Sevgili dostum ve meslektaşım Mehmet Uluğtürkan, adeta gazetecilik için yaratılmıştır.
Adana merkezli ekonomi gazetesi Refleks’in Genel Yayın Yönetmeni olan, meslek örgütlerimizde hep aktif görevler alan Mehmet; Adana ve çevre illeri ile ilgili aklıma takılan ne soru varsa, cevabı için başvuru kaynağımdır.
Geçmişte uzun yıllar birlikte mesai tükettiğimiz sevgili dostum Mehmet’in, sabahın kör saatinde gelen “Valileri değişiyoruz” mesajına dikkat kesildim.
Valiler Kararnamesi ile İzmir Valisi Yavuz Selim Köşger Adana’ya, Adana Valisi Süleyman Elban İzmir’e atanmıştı.
Vali atamaları her ilde doğal bir merak uyandırır.
VALİLERİ DEĞİŞTİK…
Kentin en üst düzey mülki amiri olan Valilerimizin, sadece sokaktaki vatandaşın değil, kentin tüm dinamiklerine rehber olma görevi vardır.
“Geçen hafta görevine başlayan İzmir’İn yani Valisi Sayın Süleyman Elban nasıl biridir” diye merak eden okurlara Sevgili Mehmet Uluğtürkan’ın söyleyecekleri var.
Söz ve sütun sevgili Mehmet’te:
“Adana Valisi Dr. Süleyman Elban’ı İzmir’e yolluyoruz.
Merak eden İzmirliler olabilir.
Elban nasıl bir yönetici?
Adana’da yaşayan bir gazeteci olarak değerlendirmem belki bir fikir verebilir.
Malum, Adana yerel yönetimde çoğu zaman iktidarı değil, muhalefeti tercih eden bir şehir. Yerel yönetimde son dönemin tercihi yine muhalefettendi. Adana Büyükşehir Belediyesi ve merkezdeki en büyük iki ilçe Seyhan ve Çukurova CHP’li belediyelerce yönetiliyor.
Vali Elban’ın görev yaptığı süre içerisinde, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar başta olmak üzere muhalefette ya da iktidarda olsun hiçbir yerel yöneticiyle polemiğe girmemiş olması, bu çerçevede herhangi bir krize sebebiyet vermemesi yöneticiliğinin önemli bir artısı olarak değerlendirilebilir.
4 KİTAP YAZDI
Bunu yazarken yüzümde tebessüm hissettim.
Artık nelerin bizi mutlu ettiğine hayıflandım. Elban’ın Adana Valiliği’nde iktidarı değil, devleti temsil ediyor gibi tutumuna sevinir, alkışlar olmuşuz. Elban’ın yerel yönetimlerle parti ayrımı yapmaksızın uyum içerisinde çalışabilmesinde ‘mahalli İdareler’ alanındaki uzmanlığının da önemli bir faktör olduğunu düşünüyorum. Mahalli İdareler Genel Müdürlüğü’nde uzun yıllar görev alan Elban’ın yerel yönetime dair 4 kitabının bulunduğunu da hatırlatırsam ne söylemek istediğim daha iyi anlaşılabilir.
Zaman zaman muhalefet milletvekilleriyle de bir araya gelen, onların sorun ve önerilerini dinleyen samimi olarak çözüm üretmeye gayret gösteren Vali Elban’ın 3 yıl 3 aylık Adana Valiliği dönemi izlenimim şöyle:
1) En büyük ilgi alanı yüksek katma değer. Vali Elban, görev yaptığı Adana’da hemen her kesimi yüksek katma değere özendirdi. Öğrencileri yazılıma, inovatif iş fikirlerine yönlendiren uygulamaların temelini attı. Şehrin farklı yerlerinde kuluçka merkezlerinin açılmasına öncülük etti. Üniversitelerin yüksek katma değer üretimine yönelik çabalarını teşvik etti. Örneğin Toroslar’ın endemik bitkilerinin yetiştiriciliğine, bu değerin kozmetikten, ilaç endüstrisine gidecek yolu açmaya çalıştı. Sanayici ziyaretlerinde bile seçiciliğini yüksek katma değer üretenler lehine kullandı.
2) Turizmi çok önemsiyor. Vali Elban, turizmi neredeyse hiç konuşmayan bu alandan gelir elde edemeyen Adana’da kalıcı çalışmalara imza attı. Şehrin en eski yerleşim alanı Tepebağ’daki yapıların restore edilmesine öncülük yaptı. Valiliğin protokol binasını Seyhan ırmağı kenarındaki Taşköprü bitişiğindeki Tarihi Kız Lisesi binasına taşıdı. Eski yapıların restore edilerek gün yüzüne çıkarılmasındaki çabası gerçekten büyük oldu.
3) Dingin, soğukkanlı, akılcı yönetim. Yüzyılın felaketi deprem bölgesi içerisinde Adana da vardı. 418 kişinin hayatını kaybettiği 6 bine yakın binanın ağır hasarlı hâle geldiği depremde koordinasyon başarılıydı. Yıkıcı deprem yaşayan şehirde elektrik, doğalğaz, su kesintisi yaşanmadı. Üstelik deprem bölgesinin lojistiği Adana’dan yönetildi. Vali Elban’ın buradaki yöneticiliği soğukkanlı ve akılcıydı. Adana Şakirpaşa Havalimanı dünyanın birçok ülkesinden gelen yardımların, kurtarma ekiplerinin Hatay’dan Kahramanmaraş’a ulaştırılmasında etkindi. Bunun yönetimindeki en etkin isim Vali Elban’dı.”
