Kamu emekçisine açlık dayatması

Abone Ol

8.Dönem Toplu Sözleşme görüşmeleri, yalnızca rakamların konuşulduğu bir masa değil; milyonlarca kamu emekçisinin geleceğinin belirlendiği kritik bir süreçtir. Biz, Türkiye’nin 3. büyük konfederasyonu olarak Birleşik Kamu-İş çatısı altında bu masadayız. Ancak gördüğümüz tablo, emekçinin alın terini, fedakârlığını, yaşam mücadelesini görmezden gelen bir yaklaşımı açıkça ortaya koyuyor.

Kamu işvereninin teklifi açıklandı: 2026 yılı ilk 6 ay için % 10, 2026 yılı ikinci 6 ay için % 6

2027 yılı ilk 6 ay için % 4, 2027 yılı ikinci 6 ay için % 4

Bu teklifin içinde ne var biliyor musunuz? Refah payı yok!

Taban aylığa zam yok!

Ve en önemlisi: Adalet yok!

Bu oranlar, bırakın geçim derdini hafifletmeyi, kamu emekçisini açlık sınırına daha da yaklaştıran bir anlayışın ürünüdür.

Bağımsız araştırmalara göre, dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 27 bin lirayı aşmış durumda. Yoksulluk sınırı ise 85 bin liranın üzerine çıktı. Türkiye’nin birçok şehrinde kira fiyatları ortalama 23 bin 500 lirayı buldu. Elektrik, doğalgaz, su faturaları cep yakıyor. Ulaşım ve gıda fiyatları her ay yeni zam rekorları kırıyor.

Bugün ortalama bir kamu emekçisi maaşının yarısından fazlasını kiraya veriyor, geriye kalanla ay sonunu getirmeye çalışıyor. Çocuğunun okul masrafını, mutfağın alışverişini, faturaları denkleştirmek artık imkânsız hale geldi. İşte bu yüzden diyoruz ki:

Geçinmek imkânsız, sabrımız taşmış durumda!

Birleşik Kamu-İş’in tavrı

Bizim sendikal mücadele anlayışımız, yalnızca masa başında kalem oynatmak değildir. Biz, alanlarda, meydanlarda, iş yerlerinde omuz omuza mücadele eden bir sendikayız. Genel Başkanımız Orhan Yıldırım’ın dediği gibi: “Eylem önlüğümüzü giyiyoruz, hükümetin dayattığı sefalet zammını reddediyoruz. Grevse grev, sokaksa sokak!”

Bu söz bir slogan değil, bizim mücadele manifestomuzdur. Çünkü biliyoruz ki hak, ancak direnenlerin olur. Dayatılan bu zam oranlarını kabul etmeyeceğiz. Bizim talebimiz net:

Refah payı eklensin.

Taban aylıklar yükseltilsin.

Kamu emekçisi insan onuruna yakışır bir ücret alsın.

Neden Bu Kadar Kararlıyız?

Çünkü bu yalnızca bir maaş pazarlığı değil, aynı zamanda sosyal adalet meselesidir. Eğer emekçi açlığa mahkûm edilirse, toplumun huzuru da yarınları da tehlikeye girer. Bizler, bu ülkeye hizmet eden memurlar olarak sadakatimizi görevlerimizle gösterdik. Şimdi sıra hükümette: Bize hak ettiğimiz değeri vermek zorundalar.

14 Ağustos’ta alanlardaydık

14 Ağustos’ta Türkiye’nin dört bir yanında alanlara çıktık. Sadece biz değil, yoksulluğa, adaletsizliğe ve hak gaspına karşı çıkan herkesle omuz omuzaydık.

O gün meydanlarda haykırdık: Açlık sınırında yaşamak istemiyoruz! Sefalet zammına hayır!

Adalet istiyoruz! Bu mücadele yalnızca kamu emekçisinin değil, bu ülkede insanca yaşamak isteyen herkesin mücadelesidir.

Son Söz

Bizler, Birleşik Kamu-İş olarak geri adım atmayacağız. Bu teklifi reddediyoruz. Hükümete sesleniyoruz: Emekçinin alın terinin karşılığını verin, aksi halde alanlar dolup taşacak. Çünkü biz biliyoruz ki hak verilmez, alınır! Ve biz o hakkı almak için buradayız.