Ahmet Atıl Esendemir’den Kalem Değdi Duyguma
“Bazı duygular vardır; yaşanır ama anlatılamaz. İçinde bir ses, bir titreşim kalır. Bir kelimeye, bir nota ya da bir bakışa sığmaz. Zaman geçer, o his unutulmaz ama adı konulmaz. İşte tam o anda, kalem dokunur duyguya…
Kalem, duyguma değdi.
Ve ben artık susamadım.”
Şair ve şarkı sözü yazarı Ahmet Atıl Esendemir’in son kitabı “Kalem Değdi Duyguma” çıktı.
Kalem Değdi Duyguma, kalbin sakladığı sırların, aşktan kalan gölgelerin ve umutla parlayan anların izini sürerken okurunu içsel bir yolculuğa davet ediyor. Bu sayfalarda bir şiir değil, belki de kendi hikâyenin başka bir yankısını bulacaksınız. Bu kitap, okuyan her yüreğe kendinden bir parça bırakmak için yazıldı. Şiir yazma serüvenine Onun Adı Tutku ile başlamıştı sonrasında Onun Adı Sevda ve Onun Adı Aşk üçlemesini okurlarıyla buluşturmuştu. Kitaplarının yanı sıra şarkı sözleri de yazmaya devam eden Esendemir’in yayınlanmış yaklaşık 14 eseri bulunmaktadır. Şiirlerin sadece kitapta kalmayıp pek çoğunun günümüz dijital dünyasında da yer alması kitabı interaktif hale getiriyor. https://www.youtube.com/@ahmetatlesendemir Youtube kanalında da her kitaptan şiirleri seslendirilmiş olarak bulabilirsiniz.
Ayrıca kitapta yer alan şarkı sözleri ve bestelenmeyi bekleyen şiirleri ise; https://www.youtube.com/@sirkimuzikyapim Youtube kanalında bulabilir, takip edebilirsiniz.
Mihenk Yayınevinden çıkan Kalem Değdi Duyguma, tüm kitabevleri ve dijital platformlarda yerini aldı.
Buket Önyürü’nün yeni kitabı okurla buluştu
Arkeolog, ressam ve yazar Buket Önyürü, GÜL adlı çalışmasıyla insanlık tarihinin en kadim sembollerinden biri olan gülü çok katmanlı bir bakışla ele alıyor. Rosever Kültür Yayınları etiketiyle yayımlanan eser, gülü yalnızca estetik bir çiçek olarak değil; tarih, sanat ve bilim ekseninde şekillenen evrensel bir kültürel hafıza unsuru olarak konumlandırıyor. Kitap, Antik Mezopotamya’dan Antik Yunan ve Roma’ya, mitolojiden din tarihine, Rönesans sanatından Osmanlı estetiğine uzanan geniş bir zaman aralığında gülün izini sürüyor. Önyürü, arkeolojik bulgular, mitolojik anlatılar ve sanat tarihi örneklerini modern bilimin verileriyle bir araya getirerek gülün şifa, ritüel, sembolizm ve estetikle kurduğu derin ilişkiyi görünür kılıyor. Gül, disiplinler arası yaklaşımıyla dikkat çekiyor. Eserde gül kokusunun psikoloji ve sinir sistemi üzerindeki etkileri, tıp ve kozmetik alanındaki tarihsel kullanımı ile modern dünyadaki yeri bilimsel veriler ışığında ele alınıyor. Böylece kitap, yalnızca geçmişe dönük bir kültür incelemesi değil; bugünü ve insanın duyusal dünyasını da kapsayan bütüncül bir anlatı sunuyor. Akademik titizlikle kaleme alınan çalışma, Buket Önyürü’nün sanatsal diliyle estetik bir okuma deneyimine dönüşüyor. GÜL, gülü insanlığın anlam ve güzellik arayışının kadim bir sembolü olarak ele alırken; kültür, sanat ve bilim meraklıları için kalıcı bir başvuru kaynağı olma niteliği taşıyor.