Sayın Valimiz Süleyman Elban’a Ege’nin incisi İzmir’e hoş geldiniz der ve başarılar dilerken; Sayın Yavuz Selim Köşger’e Adana’daki Valilik görevinde başarılar temenni ediyoruz.
+++++
105 YILLIK YENİ ADANA OKURLARINA VEDA ETTİ…
Yerel basında yaşanan kan kaybı sürüyor.
Sayfa maliyetleri ile baş edemeyen gazeteler, sadece dijital mecralarda okurları ile buluşuyor.
Bu durumun en son örneği, Adana’da 105 yıldır yayın yapan Yeni Adana Gazetesi oldu.
Basılı gazete üretmeye son veren Yeni Adana, kentin nabzını tutan bir Cumhuriyet ışığı idi adeta.
Fransız askerlerinin Adana’yı işgali sırasında yayın hayatına başlayan Yeni Adana’nın hikayesini, bir Cumhuriyet romancısı olan Adanalı meslektaşım Mehmet Uluğtürkan’dan dinleyelim:
“Fransız askerleri ilkin, okullarda ve resmî kurumlarda asılı Türk bayrağından rahatsız oldular.
İndirttiler.
Türk jandarmasının fesindeki ‘Ay-Yıldız’a dahi tahammül edemediler. Kaldırttılar.
Sonra Ermeni komşularımızı kışkırttılar. Onlara taşkınlık yaptırttılar, kiliselerinde Müslüman kesmelerine göz yumdular.
Fransızlar, gülüyor, eğleniyorlardı.
Taşköprü önünde fotoğraf çektirip Paris’teki ailelerine kart atıyorlardı.
Kartların arkasına, “Parisliler, müjde! Giydiğiniz elbiselerin pamuğunu dert etmeyin, dünyanın pamuk cenneti artık bizim” yazıyorlardı.
Adana Valisi Fransız olmuştu.
Sanayi ve ticaret odasının, borsanın yönetimleri Türklerden Ermeni, Yahudi ailelere teslim ediliyordu.
Türkler çarşıda pazarda, caddede sokakta hakarete maruz kalıyordu. Dövülüyor, öldürülüyorlardı.
Türkler arasında Fransız valiye yavşaklık yapanlar da türemişti. Onlar da yandaş nüfuzu kullanıyor, resmi dairelerde görev alıyor, tarlalara konuyor, fabrikalara ortak ediliyorlardı.
Ahmet Remzi…
Öğretmen okulu mezunu bir gençti.
İşgale isyan etti.
“Burası bizim yurdumuz” dedi.
“Birlik olursak sileriz düşmanı” dedi.
‘Adana’ gazetesini çıkardı. Halka, “Direnin” çağrısında bulundu.
Yurdun dört bir yanında kurulmaya başlayan Kuvâ-yı Milliye’nin Adana teşkilatlanmasına destek oldu. Çok geçmedi. Adana’daki Fransız yönetimi onun bu çabalarını fark etti.
Matbaasını bastılar. Kurduğu ‘Adana’ gazetesini kapattılar. Hakkında idam fermanı çıkardılar.
Kadın kılığında şehirden çıktı.
Katır sırtında çıkardığı hurufat ve matbaa makinesiyle Toros dağlarında bu kez ‘Yeni Adana’ gazetesini bastı.
Türkleri birlik olmaya teşvik eden, kurtuluş umudu taşıyan ateşli yazıları Fransızları çileden çıkarıyordu.
Bir atıl vagonu kendine matbaa yapmıştı.
Kâğıdı sınırlıydı. Matbaa boyası tükenmişti.
Yılmadı.
Çam dallarını yaktı. Kömürünü ufaladı. Bezir yağıyla karıştırıp matbaa boyası yaptı ve Yeni Adana’yı çıkarmaktan vazgeçmedi.
Yeni Adana, kurtuluşun gazetesi olmuştu.
Akılcı, cesaret veren yazıların halkta tesiri büyüktü.
Gazete en karanlık günlerde Türklerin feneri olmuş Çukurova’yı aydınlatmıştı.
Son düşman askerinin Çukurova’yı terk ettiği güne kadar ateşli, akılcı, birleştirici yazılarına devam etti Yeni Adana.
Ve Cumhuriyet kurulmuştu.
Yeni Adana, Cumhuriyet’in faziletini, Mustafa Kemal’in devrimlerini en iyi anlayan ve okurlarına anlatan gazetelerden biri oldu.
Kurtuluşun gazetesi artık kuruluşun da gazetesiydi.
Cumhuriyet’in Güney’den parıldayan yıldızıydı.
Cumhuriyet’in 100’üncü yılında, Cumhuriyet Halk Partili bir büyükşehir belediyesi başkanının kentinde Yeni Adana gazetesi kapandı.
Başka sözüm yok.”
+++++
HAFTANIN SÖZÜ
“Kemal Kılıçdaroğlu, Altılı Masa’yı kendi partisinde bile kuramayacak durumda.”
Ümit Yaldız
+++++