta hak iddia ederek Leukai’yi üs olarak kullanır. Ancak bu isyan da başarısızlıkla sonuçlanır. MÖ 130 yılında Roma Konsülü P. Licinius Crassus kenti ele geçirir ve Leukai ağır şekilde cezalandırılır. Bu olay, kentin siyasi ve askeri önemini büyük ölçüde sona erdirir.

BİZANS’TA YAŞAM SÜRÜYOR AMA ESKİ İHTİŞAM YOK

Yüzeyde bulunan çatı kiremitleri, Leukai’nin Bizans Çağı’nda da meskûn olduğunu gösterir. Ancak bu dönemde kent eski gücünü ve önemini yitirmiştir. Yerleşim daha küçük ölçekli ve sade bir yapıya bürünmüştür. Buna rağmen yaşam izleri tamamen silinmemiştir.

SURLAR, KUYULAR VE GÜNLÜK HAYATIN KALINTILARI

MÖ 4. yüzyılda inşa edildiği düşünülen surlar özellikle karaya bakan yamaçlarda izlenebilmektedir. Yerel kireç taşından yapılan bu duvarlarda mimari bir özen görülmez. Yamaçlardan birinde, insan eliyle açıldığı anlaşılan kapı benzeri bir açıklık dikkat çeker. Yapılan yüzey araştırmalarında kap kacak parçaları, çatı kiremitleri, ağırşaklar ve günlük yaşama ait buluntular ortaya çıkmıştır. Ayrıca beton kuyu ağzından hâlâ kullanılmakta olduğu anlaşılan bir kuyu da Leukai’nin su kaynaklarını gözler önüne serer.

“AK YERİN KENTİ”NDEN GÜNÜMÜZE UZANAN HİKÂYE

Leukai, Hellen dilinde “ak yerin kenti” ya da “akkavaklar” anlamına gelir. Bugün Gediz Deltası’nın kuş cenneti içinde, doğayla çevrili bu antik kent; Pers isyanlarının, tanrı kehanetlerinin, siyasi entrikaların ve unutulmuş yaşamların sessiz tanığıdır. İzmir’in hemen yanı başında, çoğu kişinin farkına bile varmadan geçtiği Leukai, hikâyesi öğrenildiğinde insanı durup düşünmeye zorlayan, derin ve çarpıcı bir geçmiş sunar.