4YOL’dan duygusal ve sert bir dönüş: “Hayatının Bir Köşesinden” şimdi yayında
İstanbul rock sahnesinin köklü gruplarından 4YOL, yeni teklisi “Hayatının Bir Köşesinden” ile dinleyicisini geçmişle yüzleşmeye davet ediyor. Grup, 29 Ocak 2026 itibarıyla tüm dijital platformlarda yerini alan bu çalışmasıyla, vazgeçişin ve özlemin sert ama samimi hikâyesini modern rock sound’uyla buluşturuyor. Söz ve müziği Şehmus Şerbetçi imzası taşıyan şarkı, “Sevmiyorsun beni, belki çok istedin” cümlesiyle başlayan içten anlatımıyla dikkat çekiyor. Hüzünlü bir girişin ardından patlayan davullar ve kirli gitar tonları, 90’lar Türkçe rock ruhuna güçlü bir selam gönderirken; günümüz alternatif rock dinamikleriyle de güncel bir kimlik kazanıyor. Şarkının düzenlemesi grubun kendisi tarafından yapılırken, miks ve mastering süreci Matthew Brett Productions tarafından üstleniliyor. Yıllara yayılan dostluklarını müzikal bir ortaklığa dönüştüren Erhan Eriş (Vokal), Berk Arıhan (Gitar), Şehmus Şerbetçi (Bas) ve Orçun Oktaygil (Davul), bu yeni çalışmada en olgun dönemlerinden birini yansıtıyor. Bir dönem Multipass adıyla da tanınan ekip, 2022 yılında 4YOL ismiyle yeniden bir araya gelmiş; “Arama Sorma” ve “Poseidon” gibi şarkılarla rock dinleyicisinin beğenisini kazanmıştı. “Hayatının Bir Köşesinden”, grubun diskografisinde hem duygusal hem de müzikal açıdan özel bir yere oturuyor. Şarkının video klibi, grubun vokalisti Erhan Eriş idaresinde Ai ile oluşturulurken, görsel dilde de parçanın içsel ve karanlık atmosferi başarıyla yansıtılıyor. Bağımsız olarak yayınlanan “Hayatının Bir Köşesinden”, kalbin derinliklerine dokunan sözleri ve güçlü sound’u ile 4YOL’un rock yolculuğunda yeni bir dönüm noktası olarak öne çıkıyor.
YouTube:
https://youtu.be/9Jk_lSTWG8Q?si=B8FuP29c1Li1XUs
Instagram:
https://www.instagram.com/4yolmusic/
Rock’un duygu yüklü yüzünü özleyenler için 4YOL, “Hayatının Bir Köşesinden” ile güçlü bir hatırlatma yapıyor.
Yazar Gülkibar Alkan Kırılmaz: Sanatı yaşama dönüştüren çok yönlü bir kalem
1978 yılında İstanbul’da dünyaya gelen yazar, eğitmen ve sanatçı Gülkibar Alkan Kırılmaz, henüz iki yaşındayken ailesiyle birlikte Avusturya’ya taşındı. Çocukluğundan itibaren iki kültür arasında büyüyen Kırılmaz, bu çok katmanlı yaşam deneyimini edebiyat ve görsel sanatla harmanlayan özgün bir anlatı dili geliştirdi. Bugün hem kalemi hem de çizgileriyle dikkat çeken Kırılmaz, çağdaş edebiyatın çok yönlü isimleri arasında yer alıyor. Mesleki yaşamında Almanca ve Güzel Sanatlar (çizim) öğretmeni olarak görev yapan Kırılmaz, sanatı yalnızca bir üretim alanı değil, aynı zamanda bir yaşam biçimi olarak görüyor. Yazı yolculuğuna 12 yaşında günlük tutarak başlayan yazar, genç yaşlardan itibaren edebiyat yarışmalarına katılarak kendini geliştirdi. Disiplinli çalışma alışkanlığıyla sanatsal sezgiyi bir araya getiren bu süreç, onun edebi kimliğinin temel taşlarını oluşturdu. 15 yaşından bu yana Avusturya merkezli Hainburg Yazarlar Grubu’nun aktif bir üyesi olan Kırılmaz; Avusturya, Almanya ve Slovakya’da düzenlenen çok sayıda edebiyat söyleşisi ve kültürel etkinlikte yer aldı. Grup çalışmaları kapsamında birçok ortak kitaba katkı sunarken, yıllar içinde kendi sesini olgunlaştırdı. Bu birikimin en somut yansıması ise ilk kişisel kitabı “Şimdiyi Özlemek” oldu. Şiir ve öykülerden oluşan eser, yalnızca edebi içeriğiyle değil, kitabın içindeki tüm çizimlerin ve kapak görselinin de yazarın