Kadınlarda cinsel arzu sandığımız gibi çalışmıyor

Abone Ol

Cinsel arzu hakkında toplumda oldukça yerleşmiş bir beklenti vardır: Bir insan partnerini seviyorsa onu arzulamalı, cinsel istek de kendiliğinden ortaya çıkmalıdır.

Özellikle kadınlar, uzun süreli ilişkilerde cinsel isteklerinin azaldığını fark ettiklerinde bunu çoğu zaman ilişkilerinde ya da kendilerinde bir sorun olduğunun göstergesi olarak yorumlayabilir. Oysa cinsel arzunun işleyişi bundan çok daha karmaşıktır.

Cinsel sağlık alanındaki çalışmalar bize arzunun her zaman “spontan” biçimde ortaya çıkmadığını gösteriyor. Bazı insanlar için önce istek oluşur, ardından yakınlaşma başlar. Ancak özellikle uzun süreli ilişkilerde birçok kadın için süreç farklı ilerleyebilir. Önce duygusal yakınlık, güven, temas, rahatlama ya da erotik bir bağlam oluşur; cinsel istek ise bunun ardından gelişir. Bu durum “yanıt veren arzu” olarak tanımlanır.

Dolayısıyla “Seks neden artık aklıma gelmiyor?” sorusu her zaman “Partnerimi artık arzulamıyorum” anlamına gelmez.

Burada önemli bir başka ayrım da cinsel uyarılma ile cinsel arzunun aynı şey olmamasıdır. Beden fizyolojik olarak bir uyarana yanıt verebilirken kişi zihinsel olarak istek hissetmeyebilir.

Benzer şekilde kişi partnerine yakınlaşmayı arzuladığı halde bedeninin hemen eşlik etmediğini deneyimleyebilir. Bunları birbirinden ayırmak, özellikle çiftlerin yaşadığı yanlış anlamaları azaltmak açısından önemlidir.

Cinsel arzuyu anlamanın en işlevsel yollarından biri de “gaz ve fren” metaforudur. Erotik uyaranlar, yakınlık, güven ve merak cinsel sistemin gazına basarken; stres, yorgunluk, zihinsel yük, kırgınlık, partnerine duyulan öfke, görülmediğini hissetmek veya ilişkideki güvensizlik freni devreye sokabilir.

Bazen çiftler daha fazla “gaz” ararken asıl mesele frenin sürekli basılı olmasıdır.

Bu nedenle cinsel isteksizlik yaşandığında yalnızca “Libidom neden düştü?” sorusuna odaklanmak yeterli değildir. Daha kapsamlı soru şudur: “Benim arzum hangi koşullarda ortaya çıkıyor ve hangi koşullarda geri çekiliyor?”

Elbette yanıt veren arzu, kişinin istemediği bir cinselliğe başlaması gerektiği anlamına gelmez. Rıza, güven ve gönüllülük her zaman temel koşuldur.

Belki de partnerimizi sevip sevmediğimizi sorgulamadan önce, arzunun hangi ortamda yaşayabildiğine bakmamız gerekiyor.