SBÜ Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Remzi Sarıkaya, kalp ve damar hastalıklarının büyük ölçüde önlenebilir sağlık sorunları arasında yer aldığını belirterek, sağlıklı beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve kronik hastalıkların kontrol altına alınmasının önemine dikkat çekti. Sarıkaya, sağlıklı yaşam alışkanlıklarının çocukluk çağından itibaren kazanılması gerektiğini ifade etti.
DÜZENLİ EGZERSİZ ÖLÜM RİSKİNİ AZALTABİLİYOR
Koruyucu sağlık uygulamalarının kalp ve damar hastalıklarına bağlı ölümleri azaltabileceğini belirten Sarıkaya, düzenli fiziksel aktivitenin önemine vurgu yaptı. Sarıkaya, "Haftada en az 150 dakika tempolu yürüyüş, bisiklet veya benzeri düzenli egzersizler kalp ve damar hastalıklarına bağlı ölüm riskini azaltıyor. Sigara, elektronik sigara, nargile ve diğer tütün ürünleri kalp ve damar hastalıkları açısından önemli risk faktörleri arasında bulunuyor. Obezite de son yıllarda önemli bir halk sağlığı sorunu haline geldi. Kalp krizinin en önemli nedenlerinden biri hipertansiyon. Hipertansiyonu uygun şekilde tedavi ettiğimizde kalp ve damar hastalıklarını önemli ölçüde azaltabiliyoruz. Diyabet de kalp hastalıkları açısından en önemli risk faktörlerinden biridir. Kan şekeri kontrolü ihmal edilmemelidir" dedi.
AKDENİZ TİPİ BESLENME ÖNERİSİ
Sağlıklı beslenme alışkanlıklarının çocukluk döneminde kazanılması gerektiğini ifade eden Sarıkaya, kalp sağlığının korunması amacıyla Akdeniz tipi beslenme modelini önerdiklerini söyledi. Aşırı tuz, yağ ve rafine karbonhidrat tüketiminden kaçınılması gerektiğini belirten Sarıkaya, haftada en az bir veya iki kez balık tüketilmesini, zeytinyağının tercih edilmesini ve kırmızı et tüketiminin sınırlandırılmasını tavsiye etti.
TUZ TÜKETİMİNE DİKKAT ÇEKTİ
Van'da özellikle tuz oranı yüksek otlu peynir ve tuzlu balık tüketiminin hipertansiyon açısından risk oluşturduğunu belirten Sarıkaya, bu ürünlerin tamamen bırakılması yerine tuz oranı azaltılarak tüketilmesinin daha uygun olacağını ifade etti. Dünya Sağlık Örgütü'nün günlük en fazla 5 gram tuz tüketilmesini tavsiye ettiğini hatırlatan Sarıkaya, sofralarda ilave tuz kullanımından kaçınılmasının yalnızca kalp ve damar hastalıkları değil, böbrek ve mide hastalıklarının görülme riskini de azaltabileceğini belirtti.