kendisine ait olmasıyla dikkat çekiyor. Böylece Gülkibar Alkan Kırılmaz, yazı ve görsel sanatı tek bir anlatı çatısı altında buluşturarak okura bütüncül bir sanat deneyimi sunuyor. Kitap, Türkçe’nin yanı sıra Almanca olarak da yayımlandı ve Amazon üzerinden okurla buluştu. Kendi imkânlarıyla hayata geçirilen bu proje, ardındaki emeği ve kararlılığı da gözler önüne seriyor. Kırılmaz’ın sanatsal duyarlılığı yalnızca edebiyatla sınırlı değil. Kitabın yayımlandığı dönemde okurlarına hediye edilmek üzere hazırlattığı ağaç tohumlu ayraçlar, onun çevresel duyarlılığını ve toplumsal farkındalığını da ortaya koyuyor. Orman yangınlarına karşı sembolik de olsa bir katkı sunmayı amaçlayan bu jest, yazarın değer dünyasını yansıtan anlamlı bir detay olarak öne çıkıyor. Güçlü iletişimi, pozitif enerjisi, kendine özgü çalışma tarzı ve özgün projeleriyle dikkat çeken Gülkibar Alkan Kırılmaz; çok yönlü birikimi, vizyonu ve sanata duyduğu içten bağlılıkla edebiyat yolculuğunu kararlılıkla sürdürüyor. Yeni projeleri arasında bir roman çalışması da bulunan Kırılmaz, yazmaya tutkuyla devam ederken, okuruna da şu mesajı veriyor:
“Sizi ne mutlu ediyorsa onu yapın; çünkü mutluluk üretkenliğin en güçlü kaynağıdır.”
Teknolojiyle yoğrulmuş bir arabesk hikâyesi: İbrahim Dağ’dan “Nankörsün”
Müzik ile teknolojinin aynı duyguda buluştuğu nadir örneklerden biri olan İbrahim Dağ, “Nankörsün” adlı yeni çalışmasıyla Türkçe slow arabesk sevenlerin karşısına samimi ve içten bir hikâyeyle çıkıyor. Hayatın içinden süzülen sözleri ve güçlü duygusal altyapısıyla dikkat çeken şarkı, kısa sürede dinleyicinin kalbine dokunmayı başarıyor.
1988 yılında Siirt’te dünyaya gelen İbrahim Dağ, 2001 yılından bu yana İstanbul’da yaşamını sürdürüyor. Müzik yolculuğu okul yıllarında flüt ve piyano ile başlayan Dağ, zamanla müziği bir hobi olmaktan çıkarıp, yaşanmışlıklarını ifade ettiği güçlü bir anlatım alanına dönüştürdü. Anadolu Üniversitesi İktisat ve Mersin Üniversitesi Bilgisayar Programcılığı mezunu olan sanatçı, profesyonel kariyerinde bir şirkette Senior Yazılım Mühendisi olarak görev alıyor. Analitik düşünce yapısı ve üretkenliği, müziğine de farklı bir boyut kazandırıyor.
İbrahim Dağ’ın üretim süreci, çağın imkânlarını cesurca kullanan bir yaklaşımı yansıtıyor. Bestelerin ruhu ve hikâyesi tamamen kendisine aitken, teknik üretim aşamasında yapay zekâ destekli müzik teknolojilerinden faydalanıyor. Bu yönüyle Dağ, duyguyla teknolojiyi aynı potada eriten yeni nesil müzik anlayışının dikkat çeken isimlerinden biri olarak öne çıkıyor.
“Nankörsün”, hayatına girip iz bırakan, ardından nankörlükle hatırlanan insanlara ithafen yazılmış bir şarkı. Güven duygusunun yitimi, yarım kalan sözler ve “kader” denilerek geride bırakılan ilişkiler, eserin ana temasını oluşturuyor. Şarkının klibinde ise İbrahim Dağ’ın eşiyle birlikte rol alması, çalışmayı daha da kişisel ve gerçek kılıyor.
“Bazen bir insanı değil, ona duyduğun güveni kaybedersin” cümlesiyle özetlenebilecek olan “Nankörsün”, sevdiğini her şeye rağmen savunan ama sonunda yalnız kalan bir kalbin sesi olarak dinleyiciyle buluşuyor. İçinde kırgınlık, sitem ve susarak taşınan derin bir acı barındıran eser, kulaklıkla dinlendiğinde duygusunu daha da güçlü hissettiriyor.
İbrahim Dağ için müzik; teknolojiyle, duyguyla ve gerçek hayatla kesişen bir üretim alanı. “Nankörsün” ise bu kesişimin en yalın ve en içten örneklerinden biri olarak dikkat çekiyor.
🎧 Nankörsün – Resmi Audio (Türkçe Slow Arabesk)
YouTube bağlantısı:
https://www.youtube.com/watch?v=halizanJ7bY
📲 Instagram:
https://www.instagram.com/idaimusic/
Akademiden topluma uzanan bir sağlık köprüsü: Doç. Dr. Neşe Mehmetoğlu
Halk sağlığını yalnızca istatistikler, tablolar ve epidemiyolojik veriler üzerinden okumayan; onu yaşamın tam merkezine yerleştiren bir isim Doç. Dr. Neşe Mehmetoğlu. Akademik bilgiyi toplumsal faydaya dönüştürme konusundaki istikrarlı duruşu, özgün projeleri ve insan odaklı yaklaşımıyla, Türkiye’de halk sağlığı alanında dikkat çeken akademisyenler arasında yer alıyor. 2007 yılında Hacettepe Üniversitesi’nden mezun olan Mehmetoğlu’nun bilimsel yolculuğu, İnönü Üniversitesi’nde tamamladığı doktora süreciyle derinleşti. Halen Malatya Turgut Özal Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde akademik çalışmalarını sürdüren Mehmetoğlu, akademiyi toplumdan kopuk bir alan olarak değil, doğrudan toplumun hizmetinde bir güç olarak konumlandırıyor. Akademik kariyeri boyunca kaleme aldığı 50’den fazla bilimsel makale ve üstlendiği dergi editörlükleri, onun bilimsel üretkenliğini ortaya koyarken; asıl farkını yaratan unsur, bu bilgileri toplumun her kesimine ulaştırma konusundaki kararlılığı. Mehmetoğlu’na göre gerçek başarı, bilginin sokağa, eve ve insan hayatına temas edebilmesinde gizli. Bu yaklaşımın en güçlü örneklerinden biri, yürütücülüğünü üstlendiği Malatya Turgut Özal Üniversitesi Tazelenme Üniversitesi Projesi. 60 yaş üstü bireyleri yaşam boyu öğrenme modeliyle yeniden hayatın aktif öznesi haline getiren bu proje, yaşlılığı bir “geri çekilme” dönemi olmaktan çıkararak, deneyimle bilginin buluştuğu bir “tazelenme” sürecine dönüştürüyor. Sosyal izolasyonun önüne geçen ve ileri yaş bireylere toplumsal saygınlık kazandıran bu çalışma, Mehmetoğlu’nun meslek hayatındaki en anlamlı adımlardan biri olarak öne çıkıyor. Toplumsal etkiyi yalnızca yaşlı bireylerle sınırlamayan Mehmetoğlu, çocuklara yönelik kaleme aldığı “Halk Sağlığının Gizemli Tarihi” adlı çalışmasıyla da sağlık bilincini erken yaşlarda bir kültür haline getirmeyi hedefliyor. Bilimi çocukların dünyasına sade, anlaşılır ve ilgi çekici bir dille taşıyan bu eser, geleceğin sağlıklı toplumunu inşa etmeye yönelik vizyonunun önemli bir parçası. Yerel yönetimler, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşları tarafından layık görülen “Toplum Sağlığına Katkı”, “Sosyal Sorumluluk Özel Ödülü” ve “Yılın Akademisyeni” gibi ödüller, onun sahadaki emeğinin ve sosyal duyarlılığının somut göstergesi. Evde bakım verenlere yönelik saha çalışmaları ve sağlık okuryazarlığını artırmaya yönelik projeleri ise halk sağlığının yalnızca akademik kürsülerde değil, toplumun tam kalbinde var olduğunu kanıtlıyor. Bugün bir akademisyen, bir anne ve bir halk sağlığı gönüllüsü olarak üretmeye devam eden Doç. Dr. Neşe Mehmetoğlu; kendine özgü çalışma tarzı, çok yönlü birikimi, güçlü iletişimi, pozitif enerjisi ve vizyoner bakışıyla fark yaratıyor. Bilimsel titizliği toplumsal vicdanla harmanlayan duruşu, onu yalnızca başarılı bir akademisyen değil, ilham veren bir rol model haline getiriyor. Çünkü onun da inandığı gibi; bir bilim insanının gerçek mirası, yalnızca yayımladığı makaleler değil, dokunduğu ve değiştirdiği hayatlardır.
Ekranların güçlü sesi: Rana Yüksel
Medya dünyasında genç yaşına rağmen kararlı adımlarla ilerleyen Rana Yüksel, spikerlik ve muhabirlik alanında sergilediği disiplinli duruşuyla dikkat çeken isimler arasında yer alıyor. 13 Kasım 2000 doğumlu Yüksel, Kırıkkale Üniversitesi Radyo ve Televizyon Programı mezunu. Eğitim hayatını daha en başından medya odaklı bir çizgide şekillendiren genç spiker, çocukluk yıllarından itibaren ekran önünde olmayı hedeflediğini ifade ediyor.
Medya sektörüne ilk profesyonel adımını Kanal B’de atan Rana Yüksel, burada edindiği temel deneyimlerle mesleki altyapısını güçlendirdi. 2023 yılında Türk Haber bünyesine katılması ise kariyerinde önemli bir dönüm noktası oldu. Kanalda ekonomi spikerliğiyle ilk ekran deneyimini yaşayan Yüksel, kısa süre içerisinde muhabirlik görevini de üstlendi. Bir yıl gibi kısa bir zaman diliminde hafta içi her gün 21.00 ve 01.00 gece haber bültenlerini sunarak izleyiciyle düzenli olarak buluştu. Bunun yanı sıra bir dönem pazar günleri ana haber spikerliği yaparak ekran tecrübesini daha da ileri taşıdı.
Ekran önü çalışmaları kadar saha deneyimleriyle de öne çıkan Rana Yüksel, bu çok yönlü süreçlerin özgüvenini, diksiyonunu ve sunum becerilerini güçlendirdiğini vurguluyor. Haberi yalnızca aktaran değil; doğru, etkili ve güvenilir bir dille izleyiciye ulaştırmayı ilke edinen Yüksel, mesleki gelişimini sürekli kılmayı hedefliyor.
Kendine özgü çalışma tarzı, üretkenliği ve özgün projelere olan ilgisiyle dikkat çeken Rana Yüksel; güçlü iletişimi, pozitif enerjisi, vizyoner bakış açısı ve ekran ışığıyla medya dünyasında adından söz ettirmeye devam ediyor. Genç yaşına rağmen ortaya koyduğu istikrarlı duruş, onu geleceğin başarılı spikerleri arasında şimdiden güçlü bir konuma taşıyor.
Akademik olarak genişletilmiş baskısıyla “Sessiz Aşk Terapisi” yeniden okurla buluşuyor
Hukukçu ve yazar Av. Serra Taşköprü’nün ilk baskısıyla geniş yankı uyandıran eseri Sessiz Aşk Terapisi, akademik olarak genişletilmiş yeni baskısıyla yeniden okurla buluşuyor. Terapist–danışan ilişkisindeki etik sınırlar, sessiz manipülasyon biçimleri ve güç dengelerini odağına alan kitap, bu kez psikoterapi alanındaki uzmanlara, akademisyenlere ve terapi süreçlerine ilgi duyan geniş bir okur kitlesine daha derinlikli bir analiz sunuyor.
Taşköprü, terapi odasının çoğu zaman “güvenli bir iyileşme alanı” olarak görülmesine karşın, aslında ciddi bir güç asimetrisi barındırdığına dikkat çekiyor. Bir tarafta otorite, bilgi ve profesyonellik; diğer tarafta ise kırılganlık, güven ihtiyacı ve çaresizlik yer alıyor. Bu dengenin bozulması hâlinde terapi sürecinin iyileştirici olmaktan çıkıp, “sessiz şiddet” olarak tanımlanan psikolojik bir sarsıntıya dönüşebileceği vurgulanıyor. Genişletilmiş baskıda, altı yıl boyunca yalnızca muayene düzeyinde süren bir psikiyatri ilişkisinin, danışanın farkında olmadan geliştirdiği duygularla nasıl yön değiştirdiği akademik referanslar eşliğinde inceleniyor. Danışanın duygularını ifade edip süreçten çekilmesiyle başlayan sessiz çatışma; psikodinamik açıklamalar ve etik değerlendirmelerle daha kapsamlı biçimde ele alınıyor. Kitap, “Terapistin sessizliği profesyonel bir teknik midir, yoksa duygusal bir kaçış mı?” ve “Danışanın hisleri bir yanılsama mı, bastırılmış bir gerçeğin yansıması mı?” gibi çarpıcı sorular üzerinden ilerliyor. Av. Serra Taşköprü, bu baskıda Psikiyatrist Prof. Dr. Kaan Kora’ya da teşekkürlerini sunuyor. Sessiz Aşk Terapisi, terapötik dünyanın karanlıkta kalan yönlerine ışık tutan, eleştirel ve öğretici bir başvuru eseri olarak raflardaki yerini alıyor.
📌 Kitap linki:
https://www.amazon.com.tr/dp/6258530591